Dalai Lama: Budizme ve Bilime Dair
19 Eylül 2019 Felsefe

Dalai Lama: Budizme ve Bilime Dair


Twitter'da Paylaş
0

“Bilimin ortaya çıkarmadığı şeyin var olmadığını kabullenebiliriz, ama ortaya çıkarılmayan şeyin ne olduğu bambaşka bir konudur.”

Galileo’nun hayatını savunmak için yazdığı mektubunda aynı konuya değinmesinden yaklaşık dört yüz yıl sonra meydana Carl Sagan son kitabında şöyle yazdı: “Bilimin ve maneviyatın birbirini dışlaması ikisine de zarar verir.”

Nobel Ödülü’nü kazandıktan kısa bir süre sonra, 1990’ların başında Dalai Lama Batılı on bilim insanı ve bir filozofla beş gün boyunca oturup sohbet etti. Sohbetin amacı, Budistlerin “Üç Zehir” (hırs, nefret ve yanılgı) olarak hitap ettiği, kendimize ve başkalarına zarar veren duygulara bilimsel bir bakış açısıyla nasıl yaklaşıldığını incelemekti. Aralarındaki konuşma daha sonra Destructive Emotions: A Scientific Dialogue with the Dalai Lama (Yıkıcı Duygular: Dalai Lama ile Bilimsel Diyalog) adlı kitapta yayımlandı. İnsan aklını bin yıldır mercek altına almış olan Budizm ile nörobilim ve psikolojiyle bunu yaklaşık yüz elli yıldır yapmakta olan Batı biliminin birbirini tamamlayan özelliklerini göz önünde bulunduran Dalai Lama kitabın önsözünde şöyle diyor: 

“Budizm ve bilim, dünyaya birbiri ile çelişen bakış açılarıyla değil, aynı sonuca giden farklı bakış açılarıyla yaklaşıyorlar: Gerçeği aramak. Budist eğitiminde hakikati araştırmak çok önemlidir ve bilim bu araştırmayı yapabilmek için kendi yollarına sahiptir. Bilimin amacı Budizm’inkinden ayrılsa da iki tarafın gerçeği arama yolları, bilgimizi ve anlayışımızı geliştirir."

Dalai Lama gerçeği araştırmada en önemli aracın bilimsel yöntem olduğunu söylüyor, ancak bu metodu bilimin kendisine uygulamak gerektiğine değiniyor:

“Her zaman şöyle derim: Eğer bilim Budizm’le çelişen durumları kanıtlarsa Budizm buna göre değişmelidir. Gerçeklerle örtüşen görüşleri benimsemeliyiz. Araştırma sonucu karşılaştığımız sonuç mantıklıysa ve kanıtlarla destekleniyorsa onu kabul etmeliyiz. Ancak bilim tarafından keşfedilen ile var olmadığı keşfedilen şeyler arasında bir ayrım yapılması gerekir. Bilimin ortaya çıkarmadığı şeyin var olmadığını kabullenebiliriz, ama ortaya çıkarılmayan şeyin ne olduğu bambaşka bir konudur. Buna örnek olarak bilinci verebiliriz. İnsanlar dahil duygulara sahip varlıklar yüzyıllarca bilinci, onun doğasını ve işlevini deneyimlemişlerdir.”

Laik bir dünyada spiritüalizmin amacı, modern dünyanın maddiyatçılığından kaynaklanan yıkıcı duygulara yön veren bir ahlak pusulası işlevi görmektir. Dalai Lama’ya göre “İçsel gelişimden doğan mutluluğu görmezden gelip maddiyatımızı artırmaya ne kadar uğraşırsak, etik değerler bir o kadar hızla son bulacaktır. Böylece her birimiz uzun vadede mutsuz hissedeceğiz, çünkü insanların kalplerinde adalet duygusu ve dürüstlük olmadığı zaman, ilk acı çekenler güçsüzler olacaktır. Haksızlığın neden olduğu nefret, zamanla herkesi kötü yönde etkiler. Bilimin hayatımızdaki etkisi giderek artarken din ve spiritüellik bize insanlığımızı hatırlatmada büyük rol oynuyorlar. Yapmamız gereken şey bilim ve ekonomik gelişmeleri içsel gelişimimizle desteklemek. Bu yüzden din ile bilim arasında bir diyalog kurulması bence önemli, bu diyalogdan çıkan yeniliklerin insanlığa büyük bir faydası dokunabilir.”

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Brainpickings)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR