Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Mayıs 2023

Öykü

Janjan Poşet

Burcu Kurtulan Kaya

Paylaş

6

1


Öğretmenim. Öğretmendim.

Şimdi bilmem ne belediyesinde zımba sökücülüğü yapıyorum. Mesleğimin adını bilmiyorum ama yaptığım iş bu. Zımba sökücüsüyüm. Bir zamanlar kaynana çenesi, sekreter tırnağı, kelebek, efendim kimileri kurtağzı, canavar dedikleri o zımbırtıyla bütün gün evrakların zımbalarını söküyorum. Çocukların çalışma kâğıtlarını birbirine iliştirirken birçok kez kullanmış olmama rağmen bugün kullandığım bu alet ürkütücü geliyor bana. Benim için masumluğunu birkaç gün önce yitirmiş, onu anladım.

Emekli değilim. Aç kaldım. Kaldık. Ailece. Boyunca iki kızım, yirmi altı yıllık eşimle, yetişemedik. Bir ayın günlerini bitiremedik. Biz de ballandıra ballandıra reklamlarını yaptıkları, efendim transformasyon dedikleri programa katılmaktan başka çare bulamadık. Ben sökücü, kızlarım atananlardan, hanım ise tecrübesiz iş hayatından malulen emekli oldu. Bizim apartmanda bu değişime katılanların sayısı bir hayli fazla olunca tedirginliğim azalmadı değil hani.  Kendi yağlarında kavrulmaya çalışanlarsa dün itibariyle üçe düştü. Biri, karşı komşum işsiz gazeteci Tahir Bey, diğeri alt katımdaki dul Emel Hanım ile girişteki ev sahibimiz Vehbi Bey. Varını yoğunu satıp evrilen bizler ise çoğunlukta. Mecburuz demek belki bir kılıf ama onu da yaşayıp göreceğiz…

Bugün on beşinci günüm ve çok uzun zaman sonra eve elim kolum dolu gideceğim. Biraz heyecanlıyım. Verdikleri exo kartıyla maaşımızdan düşmeden harcayabilecekmişiz –şimdilik ölçülü, zamanla onlar gibi fütursuzca– öyle diyor öğütücü. Yanında çalıştığım iş arkadaşım. Söylediğine göre bundan önce tadını bilmediğimiz bir sürü meyve, sebze efendim şarküteri, süt ürünleri, bakliyat ve çayın en iyisini yiyip içecekmişiz. Öğütücü, benden tecrübeli. Neredeyse iki sene olacakmış çalışalı. Zımbalarını söktüğüm kâğıtları öğütücüye atıyor. Ben gelmeden önce sökücü işini de O yapıyormuş, yetişemeyince beni yanına vermişler. Şükür diyor çok yoruluyormuş –nesi yorucu pek anlayamasam da kendime zaman verdim anlamak için- Halimi gördükçe destek oluyor bana, kendi de ilk zamanlar çok zorlanmış; her şeyi unutmaya, ama şimdi hatırlamakta zorlanıyormuş bile. O kadar bolluk içinde yokluk nasıl bir şeydi diye insanın düşünesi bile gelmiyormuş. Kolaymış kolaymış. Ne zormuş ki allah aşkına. Abartılıyormuş. İnsanlar iş beğenmiyorlarmış. Bir gün “bu kadar kâğıdı neden öğütücüye atıp ziyan ediyoruz?” diye sormuştum. İlk haftamdı sanırım. Daha arka yüzlerini kullanmadan kâğıtların hunharca yok edilmesine üzülmüştüm. “Sakın toplayayım deme.” demişti. Sağa sola bakıp biri duydu mu diye etrafı kol açan ettikten sonra da “Bunlar daha önce ne olduklarımız. Senin benim gibilerin geçmişleri.” demişti. Bugün gayri ihtiyari elimdeki kâğıtlara göz atayım dedim. Ünlü bir gazetecinin geçmişiydi. Tek seferde söküp öğüttük. Huzursuz oldum ama irdelemedim. Mesai bitimini düşünüp keyiflenmeye çalıştım.

Ayrıcalıklı olanların –bizlerin– alış veriş yapabildiği Tamu markete girdiğimde bütün günün huzursuzluğu uçup gitmişti. Raflardaki fiyatları gördüğümdeyse gelmişimle geçmişime sünger çekmek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Öğütücünün dediği gibi çeşitlerin en kalitelisi; çilekse altın olandan, meyve ejderhalısından efendim yoğurtsa süte su karıştırılmamış saf mandadan, bal desen pek tabi özel yetiştirilen arılardandı. Karşılaştığım komşularıma ağzımı büzüp gözlerimi yumarak -öğrettikleri gibi doğru becerebiliyor muydum bilmiyorum- sevinçle selamlayarak bir elim yağda bir elim balda kasaya doğru ilerledim. Öğütücünün de dediği gibi ne o öyle tokalaşıp laubali laubali yanak sürtüşmeleri... Başlarda garipsemedim değil ama alışacağımdan emindim. Mesafe iyidir diyordu.

