Francis Ford Coppola: “Kendimi bildim bileli tek isteğim film çekmekti.”
2 Eylül 2017 Kültür Sanat Sinema

Francis Ford Coppola: “Kendimi bildim bileli tek isteğim film çekmekti.”


Twitter'da Paylaş
0

Bir yatım olsun istemiyorum. Evimden de memnunum, yenisine ihtiyacım yok. O halde paramı film çekmek için kullanabilirim.
Amerikalı film yönetmeni, yapımcı ve yazar Francis Ford Coppola çoğumuzun hayatına efsane dizi Baba üçlemesiyle girdi. Bu üçlemenin dışında Siyam Balığı Kıyamet ve Tetro gibi filmlerin yönetmeni Coppola’yla yapılan bir söyleşi… Geçmişe dönüp baktığınızda iş girişimlerinizin enerjinizi bitirdiğini ve böylelikle yeniden film çekmeye yöneldiğinizi düşünüyor musunuz? FFC: Evet, olabilir. Ama birçok başarılı film çektim ve sonra, “Belki bu sefer şanslı olurum” diye düşündüm. En sonunda da bir stüdyo aldım. Fakat şimdi sadece masraflarını kendinizin üstleneceği filmleri çekmek istiyorsunuz, değil mi? FFC: Bir finansör gerektirecek kadar pahalı yapımları hayal edemiyorum sanırım. Bunun için çok yaşlıyım. Kızım Sofia çok düşük bütçelerler film çekiyor, ona bakınca, “Bunu ben de yapabilirim” diye düşündüm. Bir yatım olsun istemiyorum. Evimden de memnunum, yenisine ihtiyacım yok. O halde paramı film çekmek için kullanabilirim. İnsanların sizden Baba ya da Konuşma gibi filmlerinizle kıyaslanacak işler yapmanızı istedikleri oluyor mu? FFC: Mesela Konuşma filmi her zaman aynı etkiyi bırakmıyor. Zaman içinde sindirilmesi gereken bir film. Biraz farklı bir filmdi farkındayım. Böyle dediğim için insanlar benim kendimi beğenmiş olduğumu da düşünebilir. Baba üçlemesi de popüler bir romandan uyarlanmıştı ve evet, insanlar benden sürekli mafya filmleri çekmemi istiyor. Mesela Martin (Scorsese) neden Köstebek’le büyük başarı yakaladı? Çünkü bu ondan istenen bir filmdi. Kundun da çok iyiydi ama bu kadar ilgi görmedi. Çünkü bir mafya, suç filmi değildi. [caption id="attachment_36515" align="aligncenter" width="800"] Coppola, Michael Jackson ve George Lucas.[/caption] Bu beklenti sizi üzüyor mu? FFC: Ben sadece istediğim filmleri çekiyorum. Şunu herkesin kabul etmesi gerekiyor: Baba üçlemesi gibi bir film olmayacak. Her film kendine özgüdür. Dizi filmler hakkında ne düşünüyorsunuz? FFC: Açıkçası Baba II’yi çekmeyi hiç istemedim. İlk filmin bütün bir hikâye oluşturması hoşuma gitmişti. Bu yüzden ikinci filmin ne anlatacağına dair soru işaretlerim vardı. Aradan bu kadar uzun süre geçmemiş ve ekonomik durumum o kadar kötü olmasaydı üçüncü film de olmazdı. Ama şuna eminim, dördüncü film asla olmayacak. Jack ve Yağmurcu filmlerinin çekilmesinde de aynı motivasyon mu vardı? FFC: Evet ama o filmler az önce bahsettiklerimiz kadar iddialı değildi. Bunları çekmemin asıl sebebi şuydu: Dracula’yla bütün borçlarımı kapatmıştım ve karıma, “Eğer üç film daha yaparsam bunlardan gelecek parayı kendime ayırabilir miyim” diye sorup izin almıştım. Bu parayı Megalopolis için ayırdım. İnsanlar sizin filmlerinizin hem fikren hem de ölçütte çok hırslı ve kapsamlı olduğunu düşünüyor… FFC: İnsanlar bu türü seviyor ama ben filmlerimi “zor” olsunlar diye çekmiyorum. Yemeği nasıl pişiriyorsam filmi de öyle çekiyorum. Senin için bir yemek pişirdiysem onu sevmeni isterim. Ama bu yemek aynı zamanda sana daha öne tatmadığın bir şeyleri de hissettirebilir. Sen de, “Bunu çok sevdim. Bu hissi bir daha istiyorum” dersin. Bu sektörde bırakacağınız mirası hayal ederken, genellikle 70’lerde çektiğiniz filmlerle hatırlanacağınızı düşünüyor musunuz? FFC: Mesela ben Siyam Balığı filmimi seviyorum. Belki çok başarılı bir film değildi ama insanlar beğendi. Konuşma filmim de aynı şekilde, favorilerim arasında. Fakat sanırım beni Baba filmleriyle hatırlayacaklar, çünkü ben bu filmlerle dünya çapında tanınır oldum. Kıyamet filmimi kimse beğenmedi. Son 40 yıldaki en büyük Hollywood afeti sayıldı. O kadar çok şaşırdım ki, “Ne yani, bundan daha kötü film yok mu” diye düşündüm. Gerçekten çok üzülmüştüm. Son günlerde film çekmeyi özlüyor musunuz? FFC: Hayatta en çok korktuğum şey, insanların içindeyken utanılacak duruma düşmek. Sanırım bu korkum çocukluğumdan geliyor. Setteyken de aynı şeyi hissediyorum. Herkes sana çok zeki biriymişsin gibi bakıyor. Ama sen tabii ki o kadar da zeki olmadığını biliyorsun. “Hadi kamerayı şuraya koyalım ve çekmeye başlayalım” diyorsun ama görüntü yönetmeni o noktanın berbat olduğunu, ışığın ne kadar kötü geldiğini söylüyor. Sonra herkes sana bakıyor ve sen de panikliyorsun. Bazen de oyuncular gelip, “Bu sahne çok kötü, bunu nasıl oynayabilirim ki” diye isyan ediyor. O sahneyi yazan kişi sen olduğun için yine utanıyorsun. Deneysel çalışmaları seviyorsunuz değil mi? FFC: Hep derim, film bir soru gibidir. Filmi bitirdiğinizde ise cevaba ulaşırsınız. Bu bir arayıştır aslında. Finansörler filmin başarılı olmasını ister. Ama benim en sevdiğim kısım çekim esnasına öğrendiğim, keşfettiğim şeyler.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Nev Pierce, 50 Greatest Interviews)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR