Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Ocak 2024

Hayat

Sayılardan Faşizm

Özgün E. Bulut

Paylaş

1

1


Doğru ve yanlış, iyilik ve kötülük tuzla buz olur ve yer değiştirir. Duyguların ve vicdanların yanlışa ve kötülüğe koşulsuz inanması, bağlanması ise tesadüfen gelişen bir şey değildir.

Faşizm, kitle kültürüyle, hümanizmle, bilimle, felsefeyle, estetikle ilgili değildir. Entelektüel birikimlerle hiç uğraşmaz. Onun işi sayılarladır. Matematik, fizik gibi disiplinlere saygısından değil; iktidarlarının etrafında toplanan, düşünme gücünü, algısını yitirmiş kalabalıkların sayısıyladır tüm ilişkisi.

Sadece siyasal demek de eksik kalacaktır. Kendine faşizmi referans alan dünyanın bütün dinlerinde de ayrımsız bu böyledir. Müslüman, Hristiyan, Yahudi faşistler de kuru kalabalığa göre dini anlatırlar. Korku ve yaptırımları çok olan, şükür üzerinden yürüyen vaatlerdir bunlar. Cennet, huriler, din uğruna ölmek, öldürmek kurgusuyla karşılarında duran güçlere saldırtır ve böylece kitlesel katliam başlatırlar. Nefret söylemleri ana vurgudur. İnsanları birbirine düşmanlaştırarak amaca doğru yürürler. O güne değin yan yana olan, yardımlaşan, meyhaneye, kahveye giden arkadaşlıklar yerle yeksan olur ve birbirlerini boğazlamaya, mallarını talan etmeye başlarlar. Komşu komşunun düşmanıdır artık. Yugoslavya’nın parçalanması ve Boşnaklara yapılanları hatırlamalı. Bir anda iç içe yaşayan halklar birbirlerini boğazlamaya başladılar. Suriye iki günde darmadağın oldu. İşte Filistin’deki son gelişmeler. Harekat isimleri bile dinsel sembollerle bezenmiş. Katliamlarını meşrulaştırmak için din hemen yardıma yetişiyor. Murat Sarıca Siyasi Düşünceler Tarihi kitabında tam da bu durumu analiz eden bir saptama yapar. “Faşizm kendi kitle tabanını yaratırken kırsalda dinsel ideolojiden, kasaba ve kentlerde ise şoven milliyetçilikten faydalanır ve bunun ana omurgası da daha çok genç kesimdir.”

Gençler faşizmin ölüm makineleri olduğu kadar, gönüllü ölüme gidenleridir. İfadesizliğin, sıradanlığın, işsizliğin, dini emirlerin yüküyle, bir kahraman, bir kurtuluşçu olarak girerler bu yola. Beyinlerine şırıngayla zerk edilen zehri büyük bir teveccühle kabul eder ve ölüme öldürmeye doğru yola çıkarlar.

Faşizm, sevmeyi, sevebilmeyi, duyguyu yok ettiği için faşizmdir. Düşünemeyen, korkan, korktukça zalimleşen, güce tapan insanların algısını şiddete yönelttiği için faşizmdir. Gücün arkasına sığınan, kurdukları vatandaş fabrikasının üretim bandından çıkardığı, itaat eden, eşyadan farksız insanlarla kirli ilişkilerini yürüten bir sistemdir. Melih Cevdet’in dizesiyle: “İnsanlardan eşya yaparlar.” Algı ve yalanlarla yaşamı kuşatır ve zehir eder. İhbarcı, vandal, tecavüzcünün dilinden düşmeyen bayrak, ezan, vatan söylemlerinin havada uçuştuğu kuru kalabalık yığınlar ordusu vardır artık.

Herkesi kuşatan, algı ve hafızaları zehirleyen faşizm, beton duvarlardan kalabalıklar yaratmıştır. Bir dönem öncesine kadar az da olsa sorgulayan, vicdanlarının sesini dinleyen bu insanlar o kadar sürede bu hale nasıl gelebildiler? Onlara doğru  bağırmak, onları uyarmak ise bumerang etkisinden başka bir şey değildir. Ses o duvarlara çarpıp geri dönerken sesin sahibinde şizofrenik kırılmalara neden olur. Daryush Shayegan’ın yaralı bilinç dediği, bir anlamda budur.

