Şiir, edebiyat türleri içinde en zorudur diye düşünmüşümdür her zaman.
Bir mısraya, bir kalbe sığmayan aşkı, bir bünyeden taşan isyanı, susmaktan patlayacak ses tellerinin suskun çığlıklarını birkaç dizeyle duyguların, düşüncelerin heykelini dikmek değilse, nedir ki şiir!.. Lalistan; dilsizler ülkesi... Dilinden yaralı, iç içe geçmiş hüzünlerle birbirine bağlanan coğrafyaların bireysel ve toplumsal acılarını, heyecan ve aşklarını, kavgalarını kendi yaşam edinimleri eşliğinde dimağının imbiğinden damıtıp ruhuna üflediği kelimelere Üryan (Lethe Yayıncılı, 2016) adlı şiir kitabında can veren şair-yazar Metin Aydın’ın çift yönlü bileylenmiş keskin kelime dağarcığı ile şiire şiir kattığı bu eseriyle ve heybesinde muhafaza ettiği kavledilmiş şiirler (orijinali Türkçe) çevirmen, yazar ve dilbilim alanının duayen isimlerinden olan Mustafa Aydoğan tarafından Kürtçeye çevrilerek Kürtçe edebiyatta yerini aldı. Daha pek çok dile çevrilmesiyle ilgili temennim, sadece Lalistan için değil, çevrilmeyi ve dil harmonisi olan dünyada okurlarla buluşturulmayı hak eden her kaliteli edebiyat eseri için geçerli kuşkusuz. Lis Yayınevi’nin 2023’te özenle yayımladığı kapak tasarımına da hayran kaldığım Lalistan’ı okurla buluşturan Lal Laleş ve ekibini de kutluyorum.
Lalistan için kaleme alınmış birkaç tanıtım yazısında, çok değerli kalem erbaplarından bazıları bu çeviriyle şiirin (Lalistan), bazıları da şairin (Metin Aydın) eve döndüğünü ifade etmiş. Bu satırları okuyanlar içinde neredeyse eminim ki, çocukken eve girmek bilmeyen, dışarıyı evden çok seven (evi sevmemek anlamına gelmiyor) bugünün yetişkinleri var. Dünyanın dört bir yanına dağılmış evinden fersah fersah uzakta yasadığı ülkenin dilini ana dili gibi, hatta ana dilinden de daha iyi konuşabilen ve o dilde yazabilen çok sayıda insan var. Edebiyatın haylaz çocuğu Metin Aydın pek çok konuşma ve yazısında “dünyalıyım” yani “dünya vatandaşıyım” ifadesini kullanmıştır. Adeta kulağından tutup eve götüren komşu tavrını anlamakta güçlük çektiğimi belirtmeden geçmek istemiyorum. Ev herkes için aynı anlama gelmiyor, kimine korumak, kimine cennet, kimine ise cehennem olabilir bir ev. Evi cehenneme çeviren öncelikli olarak dayatma ve baskıdır. Evden kaçan biri bir daha hiçbir yere ait olmaz (kendimden biliyorum). Hakan Günday’ın söylemi ile “Hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım, her yere aitmiş gibi davranırlar”.
Yazmak iç sesin dışa vurumu, insanın içi hangi dilde feveran ediyorsa o dili konuşanların duyması gibi bir gerçeklik barındırır. Cemaatler, gruplar, siyasi partiler, ideolojik örgütler vb. neden kalıcı dönüşümler sağlayamıyor diye düşünmüşümdür. Evrensel olamadıklarından dolayı olabilir mi? Bu yüzden kendi eksenleri etrafında dönmekten başları mı döndü acaba? İyice araştırılıp tartışılması gereken bir konu galiba. Dünyalıyım diyen bir insanın sesi/yazdıkları dağa çarpıp sahibine geri dönen yankısı olmanın ötesine geçmek, haritaları ve kahrolası sınırları aşmak için çoktan yola düşmüştür. Bir özdeyiş vardır; mazlumun dili ve dini sorulmaz, Sanatın da... Sanat, ne mazlumdur, ne de masum! Ama özgürdür/olmalıdır! Sanatın ne olduğunu bilmezsek, bilinçsizce çekiştirmeye çalışırsak kanatları yolunan bir kuşa döner ki, artık kuş olmasının da anlamı kalmaz.
Ana dilinde yazmadığı için kimi çevrelerce aşırı diyebileceğimiz bir boyuta varan eleştirilere maruz kalan Metin Aydın’a yönelik “eve döndürme” semptomlarını/ataklarını çok sağlıklı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Ama öte yandan ana dili savunmak son derece gerekli olmanın yanı sıra, politik bir duruştur da. Biliyoruz ki, tehdit altında yok edilmeye çalışılan bir dil var ve Lalistan gibi bir şiirin şairi Metin Aydın’ın da ana dili için gerekli duyarlılığı göstereceğinden hiç kuşkum olmadığını söylemek istiyorum.
lalistan“birîn jî ez im kêr jî ez im!” (baudelaire)
di rêya cengê da em cengawerên simbêlberreşedayî bûn ji ber têkçûnên (c)ezayê jîyanê, xemê dest dixist qirika me hêrsa ku me wekî devê gûzanan sûtibû lalistana zimandaxkirî bû.
hey zalimê ku bêyom diheje li ser reha min a mirinê! kerem bike de were şer be şer... mirin be mirin! bi şertê ku zewalê nebîne evîn |
lâlistan“yara da benim bıçak da.” (baudelaire) cenk yolunda bıyığı terlemiş cengâverdik. ömre (c)eza yenilgilerden hüzün sıkardı ümüğümüzü. ustura ağzı kadar bileylediğimiz öfke dili dağlanmış lâlistan’dı.
ey şahdamarım üzre tekinsiz sallanan zalim! buyur gel hadi, kavgaysa kavga, ölümse ölüm! yeter ki zeval gelmesin aşka, gül kokulu lâlistan’a. |
nebîne lalistana gulbîn.
Her yaşam bir şiirdir aslında, kimi yazılmaz kimi okunmaz. Hem yazılan hem okunmaya değer şiirlere ve Lalistan’a selam olsun...






