Rüya
Rüyasını anlatmaya başlamadan, şapkasını düzeltti. "Şapkam düzgün olmayınca konuşamıyorum." Ben hemen yan tarafında duran küçük saksıdaki kaktüse bakıyorum. İkimiz de hazır değiliz. Alt tarafı rüya diyorum. Ne kadar geç başlarsa o kadar iyi. Kafamı kaldırdığımda şapkasını çıkarttığını gördüm. Uzun bir anlatıya başlayacak sandım. Meğer rüyası buymuş.
Kedi
Akşamdan akşama gördüğü memeleri sarkan kediye mama vermek için çağırdı. Anne bir kedi ve arada çöplerden bulduğunu yemek için bu tarafa geliyordu. Ciğer tabağını kedinin önüne koydu, başını okşadı. O sırada bir araba geldi ve kedi korkudan kaçarken, arabanın altına girdi.
Her şey bir anda kâbusa döndü. Kedi o anda öldü ve gözyaşlarından kedinin üstüne yavrularını akıttı. Ellerini kedinin karnında gezdirdi ve yaptığı kötülüğe bela okudu. Diz çöktüğü yerden kalkamadı bir zaman. Başını diğer kedilere doğru çevirdi ve "onun adına beni affedin" dedi.
Gece ve Yol
13 numaralı tekli koltuğu seçmişti. Onun uğurlu sayısıydı. Adım atarken 13. adıma kadar sayar ve ondan sonra hareketlenirdi. Camdan dışarı bakarken ışıkları izler ve yol boyu gördüğü taşra kasabalarının ışıklarından o yerin mutluluk tablosunu çıkarırdı.
Gece yaptığı uçak yolculukları da böyleydi.Sofya üzerinden ilk kez uçtuğunda, gözlerini ayırmadan, heyecanla aşağıya bakmaktan kendini alamamıştı. Sanki bütün Sofyalılılar ona el sallıyor, komünist cumhuriyetlerine davet ediyorlardı.
Işık ve karanlık denkleminde hep ışığı izlerdi. Işık yoldu ona, gece ışığın yolunu açan derin bir sessizlikti. Yoldaydı ve sessizdi.
Ölüm
Seydali, kazmayı her toprağa vurduğunda küfrederdi. Ardından kürekle toprağı attığında küfretti. Yıllardır küfrederdi Seydali. Kazdığı çukura gömecekleri insan için ederdi. Birgün kendisi için yapılacak bu rutine... Dedi: "Bütün mevsimlere aldırış etmeyen toprak! Sen bu kadar yarayı içine sığdırırken, benim küfürlerimi duyar mısın?"
Terini silip, derin derin soluk aldıktan sonra bu kez gökyüzüne bakarak: "Bütün yapılanları gören azman! Ölüm bir yalnızlık kuşanmasıdır. Yer ve gökten başka kimse bunu bilmez. Benim halimi de sadece sen görürsün ve sadece toprak bilir. Her kazma vuruşum, her kürek atışım bedenimin çığlığıdır. Küfürlerim dilimin sızısıdır" dedi ve boşlukta huzursuzca dağılan sesine küfretti.