Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Ocak 2022

Edebiyat

Eser Kuru: "Bir süredir metinleri bir bütünün içinde görme isteği doğdu."

Dilek Karaaslan

Paylaş

2

0


Bazı temaları daha şevkle yazdığımı söyleyebilirim ama bölüm ismi söylemek istemem, onu okuyucuya bırakmayı tercih ederim.

Olasılıklar Kıyısı bir ilk kitap. İlk kitap olmasına rağmen sayfalar ilerledikçe önemli ve usta işi kurgulanmış öykülerle karşılaştığınızı fark ediyorsunuz. Ayrıntılar, betimlemeler, atmosfer sizi kavrayıp öykünün zamanına, hatta mekânına taşıyor. Her cümle sonrakini destekliyor. Ne eksik ne fazla. Üzerinde titizlikle çalışılmış, tasarruflu bir anlatımla desteklenmiş, kapılıp gittiğiniz öyküler sizi olasılıkların kıyısına getirip bırakıyor.

Dilek Karaaslan: Eser, Olasılıklar Kıyısı bir ilk kitap, ama gözden kaçırılmaması gereken önemli bir kitap bence. Kitabın ortaya çıkış sürecini ve yazma yolculuğunu anlatır mısın?

eser kuru olasılıklar kıyısıEser Kuru: Teşekkür ederim. Yazmak hayatımda her zaman olan bir şeydi. 2017’deyse kurmacayla tanıştım. Sonrasında yoğun bir okuma ve yazma süreci gerçekleşti. Bir süredir metinleri bir bütünün içinde görme isteği doğdu. Kısaca böyle diyebilirim.

DK: Kitapta on altı kısa hikâye var. Öykü demiyorum, çünkü öyküsü olan hikâyeler. Özellikle kırılmalardan, kader döngüsünden, yarım kalan aşklardan, çoğunlukla kentli insanlara özgü travmalardan yüzleşmelerden ve bunların neden olduğu yıkımlardan, aslında hepimizden bahsediyorsun. Psikolojisi bozulmuş, ruhsal travmalar geçirmiş bireyleri çok içerden ve samimiyetle anlatıyorsun. Bu konuda özel bir eğitimin var mı? Yoksa araştırarak, okuyarak mı yazıyorsun?

EK: Aslında mesleğin etkisi olabilir diye düşünülebilir. Ama ben ondan ziyade ilgi alanlarının, yaşam tecrübelerinin en çok da okumaların buna etki ettiğini düşünüyorum. Belki algıda seçicilik. Benim ilgimi de en çok bu tarz öyküler, filmler, sanatsal anlatılar çekti geçtiğimiz dönem. Kim bilir, yeni dönemde başkaca şeyler çekebilir.

DK: "Bu Dünyaya Üzülmeyeceğim", başka bir ülkede, Ermenistan’da geçiyor. Sokaklar, mekânlar, binalar çok iyi tasvir edilmiş. Daha önce yaşadığın bir yer mi, araştırarak mı yazdın, yoksa bütünüyle kurgusal yeni bir ülke mi? Her hâlükârda çok başarılı tasvirler.

EK: Teşekkür ederim. Mekânlar da yer isimleri de gerçek. Hatta onların uzamsal etkileri de. Örneğin, Sardakan Metro İstasyonuyla Aram Caddesi arasında gerçekten de öyküde akıp giden zaman kadar bir mesafe var. Araştırarak yazdım ama öykünün çıkış noktası Hrant Dink’in bir konuşmasıydı. Yıllar önce ondan duyduğum bir şey ilham oldu. Şuna benzer bir şey diyordu: “Toplumların, insanların birbiriyle empati kurması için benzer yaşantıların, yakın mekanların, aynı gökyüzünün altında yaşadıklarını bilmeleri yeter. Erivan’a gidip bir süre orada yaşayan bir İstanbullu’nun oranın insanıyla duygudaşlık hissetmemesine imkân yok.”

eser kuru olasılıklar kıyısıDK: Suç, suçlu, yargı, mahkeme, adalet kavramı vb. konularda da çok içerden ve objektif bir bakış açısıyla yazabiliyorsun. Bunda mesleğinin payı var mı? Yoksa gözlem ve iyi bir okuyucu olmanın getirisi mi?

