Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Kasım 2017

Öykü

Robert Coover • Bir Bira İçimliği

Robert Coover

Paylaş

39

0


Mahalle barına gidip bir bira içmeyi düşündüğü sırada kendini orada oturmuş bira içerken buluyor. Aslında bitirmiş bile. Belki bir tane daha içerim, diye düşünüyor, ikinciyi diplerken üçüncüyü söylüyor. Az ileride, çok değil ama yeterince güzel bir hatun oturuyor, yatakta da iyidir muhtemelen, ki öyle. Birasını bitirmiş miydi? Hatırlayamıyor. Asıl önemli olan: İyi bir orgazm yaşamış mıydı? Hatta orgazm olmuş muydu? Sisli akşam karanlığında, genç kadının dairesinden eve dönerken bunu düşünüyor. Kadının evi, lunaparklarda kazanılan cinsten Kewpie bebeklerle doluydu, hatırladığı kadarıyla lunaparka gitmek için randevulaşmışlardı. Kadın orada bir tane daha kazanıyor – kadın bu işte usta. Tekrar kadının evindeydiler, üzerlerindeki giysileri çıkarıyorlar; kadın, üzeri bebeklerle dolu yatakta heyecanla yeni bebeğine sarılıyor. En son ne zaman uyuduğunu hatırlayamıyor, akşam yine sisli sokaklardan yalpalayarak geçerken kendi evinin yerini bildiğinden de artık emin değil, eğer olduysa orgazmı hafızasından siliniyor. Onu yine lunaparka götüreyim, diye düşünüyor, kadın orada bir Kewpie bebek daha kazanıyor (bu onların ikinci randevusu, belki de dördüncü) ve bu sefer ilk tanıştıkları bara baş başa bir içki içmeye gidiyorlar. Orada iriyarı bir herif kadına sarkıyor. Adam müdahale ediyor ve kadın hastanede yatağının başucunda bitiveriyor, arkadaşlık etsin diye Kewpie bebeklerinden birini getirmiş. Kadın, aralarındaki bağı kendince böyle ifade ediyor, ya da hastaneden koltuk değneğiyle çıkan adama öyle geliyor, şehrin neresinde olduğunu anlayamıyor. Yılın neresinde olduklarını da bilmiyor. Bu ilişkiyi bitirme zamanının geldiğine karar veriyor –kadın onu delirtiyor çünkü– fakat iriyarı herif düğünlerine çıkagelip onu dövdüğü için özür diliyor. İlişkilerinin ciddi olduğunu anlamadığını söylüyor. Herif düğün hediyesi olarak, tanıştıkları barda iki bedava içkilik hediye çeki ile koltuk değnekleri için bir çift beyaz saten kurdele getirmiş. Düğün töreninde kadınla adam ellerinde birer Kewpie bebek tutuyorlar, bu bebeklerin gizli bir anlamı olmalı, ki var. Kadının ona doğurduğu çocuk, onunki ya da bir başkasınınki, sanki bunu hatırlamaya ihtiyacı varmış gibi; adama zamanın hızla aktığını hatırlatıyor. Artık sorumlulukları olan bir adam o ve kadınla ilk tanıştığında çalıştığı işinin durup durmadığını kontrol etme ihtiyacını hissediyor. Duruyormuş. İşe gitmediği, gitmediyse eğer, fark edilmemiş, ama evlendiği için tebrik de edilmiyor, çünkü –şimdi hatırladığına göre– karısıyla tanışmadan önce iş arkadaşlarından biriyle nişanlıydı ve ofistekiler onlara bir nişan töreni düzenlemişlerdi, hediyelere harcadıkları paraya yanıyor olmalılar. Utanç verici bir durum; biraz da düşmanca bir atmosfer var, ama anaokuluna giden bir çocuğu var, diğeri de yolda, ne yapabilir ki? Neyse ki hediye çekini henüz bozdurmamıştı; aman, gidip bir iki bira içse, hatta üçüncüye de parası yeter. Yanında genç bir kadın oturuyor, yatakta iyidir muhtemelen, ama kadın karısı değil, adamın da zina işlemek gibi bir arzusu yok; pantolonu ayak bileklerine dolanmış, kadının yatağının kenarında otururken kendine böyle söylüyor en azından. Pantolonunu çıkarıyor mu, giyiyor mu? Bilemiyor ama pantolonunu giyip tek ayak üstünde sekerek eve gidiyor, çünkü kurdeleli koltuk değneklerini bir yerlerde unutmuş. Eve geldiğinde, bebekler gelmeye başladıkça raflara dizilen Kewpie bebekleri evin her yanına saçılmış bir halde buluyor, kafaları, kolları ve bacakları koparılmış. Bebeklerden biri ağlıyor, adam da ocakta bir şişe süt kaynatıp bebeğe sakinleştirici vermek için odasına gidince bebeğin pijamasına iliştirilmiş bir not buluyor, notta karısı bir bebek daha doğurmak için hastaneye gittiğini ve döndüğünde onu orada görmek istemediğini, çünkü eğer görürse öldüreceğini yazmış. Adam ona inanıyor ve yine sokaklara çıkıyor, bir yandan da, acaba bebeğe sütü verdim mi yoksa hâlâ ocakta kaynıyor mu, diye merak ediyor. Mahalle barının önünden geçerken içeri girmeye meyletse de, bir ömre yetecek kadar başına bela açtığını düşünerek yürüyüp gidecekken onu döven irikıyım herifle burun buruna geliyor, herif yeni baba olduğundan ona bir puro ikram edip bunu kutlamaya onu –bir ya da daha çok, sayısını hatırlamıyor– içki içmeye bara sürüklüyor. Kutlamalar bitiyor bitmesine, lakin adamı evden kovan kadınla evlenen çiçeği burnunda baba, birasını içerken evlilik hayatının dertlerine ağlıyor ve bundan kurtulduğu için adamı tebrik ederek şanslı olduğunu söylüyor. Fakat adam özellikle de yanlarında oturan ve muhtemelen yatakta iyi olan genç bir kadını gözüne kestirip de tam evine gitmelerini teklif edecekken onu döven ve karısını elinden alan adamla birlikte kapıdan çıktığını görünce, kendini hiç de şanslı hissetmiyor. Bir bira daha söyleyip bundan sonra nerede yaşayacağını düşünürken, Bu da bizden, diyen barmen hatırlatınca, hayatın kısa ve zalim olduğu ve hiç anlamadan bir gün ölüp gideceği kafasına dank ediyor. Haklı. Birkaç bira ve kimi belli belirsiz, çoğu hiç hatırlanmayan birkaç orgazmdan sonra, otomobil yarışçısı ve çalıştığı şirketin başkanı olan oğlu ölüm döşeğinde onu ziyaret ediyor ve geç kaldığı için (Bir bira içmeye gittim ve olanlar oldu baba, diyerek) özür diliyor, onu özleyeceğini ama belki de en iyisinin bu olduğunu söylüyor. Adam, Neyin en iyisi, diye soruyor ama oğlu gitmiş bile, tabii eğer geldiyse. Ne yaparsın... hayat işte, diyor örtüyü yüzüne çekmeye ve onu götürmeye gelen hemşireye.

