Jodie Foster: “Her zaman güçlü kadını oynadım. Zayıf bir karakter nasıl oynanır gerçekten bilmiyorum.”
25 Ağustos 2017 Söyleşi Kültür Sanat Sinema

Jodie Foster: “Her zaman güçlü kadını oynadım. Zayıf bir karakter nasıl oynanır gerçekten bilmiyorum.”


Twitter'da Paylaş
0

De Niro’yla çalışınca bir karakter yaratmanın, onun üzerine çalışmanın ne olduğunu anladım.

Çoğumuz onu ilk olarak Robert De Niro’yla oynadığı Taksi Şoförü’nde gördük. Oscar Ödülleri’nde Kuzuların Sessizliği filmiyle kazandığı En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle de bütün dünyada tanınır oldu. Panik Odası ve Uçuş Planı’nda canlandırdığı “yalnız ve güçlü anne” karakterinin onunla bir bütün olduğu düşünüldü. Oyunculuğun yanı sıra yapımcılık ve yönetmenlik de yapan Jodie Foster ile yapılmış kısa ama nitelikli bir söyleşiyi yayınlıyoruz.

Kariyerinizin başında rol aldığınız filmlere dönüp bakınca kendinizi objektif olarak değerlendirebiliyor musunuz, yoksa sadece evde oturup başkasının filmini izler gibi mi oluyor?

JF: Aslında bu sektörde yaşadığım ilk deneyimleri tam olarak hatırlamıyorum çünkü oyunculuğa çok erken yaşta başladım. Fakat o deneyimler çocukluğumdaki en ilgi çekici noktalardı. Ne kadar objektif olabiliyorum bilmiyorum ama herkes için geçerli olan şeyler var. Mesela ne zaman dönüp ergenliğinize baksanız bir korku filmini izliyormuş gibi olursunuz. O dönemlere ait iyi bir şeyler bulmak cidden zordur. Bende de böyle oluyor sanırım.

Taksi Şoförü filminde rol alırken bir yandan da Disney filmlerinde oynamaya devam ediyordunuz. Çevrenizdeki insanlar sizi Iris karakterini oynamaktan vazgeçirmeye çalıştı mı?

JF: Taksi Şoförü’nden önce de Çılgın Cuma’da rol almıştım. Evet, insanlar hep annemle konuşuyordu çünkü o zamanlar kariyerimle ilgili kararları ben almıyordum. Anneme, “Ne yaptığının farkında mısın? Kızın o filmde oynamamalı” diye kızıyorlardı. Fakat annem tam bir sinema hayranıydı. O zamanlar hep Avrupa filmleri izlerdik. Ayrıca Martin Scorsese’yi de severek takip ediyordu. Benim de ciddi ve ilgi görebileceğim yapımlarda rol almamı istiyordu. O dönem aldığı bu harika karar benim hayatım için çok önemliydi.

Bu filmin kariyerinizdeki etkisi nasıldı?

JF: Taksi Şoförü hem beni hem de kariyerimi değiştirdi. Bu filme kadar insanlar benden doğal davranmamı istiyordu. Ben de oyunculuğun ne demek olduğunu çözdüğümü sanıyordum: Replikleri oku ve doğal oyna. Yine de pek mantıklı bir işmiş gibi gelmiyordu. “Biraz daha büyüyünce ne yapacağım” diye düşünüyordum çünkü oyunculuk bu haliyle hiç ilgi çekici gibi durmuyordu. Fakat sonra De Niro’yla çalışınca bir karakter yaratmanın, onun üzerine çalışmanın ne olduğunu anladım. Sonra birdenbire oyunculuğun düşündüğümden daha tatmin edici bir iş olduğunun farkına vardım.

İlk Oscar ödülünüzü Sanık (1988) filmiyle aldınız. Üç yıl sonra Kuzuların Sessizliği’yle (1991) ikinci Oscar’ınızı kazandınız. Hatta filmde oynamak için filmin yönetmeni Jonathan Demme’yi ikna etmekte çok zorlandınız, değil mi?

JF: Evet, önce Kuzuların Sessizliği kitabını okumuştum. Daha sonra filmi kimin çektiğini araştırmaya başladım. Bulduğumda film çekimleri neredeyse başlamıştı. Demme daha önce Michelle Pfeiffer’le çalışmıştı. Bu film için de ilk seçeneğinin o olacağını biliyordum. Hemen New York’a uçtum ve Demme’yle görüşmek için randevu ayarladım. Ona, “Kararını verdin biliyorum ama lütfen beni de ikinci bir seçenek olarak düşün. Tüm bu uğraşım bu filmde oynamak için” dedim. Ofisten ayrılırken ondan bir haber geleceğini hiç sanmıyordum. Bundan sonrasını biliyoruz sanırım. Michelle Pfeiffer ayrıldı ve film çekimine başladınız.

Bu süreç nasıldı?

JF: Benim için çok öğretici ve tatmin ediciydi. Filmin başarılı olup olmayacağını bilmiyordum ama ekipteki herkesin elinden gelenin en iyisini yaptığına emindim. Çünkü kitap hepimizi çok etkilemişti.

  

Oynadığınız kadın rolleri genelde toplum içindeki aynı kadın modelini mi yansıtıyor?

JF: Evet bence öyle. Benimle ilgili genel geçer bir kanı varsa o da hep güçlü kadınları oynadığım konusundadır. Aptal sarışınları da oynadım ama onlar da güçlü kadınlardı. Kötü karakterleri oynadım ama onlar güçlü kötü karakterlerdi. Zayıf karakterler nasıl oynanır gerçekten bilmiyorum.

Oynadınız rollerin küçük de olsa toplumsal bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

JF: Sinema sektörü içinde olabilir. Kuzuların Sessizliği çok şeyi değiştirdi. Bir kadının afişin merkezinde olması, bir erkek için daha uygun bir rolü oynaması… Bu filmde oyuncunun cinsiyetinin pek önemi olmadı. Bir korku ve macera filminin kahramanın kaslı bir erkek ya da kadın olmasının zorunluğu olmadığını gösterdi. Ana karakterin zeki bir kadın olabileceğini kanıtladı. Bunlar çok önemli meseleler.

Gerçekleştiremediğiniz hayalleriniz var mı?

JF: Yönetmenlikte çok iddialı değilim mesela. Öğrenecek çok şeyim var. Bunun için çok heyecanlıyım, yeni şeyler denemeyi ve öğrenmeyi seviyorum. Bazen düşünüyorum da eğer bir oyuncu olmasaydım mutlaka bir yönetmen olurdum. Gençliğimde bir kadının yönetmen olması pek de sık rastlanan bir durum değildi. Hatta eğer kadın bir oyuncuysanız yönetmenlik yapmak istemeniz garipsenirdi. Eğer öyle olmasaydı belki şu zamana kadar daha çok film yönetmiş olurdum.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Nev Pierce, 50 Greatest Interviews)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR