Kösem Sultan
Kösem Sultan tarihin en ilginç şahsiyetlerinden biridir. Oğlu 1. İbrahim'i önce penceresi dahi olmayan karanlık bir odaya kapattırmış sonra da Cellatbaşı Kara Ali'ye boğdurtmuştur. Mehmet Paşa ile diğer vezirlerin de izlediği bu sahne, Osmanlı tarihçilerinin dilinde oldukça acıdır. İbrahim'in oğlu IV. Mehmet'i öldürtmek için de Yeniçeriler'i örgütlemişti ama öncesinde Süleyman Ağa ve adamları Kösem'i öldürdü.
Kösem Sultan İmparatorluğa büyük zararlar verdi. Rüşveti, adam kayırmayı yaygınlaştırdı. Hatta bu yollarla kendisine devasa bir servet yaptı.
Başta, kendisine ilginç sıfatını yakıştırma nedenim Kösem'in aynı zamanda yardımsever olmasıdır. Etrafındaki kızların çeyizlerini görkemle hazırlamış, onları zenginliğe boğmuştur. Fakirler için para vakıfları kurdurmuş ve pek çok medrese, han, mescid inşa ettirmiştir.
Bana sorarsanız kendisi bir patolojik vakaydı.

Gaddar Murad ve Bir Deli İbrahim
Daha önce üç kardeşini ve ona muhalif olabilecek askerlerle devlet görevlilerini öldürten, tütünü yasaklayıp yasağa uymayanları idamla cezalandıran, kadınlardan çok mey ve mahbub düşkünü olan IV. Murad öldüğünde, biraz saf yollu olduğundan anasına bağışladığı I. İbrahim, gaddar ağabeyinin öldüğüne bir türlü inanmayarak tahta geçmeyi uzun süre reddetti. Düşüncesi IV. Murad’ın onu denediği, tahta gönlü olup olmadığını anlamaya çalıştığıydı. Harem-i Hümayun’un bir odasında kapalı bir hayat geçiren I. İbrahim, odaya kim geldiyse, kim ona dil döktüyse ağabeyinin öldüğüne onu bir türlü inandıramadı. Sonunda anası gelip de onu ağabeyinin ölüsüne götürünce, ölüye iki defa bakmak suretiyle tahta geçmeye razı oldu ve kafasına Hz. Ömer’in imamesini giydi.
İbrahim 24 yaşındaydı ve Osmanoğulları’nda kendisinden başka erkek kalmamıştı. İbrahim’in de çocuğu olmuyordu. Başta Kösem Mahpeyker Sultan olmak üzere bütün devlet ricalini bir telaş aldı. Bir oğlu olsun diye sarışınından esmerine, incesinden şişmanına, uzunundan kısasına koynuna sokmadıkları cariye bırakmadılar. Ama ne yapsalar da olmuyor, İbrahim dünyaya bir çocuk getiremiyordu. Sonunda Kızlarağası Sünbül Ağa, 450 kuruşa satın aldığı bir Gürcü güzeli olan Zarife’yi padişaha takdim etti. Yalnız, kız zannedilip saraya getirilen bu Zarife adlı Gürcü bir zaman sonra bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuktu. Kızlarağası Sünbül Ağa çocuğa sahip çıktı, adını Osman koydular. Osman’ı, İbrahim de çok seviyor, kucağına alıp çoğu zaman onunla oynuyordu. Yalnız, Osman dünyaya geldikten bir süre sonra İbrahim’in Ukrayna güzeli olan Haseki Turhan Sultan’dan oğlu oldu. (IV. Mehmet) Bu durum büyük bir coşkuyla karşılanıp eğlenceler düzenlendi. Gürcü Zarife’yi saraya sokan Kızlarağası Sünbül Ağa, başına gelecekler tahmin etti, saray kadınından korktu ve I. İbrahim’den izin isteyerek gemiyle Mısır’a doğru yola çıktı. Osman’la Zarife’yi de yanına almıştı. Teçhizatsız yola çıkan bu gemiyi haber alan Maltalılar gemiye saldırdı ve I. İbrahim’in oğlu zannettikleri Osman’la anasını esir aldılar. Kızlarağasının Piçi Osman böylece Frenk diyarında, Türklere karşı kullanılır düşüncesiyle yetiştirildi. Osman’a Dominik dö Sen Toma adını koydular, vaftiz edildi, Roma’ya gönderilip felsefe eğitimi aldırıldı ve “Osmanlı Papazı” diye şöhret buldu.
İstanbullunun Kızlarağasının Piçi, Frenklerinse Osmanlı Papazı adını taktıkları bu garip Osman 34 yaşında, Avrupa’da veremden öldü.

Şair Nefi’nin İdamı
1630'un bir yaz günü IV. Murad, Beşiktaş Sarayı'nda meşhur şair Nefi'nin Siham-ı Kaza adlı hicviyesini okuyordu. Nefi, IV. Murad'ın dostuydu, şehirde birlikte tebdil gezdikleri olurdu. Nefi, sadece Murad'a değil, onun atlarına bile "Rahşiye" adında kasideler yazmıştı. Yer yer küfür içerikli bir menzumeydi Siham-ı Kaza. Birden bir fırtına koptu ve padişahın yanı başına yıldırım düştü. Korkuya kapılan ve bu durumu hayra yormayan padişah, şiir mecmuasının kenarına şöyle yazdı:
"Gökten nazire indi Siham-ı Kaza'sına
Nefi diliyle uğradı Hakk'ın belasına..."
Padişah bu sözlerle Nefi'yi hiciv söylemekten menetmişti.
Aradan beş yıl geçti. Padişahın İran Seferi'ne çıkacağı sıralardı. Şairin azarladığı uşaklardan biri Nefi'nin kaleme aldığı bir hiciv kıtasını Sultan Murad'a götürdü. Şiir Murad'ı ahlaksızlıkla suçluyor, yerin dibine sokuyordu. Padişah, Nefi'yi huzuruna çağırıp suratına tükürdü ve idam edilmesini istedi.
Murad idam sebebine kendi adı karışsın istemedi. Bu nedenle idam sebebi, şairin Sadrazam Bayram Paşa'yı hicvetmesi olarak gösterildi.






