Pazar
12 Aralık 2019 Öykü

Pazar


Twitter'da Paylaş
0

Bizim evde pazara ben giderim. Cumartesi olsaydı ona da ben giderdim.

Sadece ön freni tutan, lastikleri hafif inik, vitesi değişmeyen bisikletime atladım mı ver elini pazar. Kaldırımlar benim. Bu arada zilim yok, o yüzden arkadan yaklaştığım ve yolumu kapatan insanların dikkatini çekebilmek için çeşitli yöntemler kullanırım. Yaşlı birini gördüğümde ezik bir öksürük, orta yaşa rastladığımda hapşırık, çocuklara rast gelirsem küçük bir ıslık ve güzel bir kız gördüğümde ise nağmeli bir şarkı her zaman iş görür.

Tamamdır, park işini de hallettik. Pazar yerine girebiliriz.

İşte bağırış, çığırış. Tam yerindeyim. Değil telefonumun sesini, aklımdan geçenleri bile duymam. Olsun, özgürüm. Pazar umursamazdır.

Alışverişe hemen başlamam, önce bir sigara yakar öylece dolanırım. Ellerim cebimde, parama dokunur,  nazlanırım. Pazardaki maldan pek anlamam, ne patlıcan ne domates ne kabak. Ben yüzlere bakarım. Çürük mü çarık mı, taze mi bayat mı, ucuz mu pahalı mı. Satıcının yüzü ele verir malını.

İşte kara suratlı bir adam, kirli gömleğinin altından göbeği sarkmış. Kırık bir kasaya oturmuş karısı yorgun, sigara içiyor. Yerde küçücük çocuğu elinde salatalık, üstelik yalınayak, burnu akıyor. Tamamadır, “Bir kilo patlıcan lütfen.”

İşte yaşlı bir amca, müşteriye yan dönmüş ahbabıyla konuşuyor. Yüksek fiyatlı malı tezgâhta öylece duruyor, satılmış ya da satılmamış umru değil. Ve benim alacağım biberler bunlar değil.

Bir peynirci, deri tulumunu tadan ve bir taraftan karar vermekte zorlanan müşterisini sabırla bekliyor. Ağlamaklı gözlerinde umut zerreleri var. Keçi peyniri adresim belli oldu bile.

Elma satıcısı genç bir çocuk bağırıyor “Amasya bunlar, Amasya. Kütür, kütür.” Çilli yüzü, mavi gözleri. Eski bir dosta benzetiyorum onu, çıkaramıyorum. Bu bile elmayı alacağım satıcı adayları arasına sokuveriyor onu. Biraz sabret sarı oğlan.

Abartılı bağıran bir satıcı “Askılar burada, gel ablacığım gel, kaynananı asarsın bununla.” Yolumuz senden yana düşmez be ağbi, boşunadır bu yırtınman.

Salatalık satan bir teyze, tezgâhı tepeleme dolu, yüzü bomboş. Dalmış, öylece bakıyor. Tezgâha yanaşıyorum, poşet fırlatıyor bana. “Sen seçiver ablacığım, ben pek anlamam, aksi anam beğenmez sonra.” diyorum. Çıtır çıtır doluyor poşetim.

Üzüm görüyor, ürperiyorum. Kış habercisidir üzüm. Bu temmuz günü senin ne işin var pazarda. Bir daha oradan geçmiyorum.

Domates, biber, patates, kabak. Ağzımın kenarında nicedir sönüp kalan sigaramı bile unutmuş sürükleniyorum yüzlerde. Çoğunda minnet duygusunun yeşerttiği bir gülümseme. Evet, ben bu yeşilliği seviyorum. Altı lira mı tuttu, o söylemeden on bir lira veriyorum. O beş liranın gelişini nasıl anlatmalı, o memnuniyeti. Taze soğan mı alıyorum, kabağın yanında yer var işte, “Poşet istemez.” diyorum. Mahcup bir gülüş atılıyor önüme.

Peki, ya elma. Elmayı unuttuk. Çilli, mavi gözlü çocuğun tezgâha yöneliyorum, uzaklardan bağırışı duyuluyor. Evet, şimdi hatırlıyorum o eski dostun adını: “Çanakkale bunlar Çanakkale, sulu sulu. Gel, gel, gel. Elmanın kralı burada.” Önünde dikiliyorum, kırmızı bir poşet süzülüyor havada. “Seç ağbi.” Etrafı kolaçan edip sokuluyorum. Ve sessizce: “Üstadım, az önce Amasya bunlar diye yırtınıyordun, şimdi geçiyordum yanından Çanakkale diye bağırıyorsun. Karar ver, Amasya’dan mı bu kırmızılar yoksa Çanakkale’den mi.” Gözleriyle gülümseyip, ellerini iki yana açıyor. Sesi gene gür: “Valla ben de bilmiyorum ağbicim ama elmam güzeldir.” Biliyorum, fazla ama tam üç kilo alıyorum.

Listeyi kontrol edelim. Tamamdır, eksiğim yok, fazlam var. Bağırış, çığırışa son bir kez daha kulak verip yüzümde bir gülümsemeyle pazar yerinden ayrılıyorum. Mevsimler değişecek, pazardaki ürün değişecek belki pazarcılar da değişecek ama bu yüzlerdeki hikâyeler hiç bitmeyecek.

Poşetleri bisikletin direksiyonunun iki tarafına dengeli bir biçimde takıp zikzaklar çizerek pedallıyorum. Umarım eve gidene kadar bol bol nağmeli şarkılar söylemek zorunda kalırım.

Ne demiştim, bizim evde pazara ben giderim. Cumartesi olsaydı ona da ben giderdim.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR