Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Ağustos 2020

Öykü

Mırıldanır Gibi

Yeşim E. Uşkun

Paylaş

0

0


Direksiyonu sola kırdım. Geniş ana yoldan engebeli, virajlı sahil yoluna giriyorum. Arabanın koltuğunda gömülmüş uyuyan Arda’ya baktım, hafifçe omzuna dokundum.

“Hadi adamım sabah oldu, son yarım saat.”

Tam geriye yatırdığı koltuğu doğrulttu, kıpırdanmaya başladı.

“Bir sigara içseydim.”

Radyonun sesini biraz açtım, arkasına dayandı. Radyo üç gün ışığı. Islıkla çalınan o melodi, üf üf üfe üfe üf üf. Hazırlayan Ceren Abdullah. Yarı uykulu konuşuyor.

 “Tam sonundayım her şeyin.”

“Sana da günaydın, rüya falan mı görüyorsun?

“Yok, gerçek, bildiğin sonunda.”

“Öleceksin yani.”

“Dalga geçme.”

Kanal arama tuşuna bastım. Yunanistan kanalları çıkacak tabii. Sabah sabah ne kadar hızlı konuşuyor spiker kadın. Oysa denizde, seslensem beni duyacaklar gibi yakın adanın kendisinde, yolda, sağımdaki küçük tepelerde sabahın sakinliği sürüyor. Radyoyu kıstı.   

“Geçmişi olan insanları kıskanıyorum.”

“Hoppala, bu ne demek şimdi? Herkesin bir geçmişi vardır.”

“Benimkisi kocaman bir boşluk işte. İnsanlar bir şeylerin bitmesine çok üzülürler bunu anlamıyorum, zihinlerinde onca biriken anı varken, ya benim gibiler. Çok geç kaldım.”

 “Neye?”

“Pek çok şeye. Tahmin edemeyeceğin kadar çok geç.”

Çocukken de böyleydi Arda, duyguları hepimizden daha canlı daha kuvvetliydi. Şimdi düşündüğümde galiba biraz ölçüsüzdü diyebilirim. Sevdiği kız onunla konuşmuyor diye on gün okula gelmemişti. Henüz ilk okuldaydık. İkna etmek için epey dil dökmüştük. Orta okulda kızlara yaptığı şaka yüzünden disiplinlik olmuştuk. Yolun genişleyen yerine işaret etti.

“Arabayı kenara çeksene, nasılsa az kaldı.”

Fazla uzamış, yola taşan ayıtların yeşil mor kokularının yanına yaklaştım. Gece boyunca bitkiler ve çocuklar büyümeye devam etti. Arabayı durdurdum.  

“Kapını aç istersen.”

Sağa sola döndü, çantasını arkadan aldı.

Camımı aşağı kadar indirirken ayıtların tomur tomur uçlarına erkek çocuk hoyratlığı ile vurduğumuzu hatırlıyorum. Benim kadar eskiyi hatırlayan bir adam değil. Ortak anılarımızı hiç konuşmayacak olsak bile varlığı o günlerin kanıtı. Kapısını açtı, ayaklarını dışarı sarkıtırken çantasından sigara buldu yaktı. Kahvaltı öncesi nasıl içebiliyor hiç bilmiyorum. Dumanı dışarı doğru üflerken boşluğa bakıyor.

“Yalnız olmaya dayanamıyorum artık.”

“Sen yalnız kalacak bir adam değilsin ki.”

“Ama sürdüremiyorum işte. Uzun süredir cesaretim kırıldı, inanmayacaksın ama gerçek bu.”

Sigarasını tam bitirmemişken yere attı ayağıyla ezdi.

“Gerçi bu kış durum başkaydı. Onun yarattığı o küçük anı bunu değiştirdi. Sana onu anlatayım mı? Sarılı kadını.”

Alışık olduğum o duygu geçişi yine oldu, neredeyse neşelendi.

 “Daha önce anlattın ya.”

“Olsun, bir kere daha dinlesen ne olacak? Hem telefonda iki satır konuşmakla anlaşılacak bir durum değil bu.”

Sadece gülümsedim, bazen rol yapıyor olabilir mi diye düşünüyorum sonra kendimden utanıyorum, onun huyu bu. Üzgünken birden mutlu oluveriyor.  

“O aklıma gelince nasıl oluyor biliyor musun?  Hani bir odanın her yanına güzel bir koku yayılır ya, bu anı aklımda belirince zihnimde böyle bir hoşluk oluyor. Sanki o kadının yakaladığı şeye benim ihtiyacım var. Ne bileyim bedeninden ağrılar acılar, aklından saplantılı düşünceler, ruhundan garip korkular büyük bir vakumla çekilmiş de geriye gösterişsiz kendi halinde huzur kalmış gibi. Böyle bir şey mümkün mü deme, tamı tamına böyle hissediyorum.

“Ne güzel işte.”

Ben de kapımı açtım, beyaz boyalı iki katlı evin bahçesinden tavuk sesleri duyuluyor.

“Başka kışlar kendimi donmuş hissederdim, her şey canlı ben içlerinde kıpırtısız hissiz kalakalırdım, bu kış öyle olmadı.  Karnı ağrır mı emin değilim ya da bundan sızlanır mı? Böyle şeyler çok uzak ona. İnce el bilekleri yorulur mu? Onunla aklımdan geçen her şeyi konuşabilecekmişim gibi hissediyorum.”

Heyecanlı sesi yumuşadı.

“Tatlı bir gülüşü vardı, yüzünde etkisi uzun süre kalıyordu. İnsanın sorası geliyor, her şeyi tuhaf olan bu dünyanın siz neresindensiniz?”

Birden derin bir nefes verdi, başı hafif yana düştü.

“Düşünebiliyor musun kocaman kızı varmış, hayatımda erkeğe yer yok  dedi. Tam olarak böyle söyledi, başka hiçbir şey yok. Ben ne yapacağım şimdi?”

“Hadi toparlan yola devam edelim.”

Arabayı tekrar çalıştırdım. Vitesi ikiye sonra hemen üçe attım.

“Camları açık tutalım, şu güzel havayı başka yerde bulmamız mümkün değil.”

Kırlaşmış sakallarının içinden istediği her şeyin olmasını arzulayan olduğundan çok genç bir ses çıktı.

“Filmlerin en sevdiğim bölümü neresidir biliyor musun? İnsanların konuşmadığı müziğin yükseldiği yerler. Ben o müziği duyuyorum artık, bunu ona söylemek istiyorum.”

Onu anlamam için yalvaran muhtaç bakışlarla bana bakıyor. 

“Oğlum ne oldu sana böyle? Bu kadın seni az kaldı şair falan yapacakmış, deminden beri anlattıklarını dinledikçe şaşırmadım desem yalan olur.”

“Önce bununla ne yapacağımı bilemedim, evime sığamadım. Sürekli onu düşünürken buluyordum kendimi.”

Zor bir iş başarmış gibi alnını sertçe yanlara itti. Arkasına yaslandı, bakışlarını uzakta bir yere sabitledi. Virajları, yanlardaki zeytin ağaçlarını, arkamızda bizi geçmeye çalışan arabayı, hemen denizin kenarında süslü püslü kahvaltı yerlerini, çadırlardan çıkan şimdi uyanmış gençleri, hiçbir şeyi görmüyor.  

“Sonra, herhangi bir şeyi istediğin gibi yapma zevki vardır ya, senden önce nasıl yapıldığı önemli değildir. Doğru yanlış iyi kötü yoktur. Sen yeni bir şey denersin. Herkes birbirinin aynısı hayatı yaşarken sen içlerinden sıyrılıp o deneyimine sahip çıkarsın, bunun gibi şeyler hissettim.”

Ayrıcalıklı hissettiriyor olmalı, bana yukardan bakıyor.

Ona söyleyemem. Bu bir kurmaca, abartı, gerçek değil. Söylemesem daha iyi. Aradığını bulmuş gibi mutlu, hevesli ama ortada hiçbir şey yok. Kadın daha ne desin, açık net doğruca söylemiş kararını. Bu kadarı nasıl mümkün olabilir? Aniden mırıldanır gibi ağzımdan kelimeler dökülüverdi.

“Bunlar senin aklının uydurmaları.”

Telaşla konuşmamı sürdürüyorum.

“Disipline gittiğimiz gün sen yine okuldan kaçmıştın, müdür beni arkadaşıma sahip çıkmıyorum diye iki kat azarlamıştı.”  

Çocuksu eğreti gülümsemeyle bana baktı, aynı anda bakışında katı bir öfke oluştu.

Ah Arda, arkadaşım.

“Sigara içmemelisin.”

“….”

“İşinle ilgilensene biraz.”

“….”

“Başka şeyler yapmalısın artık, anlıyorsun beni değil mi?

“….”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

The Crown’un 4. Sezonunu İzlemeniz İçi..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

3 Mart 2025

Cesaret

Twombly’ninki ekfrastik şiir değil, ama Barthes bunlara tam resim de denemez, diyor. Kaligrafiyle ve yazıyla ilgisini açıklıyor.Önümde beyaz bir sayfa var. Bu bir bilgisayar ekranı, bir kağıt, ya da bir tuval olabilir. Üstüne her şeyi yazmak ya da çizmek benim elimde. Aynı anda sayfa da bana ..

Devamı..

Kurmacada Bakış Açısı: Birinci Tekil Ş..

Simon Laroche

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024