Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Ocak 2023

Öykü

Esinti

Özcan Yetim

Paylaş

3

6


Yanımdan geçip giden bu genç kadının geride bırakmış olduğu esinti, yüzüme birdenbire vurduğunda güzel, tatlı bir serinliği hissetmiştim. Bu ferah serinlik ve küçük adımlarla yanımdan uzaklaşan kadının ardından beynimde bir şeylerin harekete geçtiğini hissetmiş ama yine de anlam veremediğim bir şekilde mutlu olmuştum. İlk defa onunla yani esintisiyle dershanenin kapısında tanışmıştım ve kaderin beni yine onunla karşılaştıracağına kuvvetli bir güçle inanmaya başladım.

Adını henüz bilmediğim bu güzel kadına Esinti adını vermiştim. İsmini, kim olduğunu nasıl öğrenebilirim telaşı içimi kaplamıştı ama bu telaşın kalbimi bütünüyle ele geçirmesine izin vermeden evime sakince gidiverdim, olanları, başımdan geçenleri tek tek baştan sona düşünüyor ve Esintinin yüzünü, gölgesini hatırlamaya çalışıyordum. Onun da benim esintimden etkilenmiş olabileceğine biraz olsun kendimi inandırmak isterken Esintiyi tekrar görmek istiyordum.

Esinti ile ilk karşılaşmamız böyle olurken o günden sonra adına aşk dediğim mutluluğun tadını çıkarmak hoşuma giderdi. Sabahları erken kalkar saçlarıma özen gösterir, elbiselerimin bedenimle uyumuna dikkatle bakar ve sevdanın büyüsü karşısında şaşkınlığımı hiç gizleyemezdim. Çoğu kez kendimi kendimden utanırken bulurdum, aynaya bakınca yansıyan yüzümü beğenmezdim. Sanki karşımda Esinti duruyor, beni izliyor gibi gelirdi.

Esinti ile ilk görüşmemizin üzerinden bir hafta sonraydı. Dershanenin karanlık merdivenlerinde aynı sınıfta okuyacağımız haberini duyunca çılgınca yaşadığım mutluluğumun kimseler tarafından görülmesini istemedim. Mutluluğum başkaları tarafından anlaşılır diye dehşetle korkuya kapıldım. Dershanenin o sıcak, küçük sınıfında tıklım tıkış otururken ben hep arka sıradan onun saf güzelliğini hayret ve hayranlıkla izler, olağanüstü hayaller kurardım fakat dersi dinliyormuş gibi rol yapmayı da ihmal etmezdim.

Günler, haftalar birbiri ardına kaçışıyor, ben ve esinti arasında ilk ciddi yakınlaşmalar, şakalaşmalar, gözlerine utangaç ama tesirli, uzunca bakışmaların ortasında onu çok kıskanırdım. Seven her insanın kıskançlığı gibi ben de onu sahiplenip hayatımın merkezine almak istercesine ciddiyetle yapabileceklerimin tek tek hayalini kurardım.

Gizli gizli buluşmalarımızda aileye, akrabaya ve yakın çevreye yakalanmamak için şehrin sakin yerlerini zekice tercih ederdik, bazen hiç olmadık yerde bir tanıdık karşımıza çıkıverir bela bizi burada bile buldu dediğimiz böylesi şaşkınlık uyandıran anlarda, dünya bize ne kadar küçük olduğunu hatırlatırdı. Bu enteresan karşılaşmaların ardından Esintinin ailesinin her şeyi duyacağından endişe ederdik ve ayrılık korkusu içimizi çepeçevre bir karamsarlık ile sarardı.

Bir müddet sonra artık birbirimizi görmeden duramadığımızı anlamıştık ve dershane çıkışı gizli buluşma sayımızı giderek artırmıştık. Bu gizli buluşmalar Esintinin ailesinin özellikle de sert kişiliğinden çekindiği babasının kulağına gidince kızları için endişe etmeye, korkmaya başlamışlardı.

Kızlarının okumaktan vazgeçeceğini birkaç stresli gün oturup düşünürlerken biz Esintiyle ucuz fakat lezzetli dönercimizden ekmek arası paketlerimizi alır bir parkta oturur çam ağaçlarının yeşiline bakarken hem yer hem de hiç olmadığı kadar neşeyle gülerdik. Bizi gören çevredeki insanların bakışları genelde rahatsız edici olurdu, evli olmadığımız için böylesi bir aşkı doya doya serbestçe yaşamamız bu şehirde imkânsızdı. Kıskanç, kindar, öfkeli, aptal bakışlar altında Esintiyi daha çok severdim ve kendimce o bakışlara meydan okur gibi Esintime sahip çıkardım.

Bazen dershane bize yetmezdi, evinin biraz uzağında soğuk kaldırım taşında oturarak onu sabırla beklerdim, o kapıdan çıkınca içimi kocaman bir heyecan sarar ne diyeceğimi bilemez şaşırırdım. Aşkın bana, tenime, gövdeme getirmiş olduğu duygular sayesinde içimdeki bilmediğim o romantik, duygusal kişinin de farkına varmıştım.

Esintimle geleceğe dair büyük hayaller kurardık fakat onun bana göre daha gerçekçi ve ayaklarının yere sağlam basan mantıkçı yanını görünce bundan nedense korkardım. Korktuğumu yüzümdeki değişen ifadenden anlayınca hemen beni yatıştırır ve gönlümü almasını bilirdi. Bazen bize bakan insanların hakkımızda ne düşündüklerini çok merak ederdik, birbirimize ne kadar yakıştığımızı da bir dedektif gibi araştırır, sorgulardık.