EK: Bunu inan bilemiyorum. Belki bende içkin bir şey olabilir bu. Ama gözlem veya okuyuculuğun etkisi demeyi yine de tercih ederim. Böyle düşünmene sevindim.

DK: Benim kitaptaki favori öykülerim, "Bu Dünyaya Üzülmeyeceğim", "Yansıma", "Yedi Renk" ve "Başka Bir Gün". Özellikle "Başka Bir Gün" beni çarptı diyebilirim. "Yedi Renk" ise kısacık bir öykü olmasına rağmen, tıpkı kahramanı gibi finalinde bizim de yutkunmamıza neden oluyor. Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi. Etkisi yavaş yavaş insanın içine işliyor ve öykü içeride bir yerde kendi özgün kurgusuna devam ediyor. Bana hissettirdiği bu. Eser Kuru’nun favori öyküleri hangisi ya da hangileri?

EK: Böyle bir seçim yapamam sanırım. Ama şunu diyebilirim. Kitap dört farklı bölümden oluşuyor. Her bir bölümün kendi içinde ortak bir teması var. Bazı temaları daha şevkle yazdığımı söyleyebilirim ama bölüm ismi söylemek istemem, onu okuyucuya bırakmayı tercih ederim.

DK: Başucundan ayırmadığın, yazarken dönüp dönüp okuduğun kitapların ve sürekli okuduğun, etkilendiğin öykücüler.

EK: Aslında bu çok değişken ve geniş bir bahis konusu. Bu anlamda şimdi söyleyeceklerim bir süre sonra değişebilir ya da üç ay önce sorsaydın farklı cevap verebilirdim. Ama şu an ilk aklıma gelenleri doğrudan sıralayayım.  On sene kadardır dönüp dolaşıp Bilge Karasu’nun tüm yazdıklarını okurum. Bir yazma ilhamı vermekten ziyade bir müziği okuyormuşum hissi verir ya da bir felsefi düşünce kelimelerle çizilmiş gibi hissederim. Okuma şevkimi artırır her daim. Son dönemde okuduklarımdan, David Vann, Bernhard Schlink, Alejandro Zambra, Georgi Gospodinov, Milan Kundera ilk aklıma gelenler. Truman Capote metinlerinden her zaman ilham verici fikirler bulurum. Son birkaç ayda okuduklarımdan Edouard Louis’in Eddy’nin Sonu'nu çok etkileyici buldum. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kimlik, şiddet, yoksulluk ve yoksunluk adına çok iyi bir otobiyografik roman. Yine Norman Manea Ekim, Saat Sekiz zihin açıcı hikayelere sahip bir öykü kitabı.

DK: Okumak mı, yazmak mı?

EK: Tabii ki okumak.

DK: Bundan sonra serüven nasıl devam edecek? Öyküyle devam mı, roman mı?

EK: Bunu inan bilmiyorum. Biraz zaman gösterecek sanırım. Bir süre okumak diyebilirim şimdilik.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilincin Akışında, Varoluş Anlarının P..Alev Bulut
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çağnam Erkmen

27 Mayıs 2025

“Hayranlık, gönül açıklığı, şükran, kı..

Aylak gezmek, salınarak yürümek, kaybolmak, belirsizliğe ilerlemek kadının işi değil. Doğa Yürüyüşleri’ne ikinci bölümün ikinci epigrafından bağlanıyorum. Epigraf şu: “İçimde hayranlık, gönül açıklığı, şükran, kıyamet kopuyordu.” Cümle, Halikarnas Balıkçıs..

Devamı..

Goethe Evi’nin Üçüncü Katında

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024