Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Şubat 2023

Öykü

Nostalji

Sedat Mercimek

Paylaş

2

0


Aman dostlar aman, sormayın başıma neler geldi diye yarı belime kadar pencereden sarkıp bağırsam yeridir. Ağzının suyu akarak Nazan hocam n’oldu diye binadakiler hemen damlar. Kampüs iyi güzel de bu lojman işi bazen can sıkıcı. Nasıl daraldım, ne yapsam zaman geçmiyor. Şaşkınım. Tamam bunu anladım da üzüntü-sevinç ortalaması bir duygu arafındayım. Gururum mu okşandı ne. Yüzümdeki bu yarı tebessüm neyin nesi.

Öğleden sonraki ilk dersim son sınıflaraydı. Çocuklar hem final ödevini aradan çıkarırlar hem de birlikte bir anımız olur diye tüm sınıfı topladım, emektar minibüse doluşup sahile gittik. Şirinlik yapacak ya, dekan bey de bizle geldi. (Sanattan anladığı şüpheli Güzel Sanatlar dekanı. Aslında dekan ben olmalıydım. Yirmi beş yılımı fakülteye boşa mı verdim ben? Ne yapalım devir böyle.) Konu serbest çocuklar. Kafanıza göre takılın, dedim. Çantalardan fotoğraf makineleri çıktı. Herkes bir yerlere dağıldı. Benim elimde yeni makinem, yanımda dekan. Meydandaki büfenin yakınında boş bank bulmayı başardık. Makineyi denemek için bir o, bir ben her gördüğümüzü çektik. Balık restoranlarına girip çıkanlar, meydandaki hayvanları besleyenler, arkadaki cami, uzaktaki köprü bize güzel kareler verdi. Yarım saat geçti geçmedi dekan bey susmayan telefonuna yenildi, izin isteyip gitti. Çocuklar arada uğrayıp fotoğraflarını gösteriyorlar, fikir sorup “ava” tekrar dönüyorlardı.

Nazan hocam, burada insanlar daha mı flu olsa, dedi bir öğrencim.

Bunu nerede çektin İsmet?

Hocam ilerideki balıkçıda. Mavi kapılı, üstünde ağ olanda.

Hani İsmet beni çekti desem yanımda kocam yok. Resimdeki ciddi ciddi benim. Restorandayım. Önümde öğlen rakısı. Gündüz içmem ki ben. Ellerim titriyor. Gözüm karardı kararacak. Dünya küçük denilen, işte tam burada başlıyor. Ya da kader kısmet. Hava güzel olmasa, dekan beyle sabah denk gelip ayaküstü biraz sohbet etmesek, araya girip minibüsü ayarlamasa ben ve çocuklar şimdi kampüste olacaktık. İsmet, o açıdan fotoğraf denemese kocamı ve yanındakini göremeyecektim. Kocamı geçtim yanındakini. Kafamda bir ampul yandı.

İsmet sen insanları flu yapma. Rahatsız etmeden, uzaktan çek onları. Doğallıkları bozulmasın. Mekânı ve renkleri atlama.

Kaçarcasına uzaklaştım oradan. Sınıfın WhatsApp grubuna, acil işim çıktı, çektiklerinizin hepsini atın, ben aradan ayıklarım gibisinden mesaj atıp kampüse döndüm. Fotoğrafları sabırsızlıkla bekledim, özellikle İsmet’in çektiklerini. Olmaz olan olurmuş, bugün bunu öğrendim. Kime nasıl anlatsam bilemiyorum. Çıldırdı, kafayı yedi derler, ne diyecekler. Oldum olası sevmediğim, anlamlı bulmadığım dünya küçük, insanlar çift yaratılmış zırvaları doğruymuş meğer. Yürüyeyim. Belki biraz açılırım.

Evde dört dönüp duruyorum. Geldi. Nihayet geldi İsmet’in fotoğrafları. Yanlış görmemişim. Kocam ve ben. Kocam ve o. Yazıcı çılgınca çalışıyor. Renkli ve siyah-beyaz çıktılar alıyorum. Elbiseyi hemen tanıdım. Demek yeniden moda olmuş. Sandıkta benzeri hâlâ duruyordur. Atmam ben öyle şeyleri. İşte burada. İlk günkü gibi. Ya ben? Yirmi yıl öncesindeki gibi miyim? İnatsa inat girerim ben bunun içine. Zaten minyon bir tipim.

