“Gerçekten güzel ve kalıcı bir şey yaratmış olduğum söylenemez, ancak bu gençlerden birine sahip olduklarını bildiğim yetenekleri geliştirmeleri için ilham verebilirsem, sanatım onların eserlerinde hayat bulacak.” – Augusta Savage
Augusta Savage Realization adlı heykeli ile birlikte, 1938
20. yüzyılın başlarında Harlem'de bütün dikkatleri üzerine toplayan bir hareket ortaya çıktı. Güney'den kaçan altı milyondan fazla Afrikalı Amerikalının kitlesel göçü olan Büyük Göç ile bu New York mahallesi siyahi sanatçılar için kültürel merkez haline geldi. Sanat, müzik ve edebiyatın “altın çağı”nın merkezine heykel sanatçısı Augusta Savage’ı yerleştirebiliriz.
Afrikalı Amerikalıların haklarını savunan bir öğretmen olan Augusta Savage, Harlem Rönesansı’nın en ünlü sanatçılarının kariyerlerini önemli ölçüde etkiledi. Yetenekli bir sanatçı olmasına rağmen Savage, asıl yeteneğinin öğrencilerine ilham vermek olduğunu söyledi: “Gerçekten güzel ve kalıcı bir şey yaratmış olduğum söylenemez, ancak bu gençlerden birine sahip olduklarını bildiğim yetenekleri geliştirmeleri için ilham verebilirsem, sanatım onların eserlerinde hayat bulacak.”
Birçok gence verdiği ilham Harlem Rönesansı’nın kalbinde atsa da insanların çoğu Savage’ın etkisinin ne denli büyük olduğunu bilmiyor. Bu yüzden yazımızda onun hayatına ve eserlerine bir göz atmak istedik.
Augusta Savage, Portrait of a Baby, 1942
Kariyerinin başlangıcı
Augusta Savage 1892'de Florida'da bulunan, doğal manzaralarıyla bilinen ve yemyeşil bir şehir olan Green Cove Springs'de doğdu. Kaplıcalar etrafında inşa edilen bu şehir kırmızı kil açısından zengindir. Bu özelliği, Savage’ın çocukken küçük seramik hayvanlar yapmasına imkân vermiştir. Metodist misyoner babası, onun bu hobisinden hoşlanmadı, ancak bu durum Savage’ı lisedeyken heykel dersleri vermekten alıkoyamadı.
1919’da Savage’ın eserleri Florida fuarında ödül kazandı, böylece yenilikçi bir heykeltıraş olarak adını duyurdu. İki yıl sonra New York’a taşındı ve öğrencilere burs veren, Manhattan’da bulunan yenilikçi bir üniversiteye (Cooper Union for the Advancement of Science and Art) başvurdu. Savage yüz kırk iki erkek başvuranı geride bıraktı ve burs için seçildi. 1923’te lisans programını tamamladı, hem de programı bir yıl erken bitirdi.
Savage, Cooper Union’daki başarısıyla tanınsa da kariyerinin ilk aşamasında cinsiyetçilik ve ırkçılıkla uğraştı. 1923’te Fransa’da bir yaz sanat programı siyahi olmasından dolayı onu reddetti. Savage bu karara isyan etse de bir değişiklik olmadı. Ancak, komite üyesi ve heykeltıraş Hermon Atkins MacNeil, Savage’ın çalışmalarını destekleyerek sonunda onun öğretmeni oldu. Aynı yıl Savage ilk büyük siparişini aldı: Harlem Kütüphanesi için sivil haklar aktivisti ve yazar W. E. B. Du Bois’nın büstünü yapmak. Savage ekonomik zorluklarla baş etmesine rağmen birçok burs ve ödül kazandı, toplanan bağışlar sayesinde Paris’te okudu ve sonunda Harlem Rönesansı’na adını yazdırdı.
Augusta Savage heykelleri Susie Q ve Truckin ile birlikte, 1939
Altın Çağ
Savage 1931'de Fransa'dan döndüğünde Harlem Rönesansı tam hızda ilerliyordu. Afrikalı Amerikalı Tarihi ve Kültürü Müzesi, “Harlem farklı yerlerden gelen bütün Afrikalı Amerikalılar için bir durak haline geldi,” diye açıklıyor. “Vasıfsız işçilerden orta sınıftan gelen eğitim düzeyi yüksek bireylere herkes köleliğin ve baskının ortak tarihini, aynı zamanda özgür insan kimliğini yaratma arzusunu paylaşıyordu.” Bu kimliği yaratmak için ülkenin birçok yerinden Harlem’e gelen sanatçıların arasında Augusta Savage yer alıyordu. Heykeltıraş 1934'te Savage El Sanatları Stüdyosu'nu açtı. Bir Harlem bodrum katında bulunan okul, genç sanatçılara resim, çizim ve heykel dersleri sundu. Afrikalı Amerikalı ressam Jacob Lawrence gelecekte başarı gösterecek birçok öğrenciden biriydi. Savage El Sanatları Stüdyosu daha sonra Harlem Topluluğu Sanat Merkezi oldu. Harlem Rönesansı’nın sanatsal gelişmelerinin anahtarı olan ve Federal Sanat Projesi tarafından finanse edilen bu çok kültürlü kuruluş, bin beş yüz öğrencinin gelişimini teşvik etti.
Öğretmenliğin yanında siyahların hakları için savaşan Savage, farklı alanlarda eser üreten sanatçı Charles Alston ve duvar sanatçısı Elba Lightfoot ile Harlem Sanatçılar Loncası'nı kurdu. Afrikalı Amerikalı sanatçıların karşılaştığı “kültürel, ekonomik, sosyal ve mesleki sorunları” ele almayı amaçlayan lonca, anayasasında üç ana hedef ortaya koydu: Genç yetenekleri teşvik etmek, sanatçılar ve halk arasındaki ilişkiyi geliştirmek ve sanatçıların yaşam standartlarını geliştirmek.
Harlem Rönesansı etkisini yitirdikçe (1935’te ırk isyanı ve Büyük Buhran “altın çağa” son verdi) birçok mahalle oluşumlu proje başlamadan sona erdi. Lonca 1941'de dağıldı ve Harlem Topluluğu Sanat Merkezi ertesi yıl kapandı.
Augusta Savage, Harp, 1939
Savage’ın daha sonraki çalışmaları
1939'da Savage, 1939 New York Dünya Fuarı'nın Tasarım Kurulu için bir heykel yapmak üzere seçildi. Harp adlı eseri, serginin en popüler eserleri arasındaydı. Ne yazık ki ekonomik sıkıntılar Savage'ın sanatını icra etmesine engel oldu. Harp'ı sergileyecek ya da onu muhafaza edecek bir yer yoktu. Fuar sona erdikten sonra eser yok edildi.
Savage’ın ekonomik sıkıntıları Rönesans sonrası hayata geçirmeyi hedeflediği sanatsal projelerini de olumsuz yönde etkiledi.
1945’te Harlem’i terk ederek New York’un Saugerties isimli küçük bir kasabasına yerleşti. Heykel yapmaya ara verdi, yazmaya başladı. Bu durum, yayımlanmamış çocuk masalları ve polisiye tarz metinler ile sonuçlandı. Ölene kadar burada yaşamını sürdürdü.
Ölümüne kadar geçen sürede Savage’ın Harlem Rönesansı’na ve modernizme yaptığı katkılar büyük ölçüde unutuldu. Ama şimdi, Savage'a hak ettiği ilgi gösterilmeye başlandı.
2019 tarihli sergi Augusta Savage: Renaissance Woman’ın küratörüne göre Savage, “Sanat dünyasında kariyer yapmaya çalışan, ırksal kimlikleri ve hikâyeleri ne olursa olsun hayatlarını siyahi kadınları araştırmaya, onlar hakkında yazmaya ve onları onu edinen sergiler düzenlemeye adayan herkesin kalbinde yer etmiş bir kadın. Savage dendiğinde akla gücünü diğer sanatçıların yolunu açmak için kullanmış, sanatını tutkuyla icra eden bir heykeltıraş geliyor.”
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(My Modern Met)






