Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Kasım 2021

Söyleşi

Vladimir Tumanov: "Umarım, kitaplarım bilgiyi kulakların arasında tutmaya yardımcı olur."

Müren Beykan

Paylaş

0

0


İklim bilimi ve coğrafya hakkında sıradan bilgiler insanları pek heyecanlandırmaz. Ama savaş ya da küresel ısınma gibi büyük sorunlar hikâyeler halinde ele alındığında dikkati çekiyor.

Müren Beykan: Sevgili Vladimir, ilk kitabın “Kraliçe’yi Kurtarmak”ın İngilizce baskısını, ajansın tozlu rafında, buruşmuş halde bulduğumda yıl 2002’ydi. O gün sana –fantastik kurgularla gerçeğin peşine düşen bir yazara rastladığımızı anlamıştık aslında. Ve işte o günden bu yana, nerdeyse 20 yıllık bir serüvendeyiz. İlk şunu sormak istiyorum, bu benzersiz buluşmamızda seni en çok heyecanlandıran ne oldu: Romanının bambaşka bir coğrafyada fark edilmesi mi, Türkçe’de yayımlanma olanağı mı? O sırada böyle bir hedefin var mıydı, Günışığı Kitaplığı’nın haberini alınca ne düşünmüştün?

vladimir tumanovVladimir Tumanov: “Kraliçe’yi Kurtarmak” kitabımı ilk seçen yabancı yayınevinin –tıpkı İngilizce kitabın yayınevi Scholastic gibi– kendini çocuk kitaplarına adamış bir yayınevi olması çok ilgimi çekmişti. Çocuğu, yayıncılığın öznesi kılması, çocuk zihninin hak ettiği gelişmeye saygı ve bu yönde emek vermesi, benim için ciddi öneme sahiptir. Günışığı Kitaplığı’nın o yıllarda (2000’ler başı) yayımladığı kitapları dikkate aldım; koleksiyonunda yer alan Türk ve yabancı yazarlar arasındaki sağlıklı dengeyi fark ettim. Bu, dünyaya ve çeşitliliğe kucak açarken, aynı zamanda yerli yeteneklerin de gelişmesi ihtiyacını önemsediğini gösteriyordu.

MB: Türkiyeli okurlarının büyük ilgi gösterdiği ilk romanın “Kraliçe’yi Kurtarmak”ı, 2006’da “Haritada Kaybolmak” izledi -tabii bu sefer önce Türkçe’de. Kahramanların Alt Kardeşler’in antikalar dükkânında bulduğu 4 rulo ile başladı “Gizemli Haritalar” dizisi, çok sevildi ve şimdi yine dayanışmaya, dostluğa ilişkin güçlü söylemiyle “Suda Kaybolmak” raflarda. Hatta, baskı üstüne baskı yapıyor. Günümüzde gezegeni çok ciddi tehdit eden iklim krizine dikkat çekiyorsun. Dosyayı ilk okuduğumda, bırrr, tüylerim ürpermişti. Bir yazar ve bir eğitimci olarak bu konuda farkındalık oluşturmayı önemsediğini düşünüyorum; edebiyat, bu sorunun görünür kılınmasında nasıl etkin olabilir?

vladimir tumanov

VT: İnsanlar hikâye anlatıcısı varlıklardır. İklim bilimi ve coğrafya hakkında sıradan bilgiler insanları pek heyecanlandırmaz. Ama savaş ya da küresel ısınma gibi büyük sorunlar hikâyeler halinde ele alındığında dikkati çekiyor. Mesele sadece sayılar ve veri tabloları değil de, karakterlerin hayalleri, duyguları ve insani bağlarıyla aktarılan yaşamları olursa, okur olaylarla özdeşleşebilir. Eşim lisede tarih öğretmeni ve bana öğrencilerinin İkinci Dünya Savaşı ile ilgili derslerdeki tepkilerini aktarıyor. Ders kitabının duygudan uzak, sıradan anlatımıyla sınıfın dikkatini çekmek hiç kolay değilken, Christopher Nolan’ın “Dunkirk”ü (2017) gibi filmleri birlikte izleyince, öğrenciler kahramanların başına gelenlere kapılıp dikkat kesiliyorlar. Özetle, biz insanlar her zaman “Sonra ne olacak?” sorusunu merak ediyoruz. Bir yazarın görevi bu soruya cevap aramaktır.

