Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Eylül 2023

Kitap

Kendime Yazdım Kitabı ve Şeyhmus Diken’i anlamak

Öznur Turan

Paylaş

0

0


2022 yılı Şeyhmus Beyle Kastal Cafede görüşmeye gittiğimde masalarında yer yoktu. Nezaketinden ödün vermeyen Şeyhmus Bey sandalyesini bana takdim etti. Bende sandalyeye otururken şakayla, “Benim gözüm zaten sizin koltuğunuzda.” demiştim. O zaman bu sözün ağırlığını bilseydim söyler miydim? Sanmıyorum…  

Soğuk bir Diyarbakır günüydü muhabbetimizi türküler, sıcak çay ve yanan soba demlendiriyordu. Şeyhmus Bey çıkacak olan kitabından bahsetti. İlk defa bir günlük yazdığını söylerken; her yazara has fayda sağlama içgüdüsüyle kendisini sorguladığını anladım. Günlüklerin edebiyattaki yerini vurgularken; Umberto Eco’nun Gülün adı romanı gibi daha birçok romanın günlüklerden uyarladığını konuştuk. O gün, “Günlükler roman yazarlarının besin kaynağıdır, yıllar sonra bir yazar, corona günleriyle ilgili roman yazmak isterse sizin günlüklerinizi okuyup, sizin gözlemlerinizden beslenecek.” demiştim.

Ve beklediğimiz kitap çıktı. Fakat ben Diyarbakır’dan taşındım. Sevgili Zeliş Koç Kendime Yazdım kitabını, “Diyarbakır’ı özlersen okursun.” diyerek bana hediye gönderdi. Kitap uzun bir süre masamın üzerinde durdu. Durmak zorundaydı. Gözlerimden rahatsızlık geçirdim. Kitap okumak, telefon kullanmak, yazı yazmak her şey doktorum tarafından yasaklanmıştı. Rahatsızlığımı fırsat bilerek, taşındığım yerde biraz sosyalleşip, insanların arasına karışmak istedim. Fakat pek mümkün olmadı. İlk taşındığımda yaşlı bir teyze kapımın önünden geçerken bana seslendi. “Kızım nereden geldiniz?” “Diyarbakır.” dedim. Ondan sonra teyzenin bir corona hastasıymışım gibi kapımın önünden kaçışını gördüm. İncindim, hatta kırıldım eve girip kapıyı kapatırken içimden “Allah’ım öyle bir memleketliyiz ki ne orada yaşayabiliyorduk ne de başka bir şehirde.” diye söylenerek durdum. İstanbul da yaşadığım yıllarda farklı memleketli insanlarla kaynaşabiliyordum ama Doğu Ege bölgesi biraz yabandı. İnsansız yaşamak pek dokunmadı, nasılsa yalnızlık benim anavatanımdı. Günler geçtikçe komşular benimle konuşmaya başladılar. Bir gün yine aynı teyze yanımdan geçerken, “Kızım keşke bütün Diyarbakır halkı senin gibi iyi olsa.” dedi. O an güldüm, “Teyze en kötüsü bendim, ben de buraya geldim.” dedim.  Gülüştük…  Sonra Diyarbakır’la ilgili neler neler işittim. Kendi iç dünyasında yaşayan komşularımın basından gördüğü ve fısıltı gazetesinden duydukları yalan haberlerle bizleri yanlış tanıdıklarını anladım.

Gözlerimdeki rahatsızlık düzelince Kendime Yazdım kitabını okumaya başladım.