İnsanın mutlak iktidar hırsı onu ne kadar kötü yaparsa, ona karşı direnen insanı da kavganın diğer tarafı yapıyordu. Tek kişilik nefret bir anda bütün halka yayılıyor ve oluşturduğu bataklığa kendilerine benzemeyenleri çekiyordu. Yine Daryush Shayegan’dan yardım alarak söylersem; “gizli bağdaşmazlıkların bilincinde olunmadan, aynı zamanda hem modern hem arkaik, hem demokrat hem otoriter, hem dünyevi hem dinsel, hem zamanın ilerisinde hem de gerisinde olmak isteyen” ya da istemeyen insanı konuşuyoruz. Bunu bir şiirden yola çıkarak konuşursak, faşizmi çözebilir miyiz peki? Ergin Günçe’nin “Çocuklar İçin Faşizm” şiiriyle bakalım o halde.

Faşizmi çocuklar da anlayabilir

Dayak yemektir serseri bir babadan

Karanlık odaya kapatılmaktır

Hakkını istemekte direttiğin zaman

Faşizm tam da bu dizenin içindeki anlamdadır. Evinde çocuğuna dayak atan bir babanın, dışarıda sümsük sümsük gezmesi, sürü psikolojisine karışması ve talana dahil olmasıdır. Evden başlar faşizm, evin içindeki masadan kurgulanır ve kente yayılır. Kent, “medenileşmenin” tohumlarının atıldığı yer değil midir oysa! Masa, medeni planların çizildiği, imzaların atıldığı yer değil midir? Öyleyse tüm savaş kararları, yıkım kararları neden bu “medeniyet beşiği” yerlerde alınır. Hitler sadece Almanya’yı değil, dünyayı yerle bir ederken bu kararları Münih’te bir masanın başında almıyor muydu? Hem de bir masanın üstüne çökmüş bir vaziyette.

Hakkı, hukuku, “medeni dünyayı” isteyen insan karşısında faşizmi bulur. Bütün yasalar faşizmin lehine değiştirilir, insanlar yargılanır o yasalarla ve adına “hukukun üstünlüğü” denir. Kötülüğün hızla yayıldığı, korkuların büyüdüğü dönemlerdir. Bir zamanların ritmik alkışları, sert ve kuru seslere dönüşür. Doğru ve yanlış, iyilik ve kötülük tuzla buz olur ve yer değiştirir. Duyguların ve vicdanların yanlışa ve kötülüğe koşulsuz inanması, bağlanması ise tesadüfen gelişen bir şey değildir. Solun ve işçi sınıfının güçlenmesi, siyasi iktidarları sertleştirir ve baskı dönemleri başlar. Sol yenilince de sistem istediği insan tipini yaratır.

Çözüm yine şiirdedir. Dayanılmaz acılar, bitmez işkenceleri bertaraf etmenin tek yolu vardır. Sımsıkı sarılmak. İnsan olmanın erdemini, karanlığın geçeceğini unutmadan; dünyada baskıcı hiçbir gücün kalmadığını bilerek, yıllarca sürmüş savaşların da bittiğini düşünerek ve elbette öz gücün ve umudun yine insanın kendisinde olduğunda ısrar ederek; sarılmak, el ele tutuşmak... Şiire dönme zamanı. Ergin Günçe’nin final dizesinin sesi, horozların sesini duyma ısrarıdır. Israrda kalmaya devam.

Hepimiz elele tutuşmalıyız

Korkmadan yürümek için gecenin ötesine

Güneş nasıl olsa doğacaktır

Horozlar ötmeye başlar başlamaz

YORUMLAR

Husamettin Kurt

Kutluyorum..Bu evrende canlının her türlüsüne şiddeti anımsatan tüm davranışlar Faşizm ' dır.. Saygı ve sevgi ile sayın yazar...

17 Ocak 2024

Öne Çıkanlar

Bir Resmin Düşündürdükleri: “Uygarlığı..Sennur Karanlık
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

13 Temmuz 2025

Mutlaka Görülmeye Değer 5 Otantik İsta..

İstanbul denince akla hep aynı rotalar gelir: Sultanahmet, Galata, Kapalıçarşı, Ortaköy... Oysa bu şehir, kalabalıkların dışında kalmış, kendi hikâyesini hâlâ sakince anlatan mahalleleriyle bambaşka bir yüzünü sunuyor. Eğer İstanbul’da daha yerel, ..

Devamı..

İmdat

Ayzer Bilgiç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024