Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ağustos 2020

Edebiyat

Dünyanın En iyi 10 Romanı

Erdinç Akkoyunlu

Paylaş

5

0


Kavramlar üzerinde düşünmek, roman sanatı hakkında söz söylerken üzerinde en çok vakit harcanan eylemlerin başında gelir: Bu düpedüz yalan. Aslında böyle bir çaba ortaya konmuş değil. Bir romana neden büyük ya da iyi sıfatının aynı zihinsel anlamla verildiği konusunda bir ayrım yapılmadı bugüne kadar.

Ama biz farklı bir yol izleyelim:

Kuşkusuz büyük ile iyi niteleme sıfatları, birbirlerinden başka anlamlar için kullanılıyor. Büyük ifadesi bir varlığın diğer varlıklara göre kütlesinin ölçü birimini tespit etmek, iyi ifadesi ise karşıtı kötü sözcüğünden de anlaşılacağı üzere kıyaslandığı varlık ile kullanım başta olmak üzere pek çok ölçüte göre hoşa gitme, işe yarama halinin anlatısı. Peki, bir romanın büyük mü yoksa iyi mi olduğuna ilişkin bu kafa karışıklığı nereden peyda oluyor? Roman sanatında en çok kullanılan nitelemenin bir unvan verme haliyle ‘büyük’ sözcüğünün kullanılmasıyla olduğu aşikar. Ama son dönemde ‘iyi’ ifadesi de romanları tanımlamak ve onlara en birinci nitelemesini yapmak için bolca kullanılıyor.

Bir romanın büyük mü yoksa iyi mi sıfatı ile nitelendirileceği konusunda ciddi bir kafa karışıklığı söz konusu. Öyledir. Günlük hayatta sıfatları sözlükteki anlamlarının karşılığı olarak değil de, zihinsel bir anlamlandırmanın karşılığı olarak kullanmayı severiz. İş romanlarla ilgili bir listelemeye gelindiğinde de büyük ve iyi ifadeleri de birbirinin yerine hatta birbirinin ardına kullanıvermekten de çekinmeyiz. Ne var ki, romanlar için sarf edilen büyük ifadesi diğer küçük romanların karşılığı olmazken, iyi ifadesi de kötü metinlerin tezadı değil. Burada kelimenin anlamı yani büyük ve iyi ifadelerini kullanmanın karşılığı bir romanın edebiyat tarihinin en öğretici, yararlı, büyülü, biricik, akılda kalan, yaratıcı, ilham veren, unutulmaz, etkileyen ve ulaşılamaz olduğuna ilişkin durumları anlatma çabasından geliyor. Bu iki ifade biçimini de biraz deşince roman sanatına ilişkin yükledikleri anlamların kendi sözlük karşılıklarında dahi yazmayan derinlikte olduğu; yani tıpkı niteledikleri romanların alt metinleri gibi başka anlamlara geldiği açık. Şu durum dahi roman sanatında büyük mü yoksa iyi ifadesinin mi bir romanın sıralaması için kullanılacağına ilişkin aslında var olmayan fakat gerçekte bir anıt gibi duran sorunu ortadan kaldırıyor. Siz bir romanı ve yazarını değerlendirmek için ister büyük ifadesini kullanın isterse iyi, bu iki sözcüğün de onu algılayan zihinde varacağı yer, metin ve yazarı için edebiyat tarihinin en kıymetlisi listesinde yer aldığı olur.

Anlattığım ifade biçimi edebiyat konuşma ve makalelerinin geneli için geçerli bir durumken bana göre bir romanın edebiyat tarihindeki yerini büyük değil iyi ifadesi belirliyor. Bir romana ve yazarına büyük sıfatını kullanarak unvan vermek, o yazara ve eserine her zaman için oturacakları bir unvan tahtı değil, kaygan ve oynak bir zeminde yer göstermekle eş değer olur. Çünkü edebiyat yaşayan bir varlık. Ve çağ değiştikçe ki, artık günümüzde çağ denilen göreceli zaman olgusu 10 yada 5 yılda bir yerini yenisine bırakıyor, çağ değiştikçe edebiyata ilişkin değer ölçütleri, bakış açısı daha önemlisi beğeniler de değişiyor. O sebeple bir yazara çağının büyük sıfatını vermek aslında bu nitelemeyi kullanan okurun söylemek istediği o silinmez edebi şerefi bahşetmek anlamına gelmiyor. Edebiyattaki büyüklük çağların durumuna göre değişir. 1970’li yıllarda Türkiye’de çok baskın bir köy edebiyatı vardı ve büyüklük o dönemin köy sorunlarına ilişkin eserlere göre değişiyordu. 1980’in başından itibaren Türk edebiyatında büyüklük ifadesinin karşılığı modern romanlar olarak ön plana çıktı. Bu modern roman daha gelişip kök salmaya vakit bulamadan ve birkaç yazarın tekelindeki bir özellik olarak kalsın diye edebiyat kanonu tarafından tedavülden hızla kaldırılınca, 2000’in başında yerine gelen akım yani büyüklük unvanı ise bireye yönelmiş onun sorunlarını ele alan modern olmayan fakat klasik de sayılmayacak deneme metinleri oldu.  2010’larda başlayıp bugün de kıyasıya süren büyüklük ifadesi ise çok satan, çok kazanan ve kazandıran popüler metinlerle ilgili. O sebeple bugün Türk edebiyatının en büyük 10 yazarı adlı bir çalışma yapılsa, 1970’lerde listeye ilk 3 sırada girecek Orhan Kemal’in adı şimdi listede yer alamaz.  Fakat bu durum Orhan Kemal’in iyi romancı olduğu gerçeğini değiştirmez. Ben zaman zaman romanları ve yazarları nitelerken sıfatların anlamlarına ilişkin bir çabaya girmeden büyük sözcüğünü de kullandım. Yine de bir yazarın edebiyat tarihindeki hakiki yerini ifadelendirmek için iyi sıfatından başka bir sözcük, onun hakkını tam olarak verememek anlamını taşır. Bu sebeple de dünyanın en iyi 10 romanını listelemek diğer büyük romanların yarattığı kalabalığı ortadan kaldırmak ve iyi romanın aynı zamanda büyük romana göre öğretici, etkileyici ve kalıcı sıfatlarını her zaman anlam karmaşasının kördüğümünü kesecek bir bıçak misali bilemek için de olmazsa olmaz bir çaba olur.

10 – MOBY DICK: Herman Melville’nin bir ispermeç balinasının peşindeki Amerikalı denizcileri anlattığı romanı bir romandan çok ispermeç balinaları hakkında yazılmış eğlenceli ansiklopediye benziyor. Romanın uzun tasvirli bölümleri, hikayenin heyecan unsurunun ispermeç balinasının iskeletinden çenesine derisinden kuyruğuna değin anlatılan kısımlarının yer yer okuru sıkması, karakterlerin ne yapacağının bir sürprizden çok beklentiye dönüşmesine rağmen Moby Dick dünya edebiyat tarihinin en iyi romanlarından. Çünkü Moby Dick’te Melville bir av hikayesini anlatırken kendi yaratımında efsaneleştirdiği beyaz balinadan yola çıkarak kurgu efsane içinden bir başka kurgu roman çıkarabiliyor. Bu kendini yiyerek beslenen ve gittikçe güçlenen bir yaratığa dönüşen roman, klişe metinlerin çağındaki klişelerden beslenen öncülüğü, pratikliği ve kolay okunurluğu ile bir beyaz balina kadar eşsiz ve güzel. Aynı zamanda iyi roman olmanın kalıcı, öğretici özelliklerini bünyesinde tutuyor.

https://oggito.com/icerikler/moby-dick-i-nicin-okumalisiniz/65471

 

 

 

 

9 – YAŞLI ADAM VE DENİZ: Ernest Hemingway’in Yaşlı Kübalı Balıkçı Santiago’nun dünyanın en büyük kılıçbalığını avlayıp, köpekbalıklarının vahşetinden payını alarak kıyıya koskoca bir iskeletle dönüşünün hikayesi, bugüne değin inanç hakkında yazılmış en kısa ve en etkili metin. Hemingway bu kısa romanı tüm tasvirlerden, edebi süsler ve oyunlardan, kuramlardan ayrı tutarak sadece bir hikayeyi anlatma durumu içinde kalarak yaptı: Yazın sanatında yazarın sadece zihnindeki hikayeyi elinin onu götürdüğü ve adına roman sanatı dediğimiz okuru da peşinden sürükleyen akıma kapılmadan yazıvermesi pek görülmüş şey değil. Fakat Yaşlı Adam ve Deniz romanı Hemingway’in insanın ihtiyaçları ile imkanları arasındaki amansız savaşın en uç noktasında geçen yapısı ve anlatıdaki hem yalınlık hem de derinliği ile dünya edebiyatının en iyi metinlerinden. Bu romanı okuyarak roman sanatı hakkında az çok fikir sahibi olmamış bir okur düşünülemez. Öğretici özelliği de yüksekte bulunan roman, öte yandan insanın yeryüzü macerasında deniz ile olan hikayesini, üstelik açlık, yoksulluk, çaresizlik ve inanç ekseninde ele aldığı için okunmazsa ve anlaşılmazsa olmaz en iyi metinler arasında bulunuyor.

https://oggito.com/icerikler/hemingway-in-yasli-adam-ve-deniz-ini-nicin-okumalisiniz/64539

 

 

8 – GÜLÜN ADI: Roman sanatının 18 ve 19’üncu yüz yıla ait olduğu, yazılabilecek tüm klasiklerin edebiyat tarihine armağan edildiği, artık kendine yazar sıfatı verenlerin bir kült metin oluşturamayacağı düşünüldüğü yıllarda ki tam olarak 1960’ların sonunda Umberto Eco adlı gösterge bilim profesörü sahneye çıktı. Eco, uzmanı olduğu Orta Çağ’ın bugün süregelen modern hayat ile birebir aynı olduğunu düşünüyordu: Orta Çağ’da kaleler etrafında beylerin sahipliğinde kölelerin hayatı bugünün modern dünyasında kale olarak kullanılan şirket gökdelenlerine dönüşmüştü. Beyler patron olmuş, kölelerin adı da işçiye dönüşmüştü. Orta Çağ’da uğruna cinayet işlenen Arap ve İngiliz atlarının yerini bugün önünde at sembolleri bulunan spor otomobiller almıştı. Eco, bu düşünce ile yola çıkarak bir Orta Çağ manastırında işlenen cinayetleri aydınlatmakla görevli İngiliz asıllı Papalık sorgucusu Williham’ın hikayesini anlatır. Romanda herkes klasik metinlere göndermeler yapan karakter özelliklerine sahipken, Eco Gülün Adı’nda sadece metinler arasılık yapmakla da kalmayıp gösterge bilimden mimariye, kimyadan tıp’a kadar pek çok bilimle bezediği bir modern klasik yaratır. Roman öldü denilen çağda yeni bir roman yazmak üstelik bunu klasikler kadar iyi yapabilmek ancak romanına Gülün Adı gibi dünyanın en derin roman isimlerinden birini verebilen Eco’nun işi olabilirdi.

https://www.edebiyathaber.net/ask-garantili-gulun-adi-buyusu-erdinc-akkoyunlu/

7 – SUÇ VE CEZA: Dostoyevski’nin yoksul hukuk öğrencisi Raskolnikov’un bir tefeci kadını öldürmesi ve gizlediği cinayetin başkarakterin yaşadığı histeri krizleri neticesinde çorap söküğü gibi ortaya çıkmasını anlatan hikayesi, polisiye romancılığın Everest’i sayılıyor. Bu unvanı verenler haksız olmasalar da bugüne değin Raskolnikov’un karakter analizi üzerinde bir edebi makalenin yayınlanmaması da romanın ne denli eksik anlaşıldığının kanıtı. Dostoyevski, Suç ve Ceza’yı kumar borçları nedeniyle yayıncılardan peşin aldığı para karşılığı her gün yirmi otuz sayfa yazarak yani bir at nala koşu sırasında birbiri ardına hatmederken, dünyanın en iyi romanlarından birini yazdığını düşünmüyordu. Çünkü üzerinde Turgenyev’in Rus Prenseslerin balolarında oluşan edebiyat kanonunda açtığı ‘Dostoyevski bir hiçtir, tüm işi gücü beni taklit etmek’ türünden bir atılı iftira vardı. Üstelik kendi hayatı da ne aşkta ne de kumarda ona öyle çok kazandırmıyordu. Yine de Dostoyevski, St. Petersburg’un çürümüşlüğünü anlatmak için bir öğrencinin hikayesini devreye alarak hukuk ve adalet sistemini sorgulamak istedi. Ne var ki balta ile işlenen bu cinayet hakkında yazılan ve başta vasat olarak nitelendirilen roman ehil gözler karşısında hak ettiği değeri buldu. Suç ve Ceza, polisiye dokusu, karakterlerinin oluşumu, roman iklimi adını verdiğim metin ile kurgu bütünlüğü açısından hem çok nitelikli hem çok öğretici. Peki neden listenin yedinci sırasında? Pekala roman polisiye severlerin ilk sırasında yer alır fakat bunun sebebi de Dostoyevski’nin kendisi, öyle başka metinler oluşturdu ki, bu listeyi ve sıralamayı kendi belirledi.

https://oggito.com/icerikler/suc-raskolnikov-un-ceza-dostoyevski-nin/65398

 

 

6 – YÜZYILLIK YALNIZLIK: Kimse ama hiç kimse Kolombiyalı bir gazeteci olan Marquez’in 1900’ün başından itibaren ailesinin hikayesini anlattığı romanın dünyanın en iyi metinlerinden biri olacağını düşünmüyordu. Çünkü 1960’lı yıllarda roman Avrupa ve Amerika için bir sanat dalıydı, onlarca kurama, akıma ve modern akıma bölünmüştü. Birinin kalkıp da babaannesinin yerel anlatı üslubunu alarak bunu roman gerçekliğine dönüştürebileceğini ummuyordu. Üstelik bu ifadelendirmeyi roman tekniklerini kusursuz olarak kullanarak yapmak, akla hayale sığmazdı. Fakat ummadık yerden gelen bu taş tüm roman nitelendirme sıralamalarını yerinden oynattı. Marquez, adına Büyülü Gerçekçilik denilen esasında ise Anadolu’da da sıkça kullanılan gerçeği anlatma iddiasındaki kurgu biçiminin alınarak yine gerçeğin ikinci ve üst bir bakış açısı ile gerçeğin değişmemiş hakikati şeklindeki formunu kullandı. Hep düşünürüm, eğer babaannenin tıpkı benim de anneannemin biraz sahip olduğu o ‘abartma’ dönük ama gerçeği anlatma iddiasındaki ifade formu olmasaydı da Marquez Batı formlarını kullanarak bir roman yazsaydı, biz bugün onu listemize alır mıydık? Yüzyıllık Yalnızlık, teknik özelliklerinin yanında aslında roman sanatının bir anlatı sanatı olduğunu dünyaya hatırlatması ve bu geleneğin devamını ona öykünen yazarlarla sağlaması yani benim verdiğim ismiyle bir Büyük Öğretici Yazar olması nedeniyle biriciktir.

https://www.edebiyathaber.net/yuz-yillik-yalnizlik-hakkinda-yasa-disi-gercekler-erdinc-akkoyunlu/

 

 

 

 

5 – SEFİLLER: Vıctor Hugo 19’uncu yüz yıl Fransa’sında ne gördüyse onu yazdı. Bu gerçeğin roman gerçeğine bir klasik roman olacak şekilde aktarımı ifadesi kadar basit bir eylem değildi. Hiçbir yazar, Hugo kadar bir insan çirkinliğini roman gerçekliğine aktarmayı başaramadı. Üstelik bunu da roman kurgusu nasıl olmalı adlı dersin ana kaynağı şeklindeki bir romanla yapmayı başaramadı. Sefiller, sadece toplumların geçirdikleri değişimi edebiyat yolu ile kalıcı bir şekilde nakletmenin aracı değil; zaten Hugo bir gerçeği göstermek için edebiyatı araç olarak kullanan yazarlardan değil. Onun ve Sefiller’in büyüklüğü bir roman kurgusunun kusursuz biçimde uygulanabilme başarısından geliyor. Öte yandan iyi romanların öğreticiliklerinin de yüksek olduğunu söylemiştik. Bir okur yok ki, Sefiller’i anlama kastı ile okuduktan sonra roman sanatına ilişkin birçok faydalı bilgi ile donatılmamış olsun.

https://www.star.com.tr/cumartesi/kitap-seni-cagiriyor-haber-776231/

 

 

 

 

4 – YER DEMİR GÖK BAKIR: Yaşar Kemal bu romanı Dağın Öteki Yüzü adlı üçlemesinin ikinci eseri olarak kaleme aldığında, herkes metnin yazarın klasik üslubuyla yaşam bulacağını düşünmüştü. Oysa Yaşar Kemal, ormanda bir taşın altında ışık parlayan imgeleri, Taşbaş’ın sahte ermişliği ve pamuk toplayan köylünün ağaya borçları, çaresizliği ekseninde bir Çukurova hikayesini anlatırken dünya edebiyatına damga vurdu. Yerel ifadeleri evrensel ile birleştirme çabasını hayata geçiren Yaşar Kemal, sadece bu başarı ile kalmadı. Aynı zamanda dünya edebiyatını hatta sinemasını da derinden etkiledi. Yaşar Kemal’in romanındaki bazı imgeler Hollywood’a hatta daha doğrudan söylemek gerekirse Ucuz Roman adlı filmi kült yapan sahnelere ilham verdi. Fakat bu romanı listeye aldıran ‘Bizden de bir eser olsun’ görüşü değil. Yaşar Kemal’in roman zekası bize bu imkanı tanıdı. Yer Demir Gök Bakır, hem roman iklimi, hem karakter yaratımı, hem üslup hem de ele aldığı konu gibi başlıklarla bir altın oran romanıdır. Bu romanda hiçbir imge ne fazla ne de eksik. Kusursuz ifadesi Yaşar Kemal gibi hayatın kusurları üzerine emek vermiş bir anlatıcı için ona yakışmayan bir niteleme olsa da, iyi roman nasıl olmalı sorusuna yanıt niteliğindeki Yer Demir Gök Bakır, öğreticiliğin zirvesinde bulunduğu için listenin de zirvesinde yer alıyor.

https://oggito.com/icerikler/yasar-kemal-olur-mu/59061

 

3 – ANNA KARENİNA: Tolstoy ömrü boyunca okurlara kendi inandığı düşünceleri kabul ettirmek için yazdı. Edebiyat evreninde kim bunun aksi bir eylem gerçekleştirdi ki zaten. Ama Tolstoy’un böyle alınmasının nedeni, bu işi başarabilmesinde yatıyor: Tolstoy, hayatı tüm eksikliği, çirkinliği, kötülüğü ve acımasızlığı ile anlatmak istedi. Fakat o güne kadar avam romanların konusu olan aşk ve ihanet konusuna değineceğini kimse beklemiyordu. Tolstoy’un yaşadığı ve yazdığı 19 ile 20’inci yüz yılda Rusya’da çok kıyıcı bir edebiyat kanonu vardı, fakat Tolstoy kendi çiftliğinde edebiyat çalışmalarını yaparken tüm bunlardan uzaktı. Yine de Tolstoy’u kıyasıya kıskanan bu kanon o büyük yazarı taşlamaktan, eleştirmekten de geri durmuyordu. Tolstoy, Anna Karenina ile o günün Rusya’sında da bugünün dünyasında da hala en büyük suçlardan sayılan aldatmayı, fakat suçun da büyüğü sayılan evli kadının aldatmasını ele aldı. Bu romanın iyiler listesinde olmasının sebebi, Tolstoy’un sonraki kuşaklara bağımsız metinler arasında nasıl bağ kurulacağını göstermesi, karakter yaratımındaki derinliği belletmesi ve cesur konuları yine cesur üslupla ele almayı kavratmasıydı. Tolstoy’un Savaş ve Barış romanının dünyanın büyük edebiyat çevrelerine göre yazılmış en iyi roman olduğu yorumundan hareketle neden o romanın değil de Anna Karenina’nın listede olduğunu merak edenler: Savaş ve Barış, yazıldığı döneme göre tarihi bir romandı ve Tolstoy bir gerçeği göstermek için bu romanı yazmıştı. Fakat romanın dili, kurgusu, romanın ağırlığı onun en iyiler listemde benim açımdan diğer iyi romanlarla biçimsel uyumsuzluğu sebebiyle yer almamasına sebep oldu.

https://oggito.com/icerikler/anna-karenina-ask-ve-Ihanete-dair/64506

2 – DON QUİJOTE: Dostoyevski’nin ‘Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık (Palto adlı öyküsünü kast ederek)’ söylediği o haklı sözü ‘Petersburglu ustamız haklı ama aslında hepimiz Don Quijote’nin miğferinden çıktık’ diye düzeltmek mümkün. Tabii Dostoyevski’nin sözünün üstüne söz söyleme hakkı olan bir boşboğaz olduğunuzu düşünüyorsanız. Gerçekten de şövalye romanlarını okuya okuya yani bir edebiyat metninden etkilenerek ortaya çıkan bir sahte şövalyenin hikayesinin anlatıldığı Don Ouijote, sadece kronolojik olarak değil modern metinlerin de ilki sayılıyor. Onu en iyi yapan ise, Don Ouijote’nin benim verdiğim isimle içinden yeni romanlar çıkabilen, ki zaten o da başka romanlardan etkilenen bir kahramanı anlatarak bu yolu açmıştı, yani içinden başka romanlar çıkabilen bir Makine Roman. Bu özelliği de, bir metne atıf yaparak başka bir metin yazabilmenin önünü açması, öte yandan roman sanatının zaten yazılmış tüm metinlerin ama iyi ama kötü bir biçimde birbiri ile bağlı olduğu kavramını anıtlaştırması noktasında biriciktir. Öte yandan romanın kısa ve her biri müstalik başlık taşıyan öyküleri, yalın ve yoğun anlatımı dünya edebiyatına taşıması, kurgu ve kuram yaparken yaratıcılıkta açtığı çığır, iç öykülerle romanın ilerleyişine verdiği tatlı dönüşler ve yönler romanı bir teknik ders kitabı yapıyor. Ve en iyi listemizde tutuyor.

https://oggito.com/icerikler/don-quijote-nicin-okunmali/64642

 

 

 

1 – KARAMAZOV KARDEŞLER: Eninde sonunda bir roman bu listenin zirvesinde yer alacaktı. Bu eser neden Karamazov biraderlerin hikayesinden oluşmasın ki? Hem dünya edebiyatında böyle başka bir aile gösterin ki 4 erkek kardeş ve bir kalleş baba olsun ve birbirlerine düşman kesilsinler. Kaderin cilvesiyle Dostoyevski’nin yazdığı son roman unvanını da taşıyan Karamazov Kardeşler, bir romanın kusursuz bir metin, kuramlarla dolu bir sanat çalışması değil kusurları, eksiklikleri, gereksiz uzunlukları ile hem yazarı düşüncesi hem de yazının kendi kaderi olduğunu anlatıyor. Bu açıdan bakınca Karamazov'lar bu çabanın altın oranı. Konu, kurgu, üslup, iklim bütünlüğü açısından en iyi roman nasıl olmalı sorusuna pek çok noktada yanıt veren Karamazov’ları iyi yapan aslında veremediği yanıtlarda da gizli. Hayat da hiçbir zaman eksiksiz, tamamlanmış ve kendini her şeyin üzerinde gören hiçbir yapıya müsaade etmiyor. İçine bizim güneşimizden 1 milyar adet sığabilen kızıl cücelerin ömrü bile 10 milyar yılı bulmuyor. Evrendeki tek kural ölmek yani değişmenin, dönüşmenin kendisiyken her okunduğunda başka anlamları ortaya çıkarmaya müsait Karamazov Kardeşler, neden en iyiler listesinin ucunda olmasın ki? Bu eser, roman sanatını okurlara öğrettiği kadar yazarların da ulaşması zor bir başarı çıtasını kendi belirlediği için iyi romanların en iyisi. Öte yandan aileleri anlatan metinler her zaman iyidir; çünkü bireyselliğin bir süre sonra insana sıkıntı veren yapısı yerine ailelerin hem birbiri ile rekabet hatta Karamazov’lardaki gibi düşmanca yapısı hem de aynı tutku ile bağlılıkları büyük hikayeleri ve büyük anlatı olanaklarını ortaya çıkarır. Bu da bizim romanımızı zirveye bu özellikleriyle taşıyor.

https://oggito.com/icerikler/dostoyevski-nin-karamazov-kardeslerini-nicin-okumalisiniz/64564

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Genç Bir Doktorun Anıları: Pandeminin ..Özgecan Büyüker
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Pınar Yılmaz

22 Mayıs 2026

Müge İplikçi: "Çocuklar dünyanın sertl..

Bazen kurgunun içinde ilerlerken mesele de dönüşüyor, derinleşiyor; birbirlerini besliyorlar. Pınar Yılmaz: Yazdığınız hemen her kitapta belirgin bir ‘mesele’ öne çıkıyor. Çocuklar için kaleme aldığınız ve Günı..

Devamı..

Truman Capote ile Yaratma Sanatı Üzeri..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024