Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Ağustos 2013

Ne Haber

Eğer yazar okuyamazsa...

Oggito

Paylaş

37

0


İyi bir yazar olmanın birinci koşulu iyi bir okur olmaktır. Samuel Johnson, “Bir yazarın vaktinin büyük çoğunluğu okuyarak geçer; bir kitap yazabilmek için, kişinin bir kütüphanenin yarısını devirmesi gerekir,” der. Ama kimi zaman olur ki, insanın eline kitap alası, alsa dahi sayfalarını çeviresi gelmez. İste Brooklyn’li yazar ve şair Diana Mehta, Paris Review dergisi için yazdığı yazıda, kendi kitabını yazdığı iki yıllık süreç içinde başına gelen “okur tutukluğu” halinden söz ediyor. “Bir buçuk yıl boyunca, günde yaklaşık bir paragraf Thomas Mann’in Büyülü Dağ kitabını okudum. Birkaç cümlenin ardından kitabı kapatıyor ve kendi cümlelerim üzerinde çalışmaya devam ediyordum. Gündüzleri bütün gün yazmakta olduğum kitap üzerinde çalışıyor, kitabın kapağını bile açmıyordum. Okuma yalnızca akşama ait bir eylemdi ve her zaman Büyülü Dağ’dı. Sadece Mann’ın üslubu yazmakta olduğum kitap için uygun geliyordu... Neredeyse iki yılın ardından, düzinelerce kitap kitaplığımın altında, yerlerde dağınık bir duruyordu. Bunlar okumaya niyetli olduğum kitaplardı.” Bu durumun kendisini endişelendirmeye başladığını ve bunun üzerine çok sevdiği romanları eline alarak bu tutukluğu aşmak için çabaladığını; işe yaramayınca bu sefer deneme kitapları okumaya çalıştığını anlatan Mehta, ancak birkaç sayfa okuduktan sonra kitapları kapadığını itiraf ediyor. Bu dönemde kendisini bir okurdan çok, “kitap koleksiyoncusu” gibi görmeye başlamış; arkadaşlarının “Bu kitabı elinden düşüremeyeceksin!” önerileri üzerine aldığı kitapların hiçbiri ilgisini kitabın sonunu getirebilecek kadar çekmemiş. Son çare olarak bir kitap kulübüne katılmayı deneyen Mehta, kulübün akademisyenlerden, müzisyenlerden ve hevesli okurlardan oluştuğunu, ancak okudukları kitabı bütün üyelerin oldukça beğenmesine rağmen, kendisinin bitirmekte zorlandığını ve son yüz sayfayı ancak gözden geçirebildiğini söylüyor. Bu da işe yaramayınca, kendisi gibi yazar olan birkaç arkadaşına kitap kulübü önerisini götürdüğünü, ancak onların da üzerlerinde çalıştıkları kitapla meşgul olduklarından böyle bir etkinliğe vakitlerinin bulunmadığını söylemelerin üzerine Mehta çabalamaktan vazgeçerek sessizce kitabını yazmaya devam etmiş. Ta ki bu sorunundan kendisi de kitap yazmakta olan bir arkadaşına, biraz da utanarak, söz edene dek... “Arkadaşım beni, başını yavaşça aşağı yukarı sallayarak dinledikten sonra, altı aydır hiçbir şey okuyamadığını, eline neyi alsa geri bıraktığını söyledi. Bu benim için bir aydınlanma ânı oldu. Bir kitabı yazmaya konsantre olmuşken kitap okumak oldukça zor; kendi kitabınıza bu ölçüde bağlıyken, içinizden bir başkasının kitabına bağlanmak gelmiyor; kendi yaratmış olduğunuz karakterlerinizi düşünürken, başka bir kitap dikkatinizin dağılmasına sebep oluyor. Bu durumdan, Philip Roth okuyup, onun güçlü cümlelerinin benim yazmakta olduğum cümlelerin üzerindeki ezici etkisini gördüğümde emin oldum. Roth’un üslubu benim cümlelerime acı bir sertlik katıyordu, o nedenle kitap raftaki yerini geri aldı.” Kitap yazmayı bir ilişki içinde olmaya benzeten Mehta’ya göre, her iki durumda da kişinin kendisini adaması gerektiğini ve böylece yazmıyor olsaydı okuyacağı kitapları okuyamadığı için kendisini başarısız hissetmemeyi öğrendiğini söylüyor.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir Resmin Düşündürdükleri: “Uygarlığı..Sennur Karanlık
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Mutlaka Görülmeye Değer 5 Otantik İsta..

İstanbul denince akla hep aynı rotalar gelir: Sultanahmet, Galata, Kapalıçarşı, Ortaköy... Oysa bu şehir, kalabalıkların dışında kalmış, kendi hikâyesini hâlâ sakince anlatan mahalleleriyle bambaşka bir yüzünü sunuyor. Eğer İstanbul’da daha yerel, ..

Devamı..

İmdat

Ayzer Bilgiç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024