Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Ekim 2017

Edebiyat

Branwell Brontë: Charlotte, Emily ve Anne’in Erkek Kardeşi, Brontë Ailesinin Yüz Karası

Oggito

Paylaş

46

0


Branwell, kız kardeşleri kadar başarılı olamadı, alkol ve uyuşturu bağımlılığından mustaripti, kısacası her zaman ünlü kardeşlerinin gölgesinde kalmıştı. Fakat bu yıl gölgeden kurtuluyor.

Brontë kızkardeşlerinin en ünlü tablosu –birlikte yer aldıkları tek tablo– Londra'daki Ulusal Portre Galerisi'nde sergileniyor. Anne, Emily ve ablası Charlotte üzerinde büyük bir kitap olan küçük bir masa etrafında sıralanırken iki kız kardeş üçüncüden bir sütunla ayrılmış.

[caption id="attachment_42932" align="aligncenter" width="318"] Branwell Bronte[/caption]

Resim hakkında, 1857'de Charlotte Bronte'nin biyografisini yayınlayan romancı ve öykü yazarı, Elizabeth Gaskell 1853'te ilk kez konuştu ve resmin kardeşler on dört yaşındayken, yani 1834’te yapıldığının tahmin edildiğini söyledi.

Resmi yapan erkek kardeş Branwell'den başkası değildi, Batı Yorkshire-Haworth’teki aile evinde neredeyse iki yüzyıl önce yapılan resimde kız kardeşleri ayıran sütunun altından yavaş yavaş soluk bir hayalet çıkıyordu.

Branwell'in kendisi, 2015'te ispatlanan çalışmalarda başlangıçta portredeki dördüncü figür olarak yerini almış, ancak daha sonra boyanarak yeri sütunla değiştirilmiştir. Sıklıkla Brontë ailesinin yüz karası olarak anılan, ünlü ve başarılı kız kardeşlerinin gölgesinde kalan kardeşin hayatı için tablodaki sütun uygun bir metafor.

Branwell’in doğumunun iki yüzüncü yıldönümü anısına ailenin eski evi olan Haworth's Parsonage'da düzenlenen etkinlikler ve sergilerle eski ev artık ziyaretçilerin zamanda yolculuk yapabileceği bir müze haline geldi.

Kız kardeşler, Uğultulu Tepeler, Jane Eyre, Şatodaki Kadın gibi klasiklerle tüm dünyada tanınıyorlar. Başarılı olma arzusuna rağmen keşfedilmeyen, hakkında çok az şey bilinen Branwell, alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduktan sonra 31 yaşında hayatını kaybediyor. Hatta Branwell'in aslında kız kardeşlerinin kitaplarını onların adına yazdığını iddia edenler bile var.

[caption id="attachment_42933" align="aligncenter" width="400"] Hawort[/caption]

Brontë Bölgesi

Brontëland’daki yıldönümü kutlamalarının ortasındayız. Charlotte 1816'da, Branwell 1817'de, Emily 1818 'de ve Anne 1820'de doğdu. Uzun yıllar boyunca rahip olan babaları, çocuklarını bir süre sonra terk etmiş.

Bu yıl Branwell'in yılı, Parsonage’daki etkinliklere ve sergilere küratörlük yapan şair, oyun yazarı, romancı da Simon Armitage. Armitage, 7 Ekim'de müzede Sally Wainwright BBC dramasında Brontë kardeşini canlandıran aktör Adam Nagaitis ile Branwell’in hayatı hakkında konuşacak.

Armitage, “Branwell’in hep farkındaydım. Fakat kendisi her zaman Brontë hikâyesinde arka plan figürüydü. Ailenin portresinden bile kendini soyutladı,” diyor.

[caption id="attachment_42934" align="aligncenter" width="800"] Bronte Müzesi[/caption]

Parsonage’da, Brontë hikâyesi benim için her zaman bir arka plan olmuştur diyen ve West Yorkshire'da büyüyen Armitage’a bu seneki Branwell etkinlikleri küratörü olarak birkaç soru yöneltti. Armitage, “Bu gerçekten bir kutlama değil. Branwell hakkında konuşurken kutlamanın yanlış kelime olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki, bu etkinlikler Branwell'in profilini biraz yükseltecek. Sanırım bu etkinlikler doğumunun iki yüzüncü yılı adı altında yeniden markalaşma çalışması gibi bir şey,” dedi.

Branwell aslında Brontë çocuklarının dördüncüsüydü ancak iki büyük kardeş, Maria ve Elizabeth, 1825'te daha bebekken öldüler. Anneleri Maria Branwell ise 1821'de ölünce kız kardeşi Elizabeth, Patrick’e dört çocuğa bakmakta yardımcı olmak için Parsonage'a taşındı.

Elizabeth ve konuk öğretmenler tarafından Parsonage'da eğitilen Branwell, göz ardı edilemeyecek zekâya sahip bir çocuktu. Kızıl saçlı, kıvrak zekâlı ve hareketliydi. Hem bir sanatçı hem de bir yazar olma arzusu vardı, sosyal kişiliği sayesinde kardeşlerinin yaratıcı yönleri üzerinde büyük etkisi olduğuna hiç şüphe yoktu.

"Kız kardeşlerine yaratıcı yazıları ve yaratıcı düşünceleri konusunda esin kaynağı olmuştu. Heyecanlıydı ve ilginçti, yalnızca yaratıcılıklarına ne ölçüde katkıda bulunduğunu hakkında yorum yapabiliyoruz,” diyor.

[caption id="attachment_42936" align="aligncenter" width="800"] Ponden Hall[/caption]

Branwell'in kızkardeşlerin çalışmalarına katkıda bulunduğuna dair daha birçok spekülasyon bulunmakta. Gerçekten, en azından 1920’den bu yana, uzun süredir “Branwellian” adında bir hareket Brontë kardeşlerin tüm kitapları olmasa da en azından Uğultulu Tepeler’i onun yazdığına inanıyor.

Bütün düşüncelere karşı aslında ana fikir Branwell’in çok yüce fikirlere sahipken, bunu başarabilmek için yeterli yeteneğe ve desteğe sahip olmadığıdır.

Branwell önce şair ve ressam olacağını duyurmuştu. Armitage'a göre, çıtayı daha yükseltemezdi. “O yüzden şiiri ve yağlı boya yapmayı seçti, ki o zamanlar bunlar en zor disiplinlerdendi,” dedi.

21 yaşındayken Branwell, Bradford yakınlarında bir stüdyo kurdu ve sanat camiasında arkadaş edinip şövalye başında durmak yerine publarda daha fazla zaman harcadı ve dolayısıyla para kanamadı. Daha sonra, bir yıl süren özel öğretmenlikten, demiryollarında memurluğa, defterlerdeki tutarsızlıkları açıklayamadığı için görevden alınmasına kadar tamamıyla başarısız olduğu bir dizi iş yaptı.

[caption id="attachment_42935" align="aligncenter" width="528"] Bronte Müzesi[/caption]

Bu işler arasındaki en çarpıcı olanı Branwell’in, York yakınlarında Thorp Green'deki Emily’nin kendisine ayarladığı büyük bir evde, üç yıl özel öğretmen olarak görev yaptıktan sonra işten atılmasıydı. Görevden atılmasının nedeni mi? Görünüşe göre evin hanımı ile bir ilişki yaşamaya başlamıştı.

Branwell, hayatının geri kalan üç senesinde eve geri dödü, yazmak ve çizmekle ilgili hayallerini gerçekleştiremedi böylece Brontë ailesinin kötü çocuğu olarak anılmaya devam etti.

Armitage, "Yetenekleri onu gençlik yıllarının ötesine götürmedi. Resimdeki eksikliği, onu gerçekten hayal kırıklığına uğratmış olmalı. Çoğu insanın yeteneklerinin başladığı noktada onun yeteneği yetersiz kalmıştı. Bazı insanlara ilginç gelse de serseri bir yanı vardı. Aslında hiç heyecan verici değildi, daha çok acıklı ve üzücüydü. Branwell bugünün standartlarına göre yargılanıyor olsaydı, kesinlikle zihinsel sağlık sorunları ve bağımlılık sorunları yaşadığını söyleyebiliriz,” diyor.

Parsonage'da Branwell anma töreninin bir parçası olarak, stüdyosunu yeniden yarattılar ve orjinal olmayan eşyalarla yeniden dekore ettiler (Müzedeki diğer odalardan farkı, Bronte'lerin giydikleri ve kullandığı orjinal giysiler, mobilyalar ve süslemeler yoktu). Her şey özenle araştırılıp seçilmişti. Branwell’e uygun olarak tasarlanmış odada, dağınık yatak, pis çarşaflar, koridora dağılmış kitaplar vardı.

Armitage, "Genellikle kendi çöküşünün yazarıydı. İşleri her zaman felâketle sonuçlandı. Eminim hiçbiri yapmak istediği iş değildi, ancak olmak istediği şeyi de başaramadı. Yeterince kaliteli bir şey yapmadı. Başarısızlığı ömrü boyunca hissetti,” diyor.

Branwell'in durumunu daha da kötüleştirmiş olan şey, Armitage'ın da belirttiği gibi kız kardeşlerinin yıldızlarının parlamasına olan öfkesi olabilir.

[caption id="attachment_42938" align="aligncenter" width="800"] