Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Ekim 2022

Öykü

Gidişat

Armağan Can

Paylaş

0

0


Sahi, ölmek isteyen bir kuş nasıl intihar eder?

Ali Lidar, Tesirsiz Parçalar

Evinin güvenli ortamını sokağın kaosuna bağlayan tek yer perdenin aralık kısmıydı. Evinde çok güvenli sayılmazdı aslında. İçilebilecek ilaçlar, bir damara dokunabilecek jiletler, bıçaklar, piknikte salıncak kurmak için alınan boyna dolanabilecek ipler, her an açık unutulabilecek gaz sızacak aletler ile doluydu. Sigarayı bıraktığın günden beri artan iç sıkıntının tek rahatlatıcısı sonunun elinde olduğuna duyduğun inançtı.  Kasvet sadece ruhunu değil, bedenini, evini de sardı. Bedenindeki belirtisi üstünden çıkartmadığın eşofmanların, tarak yüzü görmeyen saçların, uzayan tırnakların, sakalın, başından hiç eksilmeyen ağırlık hissi, seyrettiğin reklamlarda bile gözyaşı dökmeye meraklı gözlerin, vücudundan yayılan ağır kokundu. Havasız ve ışıksız odalar, dağınıklıklar, tezgâhın üstüne yığılan bulaşıklar, eşyaların üstünü kaplayan toz, yanından ayırmadığın televizyon kumandası ise evini saran sıkıntının belirtileriydi. Geçen ay banyoda düşüp kafanı çarptığında sonunun geldiğini düşünüp çok umutlanmıştın. Oluşan küçücük şişliğin derinlerde bir yerde kaybedilen bir savaşın son kalesi olduğunu varsaymıştın. Kızının telefonuyla asıl gitmek istediğin yer morg iken bir hasta odasında iç kanama ihtimaline karşılık testler yaptırdın. Hep karamsardın, herkesin devamlı gülüp en boktan şeylerde bile olumlu bir şeyler bulmasına her zaman gıcık oldun. Karından boşanırken de asık suratın hep önüne sebep olarak sürüldü. Paran bitince mi daha asık suratlı olmuştun, cevap alamasan da bunu sordun. 

Evde mutlu sona ulaşmayı umuyorsun. Medet umduğun birçok hastalığın var. Umutla kalbinin bir tıkla durmasını, yediğin tatlının şeker komasına sokmasını, yükselen tansiyonunun seni yere çakmasını bekliyorsun. Avuç avuç içtiğin ilaçların birbiriyle karışıp zehir olmasını bekliyorsun ama olmuyor, halen yaşıyorsun. Her yeni hastalıkta bu beni götürür derken, nefes üstüne nefes alıyorsun. Bütün ailen uzun yaşam çizgileriyle övünürken bir ev kazası için ortam oluşturuyorsun. Tekerlekli çalışma sandalyesinin üstüne çıkıp dolabın üstüne uzanıyorsun, azıcık saçını uzun uzun küvette saç kurutma makinesiyle kurutuyorsun ki gelen her cızırtılı sesle umutlanıyorsun, balkona yaz kış serdiğin çarşaflarla başını döndürüyorsun. Evin içinde dolaşan beceriksiz bir katilsin. Mağdur her sabah aynada sana gülerken yüzüne tükürüyorsun. Her gece gördüğün ağrılı rüyalarında bin bir çeşit ölümle tanışıyorsun. Timsahlarla dolu nehirde yüzme bilmiyorsun, bir kuyunun dibinde sesin çıkmıyor, bir lokma yemek nefesini kesiyor, havaya sıkılan kurşun seni buluyor, merdivenden düşüp hep seyrettiğin filmlerdeki gibi yüzükoyun kollar açık, bir bacak bükülmüş, etrafında tebeşirle çizilmiş olan bir alanda yatıyorsun, çizgi filmde tüm okların isabet ettiği bir tavşan oluyorsun, hep ölüyorsun ama sabah gözlerini yaşama açıyorsun.

Sokağın kaosu sana yaşadığını hatırlatıp duruyor. Perdenin aralık köşesinden devamlı bir yerlere gidip gelen bu insanlara şaşkınlıkla bakıyorsun. Gitmekten mutlular, geliyor olmaktan mutlular, tek yürüyorlar mutlu, kol kola grup olarak yürürken de mutlu… Bunlara mutlu olmayı kim öğretti, merak ediyorsun. Her sabah dükkânını açan umut taciri loto bayiyi seyrediyorsun. Sen elindeki somut ürünleri satamazken, umudu sayı sayı satıyor ve hatta sattığı ürün para etmediği halde yine aynı ürünü satıyor, kimse şikâyetçi olmuyor, şaşırıyorsun. İnip aşağıya sayıları sıralasam diyorsun, sonra satın aldığın umudu cebine koyup sokakta bir aşağı bir yukarı yürüsen, hatta köşedeki parkta soluklansan, derin bir nefes alsan, kesin etraf ya çöp ya da lağım kokar, diye bunu yapmıyorsun. Şansı hayallerinde bile kendine yakıştıramıyorsun.

Sokağın karmaşasını daha da arttırmak için kornaya basa basa sütçü geldi. İyice sinir oluyorsun. Şimdi apartmanlardan ellerinde kaplarıyla güleç kadınlar inecek. Hepsinin de evde çok işleri vardır, meşgaleleri, heyecanla bekledikleri dizileri, bitmesi için sabırsızlandıkları örgüleri vardır. Yan apartmandan emekli banka memuru da mavi bir kova ile süt almaya gelir. Eşi yürüyemediği için onun yerine de yürür. Hanımlarla sohbet eder, dertleşir, bazen flörtleşir. İnip süt almalıyım, diye aklından geçiriyorsun. Tencereyi ağzına kadar süt doldurup büyük ocağa koyacaksın. Camları da kapatacaksın. Mutfak masasında elinde yarısı çözülmüş dünün bulmacası olacak. Soldan sağa beş, bir canlı varlığın hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesi, dört harfli. Süt taşacak ateşi söndürecek. Sönen ateş gazı özgürleştirecek. Mutfağı, odayı koku saracak. Ama şimdi kim inecek sokağa, kim karışacak kalabalığa, diyorsun. Ya birisi konuşursa ya birisi dinlerse ya Allah muhafaza biri seni anlayıverirse, hayata tutunman gerekirse ne yaparsın?

Uzun süredir karşı komşumu izliyorum. Perdenin arkasından geçişini, balkon masasında bulmaca çözüşünü takip ediyorum. Bir şey planlıyor gibi, ürkütücü bir şey. Dünkü bulmacayı ben de çözdüm, cevapları biliyorum. Aynı kelime üzerinde gidip gelen kalemi gördüm. Kızını arasam mı acaba? En son çıplak halde kafasını tutarak mutlu mutlu odadan odaya geçişini görüp aradığımda biraz gönül koymuştu, “Babam oldukça mutlu ve sağlığı yerinde Hafize Hanım Teyze” diye vurgulayarak bir daha aramamam konusunda imada bulunmuştu. Ama sonra adamcağız bir taksi çağırıp kafasında buz ile film çektirmek için hastaneye gitmişti. Dönüşte elinde gördüğüm kocaman hastane logosu olan film dosyasından biliyorum. Şu halsiz ve işe yaramaz bacaklarım beni eve bağlamasa bir koşu gider kapısını çalardım. Göz göre göre yitip gidecek dağ gibi adam. Nimet Hanım’a göre yalnız yaşayan her kişi kendine bir meşgale bulurmuş. Karşı komşumun uğraşısı camdan sokağa bakmakmış, ben ona bakıp hikâyeler uyduruyormuşum, o da bana gelip bu hikâyeleri dinliyormuş. Her şeyi çok biliyor. Hepi topu alt caddedeki noterden şef olarak emekli oldu. İllaki her şeye son noktayı o koyacak. En iyisi bekleyeyim. Bugün süt almaya inmezse, yarın kesin çarşafları yıkayıp balkona asar. Ben de balkona çıktığında selam veririm. Cevap alana kadar ısrar ederim. Bu sefer duyana kadar bağırırım. Şu sütçü de pek seviyor bizim sokağı. Gidemedi bir türlü. Başında toplanıp konuşmak da Sevim Hanım evden çıkamayıp eşi süt almaya başlayınca oluştu. Bilmem ne konuşurlar bu kadar. Şu Hatice Hanım da gün aşırı süt alıyor, tek başına ne yapıyor bu kadar sütü? Perde kapanmış, kaçırdım adamı. Şuradan sütçüye bağırıp bekle desem, yavaş yavaş inip ben mi süt alsam acaba?  Tüpü de yeni doldurdum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir İngiliz Halk Destanı: BeowulfOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. T. Yılmaz

21 Ekim 2025

Robert Redford: Bir Büyük Sinema Efsan..

Robert Redford Hollywood stüdyo sistemi içinde büyük yıldız statüsüne ulaşmış bir oyuncu; Oscar ödülü ve adaylığı kazanmış bir yönetmendi.Birkaç sene önce en sevdiğim filmler üzerine bir yazı üzerine çalıştığım sırada en sevdiğim a..

Devamı..

Evden Fabrikaya: Sanayi Devrimi Süresi..

Elinor Evans

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024