İngilizceden çeviren: Esra Birkan

Robert Coover (1932) Amerikalı kurmaca, oyun, şiir ve deneme yazarı. Çeşitli üniversitelerde yaratıcı yazarlık üzerine eğitimler verdi. Deneysel yazım tekniğiyle tanınan avangard yazar, eserlerinde gerçeklik, illüzyon ve mitlerin iç içe geçtiği durumlar yaratır. Günümüzde hipermetin kurmaca ve metakurmacanın en büyük savucularından biri. İlk romanı The Origin of the Brunists’le 1967 William Faulkner Ödülü’nü kazandı ve öykü alanına yapmış olduğu katkılar nedeniyle Dungannon Foundation Rea Ödülü’ne layık görüldü. Yayımlanmış pek çok öyküsü ve romanı bulunuyor.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

“Delilik de bizim akıllı seçimimiz ols..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mercan Barışkan

20 Eylül 2025

Alt Kat

Sigara uğruna…Açık bahçe kapısının tam önüne denk gelen, her seferinde lanet okuduğum o eski püskü sandalyede bir bacağımı kıvırıp altıma almış oturuyordum. Sevgi Hanım dün akşam yemek saatinde gizlice üst kata çıkıp gördüğü ilk odaya, yani benim odama girmiş, tüm sigaralarımı çalmıştı. Nasıl..

Devamı..

İstanbul’a 1 Saat Mesafede Kamp Kurula..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024