MB: Son yıllarda, iklim krizine karşı dünyanın farklı bölgelerinden çocukların, yetişkinlere göre çok çok daha aktif görev üstlendiklerini, ülkelerin karar vericilerini etkileyerek, koruyucu, onarıcı yasalar için yılmadan ısrar ettiklerini, seslerini duyurabilmek uğruna hakaretlere, aşağılamalara bile katlandıklarını izliyoruz. Yetişkinlerin bozduklarını düzeltmeye, dünyayı kurtarmaya çalışan çocuklara -edebiyatın dışında- nasıl destek olunmalı? Bir eğitimci, bir doğa sever ve tabii, duyarlı bir yazar olarak görüşlerin kıymetli.

vldimir tumanovVT: Greta Thunberg yakın zamanda dünya çocuklarının iklim krizini ne kadar ciddiye aldığını bizlere gösterdi. Ben de bir yetişkin ve yazar olarak bu sorunda saf tutmam, çocuklara destek olmam gerektiğini düşündüm. İşte “Suda Kaybolmak” da benim cevabım –yeni kuşakların dertli gezegenimizin geleceği hakkındaki endişelerini dile getirmede edebiyatı kullanma denemesi. Çocuk edebiyatında çocukların merkezi rollerde yer alması; önemli olduklarını, haklarının olduğunu ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceklerini anlatarak onları yüreklendirmek içindir. Çocuk karakterlerin zorlu koşullara karşı mücadelesi, vazgeçmenin bir seçenek olmadığını ve umudun belki de tüm duyguların en görkemlisi olduğunu hatırlatır. Benim kitaplarım ve karakterlerim de bu amaca küçük bir katkıdır.

MB: Alt Kardeşler, tekneyle yola çıkmadan önce tüm felaketin kendi küçük dünyalarında olup bittiğini sanıyorlar, ama aslında tüm dünya sular altında. Mesafelerin adeta yok olduğu teknoloji çağında, sorunların da akıl almaz bir hızla küreselleştiğine dikkat çekiyorsun. 2000’lerin başında “Kraliçe’yi Kurtarmak”ı yazarken de bunları düşünmüş müydün?

VT: “Kraliçe’yi Kurtarmak”ı 1999’da yazmaya başladım –dünyanın hâlâ naif olduğu zamanlar. Yaklaşan krizin farkında olanlar varsa da, ben bu konuda kafa yorduğumu hatırlamıyorum. Tüm ipuçlarının o zamandan gözümüzün önünde olduğunu düşünmek bana acı veriyor ve yine de biz birçok “yetişkin” bunları kaçırdık ya da durumun aciliyetini hafife aldık. Şimdi yetişmeye çalışıyoruz, umarım çok geç kalmamışızdır. “Kraliçe’yi Kurtarmak” ve “Haritada Kaybolmak” kitaplarında kahramanlarımın karşılaştığı zorluklar, bu kitapların yazıldığı zamanın bir yansıması olarak kişisel niteliktedir. “Asılı Dağ’ın Kâhini” ve “Suda Kaybolmak” ise, son 3 yıl içinde yazıldı; dolayısıyla, çocukların önemli rol aldığı sorunların sınırları tüm toplumları etkileyecek kadar genişledi. İki kitap da doğanın gücüne saygı duymamız gereğini vurguluyor. Bence her yazar yaşadığı dönemin yankısıdır.

MB: Bilmeceleri çocuklar seviyor; sen de 3 kitabında, bilgi araştırmanın bir yöntemi olarak bilmeceyi kullanıyorsun. Çocukken sen de sever miydin, yoksa oğlun Aleks’e matematiği sevdirme sevdasıyla mı bu yöntemi geliştirdin? Bilmeceleri çözmek için hem Alt Kardeşler ve Mariana, hem de okurların bilginin peşine düşüyor, üstelik yazılı kaynaklardan araştırma yapıyorlar. Doğrusu pek faydalı bir yönteme işaret ediyorsun. İnsanlığın büyük mirası kitabın ve bilginin önemini vurgulaman bilinçli diye düşünüyorum.

VT: Evet, çocukken bilmecelere bayılırdım gerçekten de. Rusya’da yaşarken, özellikle resimli bilmecelerden keyif alır; ayrıca matematikteki sözel problemleri, sadece sayısal olan problemlere tercih ederdim. Bana göre bilmeceler, teneffüs heyecanını sınıfın içine taşıyabilir. Çocukların sınıfta çalışmak için, genellikle dışarıdan motive olmaları gerekir. Oysa teneffüs sırasında buna ihtiyaçları yoktur. Doğal olarak oynamaya yatkındırlar ve bilmeceler bir oyun biçimidir. Oğlum Alex de çocukken farksızdı ve benim bilmece şeklindeki matematik sorularımdan hoşlanırdı. Şimdi Google’da mühendis olarak çalışıyor. Umuyorum ki, onun programlamaya ilgi duymasına “Kraliçe’yi Kurtarmak”ın katkısı olmuştu.

Yazılı kaynaklarda araştırmaya gelirsek; bir cevabı bulmak için ne kadar çok emek harcarsak, o bilginin aklımızda kalma olasılığının o kadar yüksek olduğu kanıtlanmıştır. İnternetse bize fazlaca hızlı cevaplar veriyor. Zaman harcamadığımızda, biraz olsun ter dökmediğimizde bilginin bir kulağımızdan girip diğerinden çıkması kolaydır. Umarım, kitaplarım bilgiyi kulakların arasında tutmaya yardımcı olur.

MB: Sadık okurların “Gizemli Haritalar” dizisinin 3. macerasını da hevesle bekliyor. Çokça heyecanlı bir öykü olduğunu biliyorum, ama okurlarınla da paylaşsan: Üç kahramanını “ateş rulosu” macerasında neler bekliyor? 

vladimir tumanovVT: Astronomiye, tutkulu bir merak duymuşumdur hep. Hatta, okuldayken bu alana yönelmeyi bile düşünmüştüm. En güncel astrofizik haberlerini okumayı, evren hakkında olabildiğince çok şey öğrenmeyi seviyorum. Bu heyecan beni, uzaydan gelen bir tehdit üzerine, “Brimstone 13”ü yazmaya teşvik etti. “Gizemli Haritalar” dizisinin 3 kahramanı bu sefer bambaşka bir küresel problemle karşılaşacak: Güneş sisteminin derinliklerinden Dünya’ya doğru hızla yaklaşan bir asteroit. Her zamanki gibi çözüm, Bay Chagrin’in rulolarında saklı olacak; bu kez “ateş rulosu”nda. Ateş bağlantısı var, çünkü büyük bir asteroit, Dünya’nın atmosferine girdiğinde, tüm gezegeni kavuracak bir yangına neden olabilir. “Brimstone 13”te kahramanlarım, 66 milyon yıl önce dinozorları yeryüzünden silen felaketin benzerini önlemeye çalışacak. Bu görev onları, ıssız bir adada kaybolacakları, bir mağaranın labirentinde sıkışıp kalacakları, tuzlu su timsahları kadar haydutlardan da kaçacakları, ama bir balinayla tanışacakları, ata binecekleri, sarı bir denizaltının üstünde gezecekleri ve iki çok özel yetişkin arkadaş edinecekleri Avustralya’nın kuzeyine kadar götürecek.

MB: Kitaplarının çeşitli ülkelerde sevilerek okunduğunu biliyoruz, ama başı Türkiye çekiyor. Sen de burada hem okullarda çevrimiçi buluşmalar gerçekleştiriyorsun, hem de medyayı izliyorsun. Bir yazar olarak ülkemizde bunca sevilmeni, yüz binlerce çocukta iz bırakmanı nasıl değerlendiriyorsun?

VT: Türkiye, zihnimde her zaman özgürlükle bağdaşacak. Çocukken, Rusya’da, Karadeniz kıyısındaki bir kampta birkaç yaz geçirdim. Soğuk Savaş zamanıydı ve Sovyetler Birliği dışına seyahat etmek mümkün değildi. O yüzden, Karadeniz’den ufka doğru bakınca, Türkiye’yi hayal ederdim –Kolay ulaşılabilir görünen, yakın tek ülkeydi, en azından hayal gücümle. Bilinmeyen, heyecan verici bir dünyaya açılan kapı diye hayal ettiğim İstanbul’a gitmek için hızlı bir tekne yolculuğu düşündüm. Bir gün Şeyda adında bir kızla tanıştım. Moskova’daki Türkiye Büyükelçiliği’nde çalışan bir şoförün kızıydı. Oyuncaklar da dahil olmak üzere, Türkiye’den çok güzel şeyleri vardı; tabii en değerlisi (en azından bir Sovyet çocuğu için) sakızdı. O sakızın tadını unutamadım. Hâlâ, ender de olsa, sakız çiğnediğimde aklıma Türkiye gelir. Yani, çocukluğum ve Türkiye belleğimde ayrılmaz şekilde bağlantılı ve bu, Türkiyeli çocuklarla bağ kurmamın da nedeni oldu. Hepsi benim çocukluk arkadaşlarım.

MB: Dilerim, pandemi sonrasında yüz yüze sohbet olanağı buluruz. Yazar-editör ve tabii çevirmen (Mine Kazmaoğlu) birlikteliğimizi kutlamak için harika bir fırsat yakalarız. Teşekkürlerimle...

VT: Sevgili Müren, her zaman kalbimdesiniz!

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Aristoteles’ten Orta Çağ’a Tersine Çev..William Egginton
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

30 Kasım 2025

Cynthia Ozick ile Hayatındaki Kitaplar..

Okumaya dair en erken anım Andrew Lang’ın Lang Masalları. Mavi, sarı ve eflatun rengi olanlar. Bir de Grimms Masalları’nın bozulmamış versiyonları. “Ağaçlar bulvarı” gibi çağrışım yapan ifadeler, yer yer ortaya çıkıveren ve artık kullanılmayan çekici deyi..

Devamı..

Zamansız Notlar

Cüneyt Ayral

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024