Aldıklarımı ışıklı poşetlere –herkesin görüp özenmesi için– koyup eve doğru yol aldım. Işıklı poşetlilere ağzımı büzüp gözlerimi yuma yuma bu halime çabucak alışabilmiş olmama sevindim. Neden sevinmeyecekmişiz ki bizim de onlar gibi yaşamaya hakkımız varmış öyle diyorlardı belediyede.

Apartmana girdiğimde saatime baktım. Tahir Bey’in emekli olmasına beş kala işsiz kalmasından ötürü daha bir ay evvel beraber şuracıkta herkesi bir ve beraber olmaya çağrışımız aklıma gelince apartmanın sessizliğini dinledim. Otomatik ışığın kapanmasıyla elimdekilerin karanlıkta parladığını görünce aldıklarımı ceketimin içine saklamaya çalıştım. Çabam fayda etmeyince merdivenleri ikişer ikişer çıkıp dört aydır kirasını veremediğim ev sahibine rastlamamış olmama sevindim. Aynı gemide oluşumuzdan, birbirimizi elbette böyle zamanlarda idare ediyor olmanın vatandaşlık görevi olduğunu elini omzuma koyarak telkin etmişti. Bir an utandım. Utanılacak bir şey yokmuş asıl direnenler bir zaman gelip bir zaman gelip piyon olduklarını anlayacaklarmış. Asıl onlarmış ülkeyi ikiye bölenler. Merak etmeyecekmişim onlar da uyanacaklarmış. Bizi bu hale getirenlerin kıskananlar olduğunu anlayacaklarmış. Otomatiğe basıp bu sefer teker teker çıktım merdivenleri. Elimdekilere bakıp acıktığımı, ağzımın sulandığını fark ettim. Ses seda yoktu. Emel Hanım kim bilir hangi apartmanın merdivenlerini siliyordur… Aşağıdan birinin çıktığını duyunca yere saldığım poşetlere sarıldım. Gelen üst kata doğru çıkıyordu. Biraz sabır birkaç ay sonra kendi evim olacak kadar kazanacakmışım zaten. Hem ne evler; öyle iki göz odalı falan da değilmiş. Kendi evi gibi; ebeveyn banyolu, büyük teraslı, akıllı evlerdenmiş. Bir kurtulsam şuradan, şu sıkıntıdan diye düşünürken:

“İyi günler komşum.” dedi.

Dönemedim. Cevap da veremedim. Göz ucumla elindeki ışığı görünce rahatladım. Baktım Tahir Bey’in elinde de bizim poşetlerden var, sevindim. Bunca yıldır düşündüklerini korkusuzca yazan birinin de bu programa dahil olduğunu görmek… Çok şükür. Demek doğruymuş; bizi çekemeyenler yüzündenmiş. Tahir Bey pek tabi her zamanki titiz araştırmasından sonra kararını vermiştir. Aksi zaten mümkün olamazdı. Onun gibi vatansever, kendinden önce geride kalacak olanları düşünen birinin ince eleyip sık dokuyacağını bildiğimden içime su serpilmişti.  Elindeki poşetin içindekilere bakmadan heyecanla selamlaşmak için ağzımı büzüp iyice yumdum gözlerimi. Karşılık bekledim. Suratıma bakıyordu. Henüz alışamamıştır diye bir daha sıkıca yumdum gözlerimi.

“Yum yum; seni de kör ettiler. İyice maymun oldunuz.” dedi.

Bir şey diyemedim. Elimde poşetler. Elindekine baktım.

“Bu mu? Çöp poşeti.” dedi

YORUMLAR

Deniz Saatkaya Eldam

Yaratıcı bir fikir aşırıya kaçılmadan işlenmiş anlatılmış. Severek ve gülümseyerek okudum.

9 Mayıs 2023

Öne Çıkanlar

The Crown’un 4. Sezonunu İzlemeniz İçi..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

3 Mart 2025

Cesaret

Twombly’ninki ekfrastik şiir değil, ama Barthes bunlara tam resim de denemez, diyor. Kaligrafiyle ve yazıyla ilgisini açıklıyor.Önümde beyaz bir sayfa var. Bu bir bilgisayar ekranı, bir kağıt, ya da bir tuval olabilir. Üstüne her şeyi yazmak ya da çizmek benim elimde. Aynı anda sayfa da bana ..

Devamı..

Kurmacada Bakış Açısı: Birinci Tekil Ş..

Simon Laroche

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024