Sayfa 9’da dikkatimi çeken, “Kafka der ki; Suçlamak, anlamaktan kolaydır. Zira anlarsan değişmen gerekir.” Yazar Kafka’nın sözünü corona hastalığı için kullanırken aslında her değişim için kullanacağımız muhteşem bir söz yazmış; “Değişecekse bir şeyler, anlayarak mutlaka değişmeli.” Bulunduğum yerde öğrendiğim şey buydu; anlamıyoruz, anlamadığımız için hala değişemiyoruz…   

Birkaç ay önce Diyarbakır’a gittim. Urfa yolu üzerinde üst geçitten geçerken önümde bir kadın vardı. Yağmur yağdığı için caddeleri su basmıştı ve kadın “bu yolları yapanlara…” diye sitem ederek yürüyordu. Arkasına bakıp beni fark edince “Bir yol yapamayan ülkenin hali ne olacak.” diye seslendi. Ayaküstü sohbetimiz yürüyüşle devam etti. Kadın Diyarbakırlı değildi ve evlenip Diyarbakır’a geldiği için çok pişman olduğunu dile getirdi. Ben ne kadar Diyarbakır’ın iyi olduğunu anlatsam da kadın “balkonda halı silkelemekten, yerlere çöp atmaktan, çocukların dillerindeki küfürden…” açtı ağzını yumdu gözünü. Sohbet kitaplardan devam edince “Şeyhmus Diken diye bir yazar var, beni hep o kandırdı.” dedi.

Ben neye uğradığımı şaşırarak sordum; “Şeyhmus Beyi tanırım sizi nasıl kandırabilir ki?” “Evet, kandırdı ben Diyarbakır’a yerleşmeyi düşünmüyordum. Ön yargılı olmayayım dedim. Diyarbakır yazılarını okumaya başladım. Adam Diyarbakır’ı öyle bir anlatmış ki sanki peri masallarından çıkma bir şehir. Hani nerde o masal şehri? Yazarlar zaten hep hayalperest hayallerindeki Diyarbakır’ı yazmış” derken ses tonu yükselmişti. Ben gayri ihtiyari tam savunmaya geçecekken yanımızdan bir yaşlı adam yere tükürerek geçti. Kadın “Al işte Diyarbakırlılar böyledir.” dedi.

“Hayır. Diyarbakır da yoldan geçen adam yere tükürdü. diyebilirsin. Ama Diyarbakırlılar diyemezsin.  Amcayı durdursak sorsak kesin buralı değildir. Çevre şehirlerden göçüp gelmiştir. İnan başka bir memlekete gitsen buranın insanını çok özlersin. Bak ben gerçek Diyarbakırlıyım ama Diyarbakır da yaşamıyorum. Diyarbakır için mücadele etmek isterken şehri terk ettim. Kaç tane Diyarbakır’ın yerlisi kaldı ki burada yaşayan…” diyerek devam eden konuşmada iki yolcu birbirimizi anlayabildiğimiz kadar anlayıp yol ayrımına ulaştık.

Sonra, zihnimdeki seslerle ben yürümeye devam ettim. Hani yazımın başında “Şeyhmus Diken’in koltuğunda gözüm var. Cümlesinin ağırlığını bilsem söylemezdim.” demiştim. Şehri terk edince anladım zor imiş Şeyhmus Diken olmak. Zor imiş şehri sahiplenip, kavgasında sebat etmek.  Kitabının adına ‘kendime yazdım’ derken bile içeriğinde şehrinin ve insanlarının sorunlarını kendine dert etmek.  Zor imiş elini taşın altına koymak…

Şimdi…

Bir insan düşünün doğduğu şehrin üstünden geçen göçmen kuşları bile seven.

Bir adam düşünün dil, din, mezhep ayrımı yapmaksızın şehrin insanlarını kucaklayan.

Bir aydın düşünün şehrinin adının kültür, sanat ve edebiyat ile anılmasını isteyen.

Bir hancı düşünün yolda olanlara yoldaş olan ama şehriyle kendi kendine kalan.

Üstadıma saygılarımla.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Scott Fitzgerald’dan yazarlara öğütlerOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Jeff Minick

5 Mayıs 2025

Böyle Bir Politik Ortamda Akıl Sağlığı..

Amerikan halkını böylesine derin bir mutsuzluğa sürükleyen bir diğer önemli etmense medyanın kullandığı nefret söylemi, yaratılmasına öncülük ettiği olumsuz siyasi atmosfer ve yol açtığı ön yargılar. 2002-2015 yılları arasında Ulusal Ruh S..

Devamı..

Büyümenin Sancısı, Hayallerin Haritası..

Işıl Kızılırmak

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024