Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Ekim 2017

Öykü

Fatma Nuran Avcı • Ucuz Ev

Fatma Nuran Avcı

Paylaş

46

0


Telgraf çekmiş Nihat. “Ev tuttum, eşyayı yükleyip Fuat’la gelin.” Kayınpeder kısacık şeyi uzun uzun okudu. Fuat omuzlarını silkti, “Bana ne, ben götürmem, yengemi araba tutuyor, durmadan kusuyor, benim içim kaldırmıyor,” dedi. Kayınvalidem hasta yatağından doğruldu. “Benim aslan oğlum iş güç sahibi, ev bark sahibi olmuş da sana laf mı düşer zibidi,” dedi. Fuat kapıyı çarpıp çıktı gitti. Hepsi aynı bunların. Ayran gibi kabarırlar. Kapılara geçer sözleri. Böyle baba bulmuşlar, adamcağızı hep üzüyorlar. Bir allahın kulu da, “Pekiyi olur,” demez. Aksi aksi konuşup sabrını sınayacaklar adamcağızın. Hadi Fuat daha delikanlı, aklı uzuna kısaya ermiyor, benimkine ne demeli, çoluk çocuk sahibi koca kazık. Dört senedir eve ekmek getirecek. Memlekette onun gönlüne göre iş yok, nerelere kalktı gitti, bizi de peşinden sürükleyecek, nasıl doyacak karnımız bilmem. Varsa yoksa iskambil kâğıtları. Alışmış kudurmuştan beter. Parasına oynamıyormuş. Sanki ben bilmiyorum. Kurbana iki ay kala ahır niye boşaldı durup dururken. Yıkık Duran’ın oğluna paraları sayarken gözlerimle gördüm. Kayınpeder sıkı sıkı tembihliyordu, “Söyle anana ağzından kaçırmasın, Emine’nin kulağına gitmesin.” Kadın aslan doğurmuş ya varsın öyle bilsin. Annesi hasta bilmesin, Fuat delikanlı, gençliğine doysun, ben gelin bilip de bilmezden gelmeyi, görüp de görmezden gelmeyi öğrendim, öğrettiler daha doğrusu. El adamı böyle parmağında oynatır istediği gibi. Bir ben bilirim oysa. Sabaha karşı gelir evin aslanı. Camı tıklatır. Bir gün aklımı alacak bu adam. Gözler kan çanağı, sabah ayazını yemiş titrek titrek. Tek kelime çıkmaz ağzından, ben de susarım. Üç ay önce Nihat’a dayısı iş buldu. Duyunca üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. İyi kötü havasına suyuna alışmıştım buraların. Çocuklar dedeleri, babaanneleriyle mutlu. Bahçemiz kocaman, koşup oynuyorlar. Yedikleri önlerinde. Kayınpederim, “Gidin kızım, adam olmadı işte ne yaptıysak, etrafı çakal dolu, yakasını kurtaramıyor bir türlü,” dedi. Gideceği gece arkadaşlarıyla şerefine içmiş. İçki dokunur aslında midesine. Acıdan kıvranıyor, bir yandan da arkadaşlarını çok özleyecekmiş, ağlamaklı ağlamaklı konuşuyor. Sabrımı taşırdı, ama ne taşırmak. Beni değil de onları özleyeceksin ha öyle mi. Ağzımdan çıkanı kulağım duymuyordu. Koca evde sabahlara kadar seni bekledim. Annen babam anlamasın diye hep sustum sabrettim. Neden evlendin benimle neden. Güle güle dememiştim, bu son olsun, son. Kırmızı bir kamyon kapıya dayandı. Pirinç karyolam, çeyiz sandığım, iki demir divan. Yatak yorgan, sarıp sarmaladık. Tam alışmışken bilmediğim topraklara doğru gidiyorum. Gençliğim, emeklerim evin her bir köşesinde kaldı. Kayınpederim benden memnuniyetini, kayınvalideme baktığımı, Fuat’a, eve, her şeye sahip çıktığımı, ağzı dolu dolu güzel dualarla dile getirdi, sırtımı sıvazladı. Kamyona binene kadar benim aklımsa odamızdaki Taşpınar halıdaydı. Kayınpederim, “Alın götürün,” demeyince, istemeyi de kendime yediremedim. Demek böyle iyilikler yalnız dualarla ödeniyordu. Fuat’tan çekindiğimden, belki de ağlamaktan, hiç kusmadan yolculuğu bitirdik. Nihat bizi karşıladı. Zayıflamış, solmuş, alnında çizgiler belirmiş. “Ev çok güzel, çok ucuza denk getirdim. Her şeyi tastamam,” dedi. Sokak dardı, kamyon zor yanaştı. Tamirhane önünde durduk. Adamlar bize bakıyor. Tamirhaneye bitişik aralık yerden, bir kat merdivenle eve çıktık. Kapının kilidi zor açıldı. Kocaman bir hol, hole açılan iki oda. Banyosunda kazanlı soba, mutfakta masası bile duruyor. Yerler dümdüz muşamba. Başımı biraz yukarı kaldırdım. Duvarların ince ince badanası soyulmuş gibi. Soyulmuş gibi değil de çatlamış gibi. Mutfağın bir köşesinde upuzun çizgi duruyor, duvar yerinden ayrılmış sanki. Kapıda iriyarı bir adam belirdi. Nihat, “Buyur ağbi, memleketten eşyalarımız geldi. Kardeşim, hanım,” dedi. Gözüm duvarlarda takılı kaldı. Adam hemen anladı şüphemi, “Yenge merak etme bir şey olmaz. Bu ev hem kırk üçü hem altmış yediyi gördü. Sokağın en sağlam evi. Yalnız ev sahibi çok korktu, eve bir daha giremedi. Boş duruyordu. Geçenlerde anahtarı bana verdi. ‘Kim isterse verirsin, parası mühim değil,’ dedi. Nihat’ı pek sevdim. Kısmet sizeymiş, güle güle oturun, iyi günler.”
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Modern Dünyanın Anlatı KriziStuart Jeffries
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Farklı kültürler tanımak ve yeni yerler keşfetmek istiyorsanız, bütçenizi yormayan bir tatil için Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeleri tercih edebilirsiniz. Hem kolay hem de ekonomik yurt dışı tatili için sadece pasaport ve kimlik kartıyla gidilen çok sayıda yer b..

Devamı..

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

Çağnam Erkmen

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024