Girdim içine. Oldu valla. Makineyi ayarlayayım, birkaç poz kendimi çekeyim. Bir kısmı siyah-beyaz, bir kısmı renkli çıktı alayım. Mesaj geldi. Kimden acaba? Oğlum akşam biraz geç gelirim diyor. Gelsin. Kocam ne zaman gelir acaba? Arayıp gelirken şunu getir mi desem? O arada eve ne zaman geleceğini öğrenirim.

Kırk yıl düşünsem böylesi aklıma gelmezdi. Dolap beygiri gibi dolanmaktan bıktım. İçim daraldığı yetmiyormuş gibi elbise de sıkmaya başladı. Nerde bu hınzır? Bu saate hiç kalmazdı. Gerçi kalır bundan sonra. Arkadaşın geçerli mazereti var. Gençlik aşısı yaptırıyor kendine. Hah, asansör kapısı. Dur bakayım. Yansana be otomat. Ah Bekir efendi bir tamir etmedin şunu. Evet yandı. O değil. Nevzat hocanın ne çok geleni gideni varmış.

Orada, oracıkta yığılıp kalsam ne yapacaktım? Ama ayakta kaldım. O elbiseyi ve kadını nerede görsem tanırım. Bu neyin kafası be adam? Niye böyle bir şey yaptın? Kendini tanımaz mı insan? Kadın aynı ben. Bildiğin gençlik halim. Seni, onu ve beni tanıdım. Gündüz vakti bu ne aymazlık. Hem de el ele göz göze. Aynı masada üç kişi. Dışarıdan görünen iki. İnsan bazen kendinden nefret eder. İşte öyle bir an. Kendimden ve "iki" den nefret ediyorum. Soldan sağa, sağdan sola, tersten düzden: Aynı. İki. Bildiğin iki ama bir. İki, birmiş meğer. İki yahu. Bildiğin iki. Alyansım avucumda. Elimde koca bir boşluk. O da bildiğin sıfır. Sıfır ya sıfır. Daha ne diyeyim.

Dış koridorda sesler. Evet onun sesi. Telefon kulağında, elinde evrak çantası. Her zamanki gibi geldi. Holün ışığı yanmadan kapıyı açayım. Seslerden anladığım, asansörün oraya doğru bir iki adım atıp otomata doğru havada ellerini sinek kovar gibi savuruyor. Otomat yandı. Dairenin kapısında beni aynı elbiseyle görünce kesin şaşırır.

Nazan ne güzel olmuşsun sen böyle.

Bizimki rakı kokuyor. Hoş kokmasa ayık olsa ne yazar. Detay özürlü erkekler. Tanımadı elbiseyi. Kafasında oklava kırılacak adamsın ya. Dur kahve yapayım sana. Zıkkım gibi, zift gibi.

İç bakalım Tarık efendi. İç de kendine gel. Dilin çözülür anlatırsın birazdan. Amma sigara içirtmişsin bana. Kül tablası dolmuş taşıyor. Boşaltırken fotoğrafları getirir sehpaya koyarım.

Al bak bakalım Tarık. Tanıdın mı?

Hayırdır. Fotoğraflar neyin nesi? Nostalji mi yapıyoruz Nazan? Anlamadım.

Ben de anlamadım Tarık ben de. Birazdan anlatırım sana.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

10 Soruda Henri Cartier-BressonOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

16 Temmuz 2025

İşe Yarar Bir Şey

Edebiyat, yazı dünyasının dışında da akıp giden, oldukça somut gerçeklere dayanan hayat şartları içinde, Puşkin’e ne kadar yer ayırabiliriz?Kırk altın, kırk sopa hikâyesini bilirsiniz. Hani Kanuni Sultan Süleyman’ın karşısına kırk metre öteden iğneye ip geçirebilen adamı getirirler,..

Devamı..

Verem: Dünyamızı Değiştiren Hastalıkla..

Gökhan Güvener

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024