Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Mayıs 2018

Öykü

Hülya Tamzok • Köpük

Oggito

Paylaş

54

0


Karnına, yüzüne yediği tekmelerle yere yığıldı. Tam kalkmaya çalışıyordu ki kadın dönüp ayağıyla bir de kafasına basarak, “Nefesini keserim senin,” diye bağırdı. Dalgın dalgın yürüyen Emre, irkilerek sesin geldiği yöne doğru ilerledi. Küçücük bir köpek yerde yatıyordu. Sarı tüyleri kirden kahverengiye dönmüştü. Boynuna sıkıca geçirilmiş halkanın üzerinde el yazısıyla “Köpük” yazıyordu, bir de telefon numarası. Emre, kucağına aldı, başını hareket ettirmemeye çalışarak veterinere yetiştirdi. Kafatasının çatladığını öğrenince, yavruyu evine götürüp üstündeki çamurları yıkadı. Hasır sepetin içine yün kazaklarla yuva yaptı. Köpük ileri uzattığı ön ayaklarının üzerine başını koydu, gözlerini kapadı. Bedeninde hoş bir rahatlık duyumsayarak kuyruğunu sallamak istedi, başaramadı. Emre, tasmasındaki numarayı aradı ama cevap alamadı. Birkaç gün geçmeden üst kattan gümbür gümbür sesler geldi. Fatma Hanım aşağıya inip zile bastı, “Bu itin sesini kesin artık, yoksa şikâyet edeceğim, torunum uyuyamıyor,” diye bağırarak hışımla gitti. Genç mühendis Emre, “Yaralı. Yardıma ihtiyacı var,” dediyse de bir türlü sesini ulaştıramadı. Mama almak için dışarı çıkan Emre, döndüğünde apartman yöneticisinin elinde büyükçe kâğıtla kapıda beklediğini gördü. “Köpek apartmandan atılsın,” diyorlardı. Emre kapıyı açtı, yavruyu kucağına alıp kafasını göstererek, “Sokağa atamam, keşke insanlar bu hayvanları korusa, yüzlerindeki çığlığı görebilse keşke,” dedi. Yönetici üzülmüştü. Köpük’ü yanlarına alıp katları dolaştılar. Çoğunu ikna etmişlerdi. Sadece üst kattaki Fatma Hanım kalmıştı. Zile bastılar. Kapı açılınca Emre yardım istedi. O sırada, kapıda görünen minik Yağmur babaannesine dönerek: “Köpük bize gelsin,” diye diretince, Fatma Hanım eve davet etti. Yirmi dakika kadar sohbet ettiler. Nihayet gönlü olmuştu. Sevinçle bahçe katındaki dairelerine döndüler. Salondaki koltuğa kurulduklarında yorgun savaşçılar gibi göz göze geldiler. Emre Köpük’ün yaralayıcı bakışlarında kayboldu. “Konuşabilseydi neler anlatırdı kim bilir?” diye düşünürken Köpük Emre’ye: “Sana bir şey anlatacağım,” diyerek devam etti: “Sen beni bulduğunda, annemi arıyordum. Yüzü güzel olduğu için hep doğurtmuşlar onu. Yavrularını satmışlar. Bir ben kalmışım. Annem, bazı adamların kendisini arabaya koyup ıssız yerlere götürdüğünü, durduk yere onlarca tekme yediğini söylerdi. Benim de upuzun kuyruğum vardı. Beş aylıkken kestiler kökünden. Çok severdim kuyruğumu. Bir arkadaşımı da sopayla dövdüler. Yavruydu benim gibi. Ne havlayabildi ne adamı durdurabildi. Oracıkta öldü. Ağacın kovuğuna saklandım. Adam beni görecek diye ödüm koptu.” “İşte böyle hayat. Bir yaşıma basmadan seninle karşılaştım. Aylardır sokak sokak annemi arıyordum. Kadının iki köpeğiyle pastaneye girdiğini görünce peşlerine takılmış, cama başımı dayayıp hem köpeklere hem yiyeceklere bakmak istemiştim. Beni sen kurtardın. Biliyor musun en çok seninle oyun oynamayı seviyorum. Bir de gıdığımı, başımı okşaman hoşuma gidiyor. Sevgini hissediyorum. İşe gidince yolunu gözlüyorum. Sana bir şey olursa yine sokağa düşerim. Anahtar kapı deliğine takılınca hemen zıplıyorum. Sen içeri girince de tepene çıkıyorum biliyorsun. Bazen annem aklıma gelince ağlıyorum. Şimdi nerededir acaba? Çıkıp arasak mı?” Emre derin bir nefes aldı. Üzüntüsünü belli etmemeye çalıştı. Elindeki kahve fincanını masaya koyarak, Köpük’e, “Gel bakalım kucağıma. Ben de annemi, babamı küçük yaşta kaybettim. Ben senin baban olayım, sen de benim kızım ol, olur mu? Ne dersin?” dedi. Bozuk balkon kapısını açtı. Bir türlü tam olarak kapanmıyordu. Balkona çıktılar. Uzaktan gelen köpek seslerine cevap vermeye çalıştı Köpük. Zayıf bir şekilde havlayabildi. Kuyruğunu sallamak istedi. Sallayamadı. Kalçası bir o tarafa, bir bu tarafa gitti, geldi. Emre, karşı duvarın üzerindeki kara kediyi gösterecekti ki uyuduğunu gördü. Başını öperek yuvasına usulca koydu. Ertesi sabah vedalaşıp işe giden Emre, akşam eve dönüşte iki tane top aldı. Sarı olanı Köpük’e, mavi olanı da Yağmur’a verecekti. Kapıyı açtı, elindekileri yere koyarak: “Köpük, kızım, nerdesin? Bak sana top aldım, sarı renkli hem de. Anladım, babacıkla oyun oynamak istiyorsun, kapının arkasına mı saklandın yoksa?” diye seslendi. Odalara baktı. Ses yok. Mutfağa doğru yöneldi. Balkon kapısı açıktı.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Modern Dünyanın Anlatı KriziStuart Jeffries
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Farklı kültürler tanımak ve yeni yerler keşfetmek istiyorsanız, bütçenizi yormayan bir tatil için Türkiye’den vizesiz gidilen ülkeleri tercih edebilirsiniz. Hem kolay hem de ekonomik yurt dışı tatili için sadece pasaport ve kimlik kartıyla gidilen çok sayıda yer b..

Devamı..

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

Çağnam Erkmen

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024