İki genç, acemi âşıktık… Dünyaya dair hiçbir fikrimiz yoktu, onun dışında hiçbir şeyi düşünemeyen kalbim, hep onun güzelliğiyle küt küt ederdi. Derslerimi aksatmış olmanın vicdani yükü beni üzüyordu ama bunu bir türlü başaramıyordum, vaktimin bütününü ona ayırıyordum. Ona güzel sözler etmek isterdim, bazen şiir yazar ama en çokta şairlerin şiirlerini merakla okurdum, sevdiğim mısraları Esintime okumak için ezberler fakat ne hikmetse onunla göz göze gelince ezberlediğim mısraları unuturdum. Şiiri unuttuğum için üzülmezdim, onun gözlerine daha çok bakamadığım için üzülürdüm.

Gri ve yağmurlu bir sabah pastaneden aldığım sıcak simitlerle dershaneye onu görecek olmamın heyecanıyla gittim, Esintimi koridorun başında görünce yüzündeki ifadeden bir şeylerin ters gittiğini hemen anladım. Beni görünce içindeki duygusallığı dökmeye başlayarak gözyaşları içinde ağlaması uzun sürmedi. Konuşacak durumda değildi, onu da alıp daha sakin bir yere geçtim. Ağlamasının içtenliği içimi korkuttu.

Babamın haberi var dedi,

Yutkundum,

Kayseri’deki abimin yanına gönderecekler,

Ellerini sıktım, uzak, yasak, o, ben ve ayrılık…

Biletimi kesmişler…

Esintim ertesi gün saat iki otobüsüyle uzun ve soğuk bir yolcukla beni ve şehri terk etti. O gittikten sonra sabahları alışkanlıktan olsa gerek yine evlerinin karşısında soğuk betonda onu umutsuzca bekledim. Onun gelmeyeceğini bildiğim halde beklemeye bir müddet devam ettim, onu görmeden yaşamak ile yüzleşirken acı çekiyordum. Bu acı hiç geçmeyecek sanıyordum, yüzüme vuran esinti bunda sonra olmayacaktı.

Sokaklarda başıboş yürüyordum. Sürekli onu düşünüyordum, bilmediğim sokaklarda durmadan dolaşıyordum. Onun ani gidişinin şaşkınlığını kabullenemiyor ve anlamlandırmaya çalışıyordum. Sokaklarda serseri bir köpek gibi yürüyor yürüyor ve hiç durmuyordum. Anladım ki bu başıboş yürüyüşler bana iyi geliyor, bir nebze olsun aklımı dağıtabiliyordum. Bazen farkında olmadan Esintiyle yürüdüğümüz bir sokağa girdiğimi anladığımda onun yokluğunun beni yıpratıp kahrettiğini sezebiliyordum. Esinti den önce normal bir yaşamın içinde kendince yaşarken Esinti den sonra bir şeylerin eskisi gibi olmadığını idrak ettim. Beynim eskisi gibi çalışmıyor, sürekli onu bir şekilde aklıma getirip hatırlatıyordu.

Uzun yürüyüşlerimde bazen sokak köpekleri bana eşlik ederdi ve onlara derdimi rahatça dile getirirdim. Kimi zaman keşke onu hiç tanımasaydım diye aklımdan şeytani kötü bir düşünce geçerdi kimi zaman ise iyi ki onu tanımışım dediğim anlar da olurdu. Biliyorum hiçbir anlamı yok…

Soğuk, gri şehir; ikimizin ortak hatıraları ile canlıydı. Onu unutmam gerektiğini bilmek ne zordu. Bir şekilde onu unutmaya başlamam gerektiğinin farkındaydım. Giderek sessizleşip içime döndüm, orada yaşamaya başladıktan sonra Esintinin konuşma tarzı, gülümsemesi, şakaları aklıma gelirdi. Her şeyiyle geçmişi kabullenip uzun yürüyüşlerime davam ettim. Bir gün yaşadığım bu acı, hasret bitecekti. Belki de onunla yollarımız yine kesişecek ve sokaklarda tutkuyla yürüyebilecektik…

YORUMLAR

Elif Viyan Ekinci

İyiki varsını

6 Temmuz 2024

Elif Viyan Ekinci

İyiki varsınız😊

6 Temmuz 2024

Elif Viyan Ekinci

İyiki varsınız😊

6 Temmuz 2024

Elif Viyan Ekinci

İyiki varsınız😊

6 Temmuz 2024

Elif Viyan Ekinci

İyiki varsınız😊

6 Temmuz 2024

Elif Viyan Ekinci

İyiki varsınız😊

6 Temmuz 2024

Öne Çıkanlar

Aşiyan'da Sis, Yağmur ve ŞiirFuat Yalçın
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Evrim Sayın

7 Mart 2025

Gizli Sihrinin Farkında mısın?

Kahramanımız bir şekilde ölümün uzak kıyısına düştüğüne göre tüm olağanüstülükleri birer birer anlatmaya başlayabilirim.Ölümün soğuk nefesine kapıları ardına kadar açan bir kitap... Aklından ölümden başka hiçbir şey geçmeyen bir kahraman... Bir gençlik kitabının bu sert..

Devamı..

Cesaret

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024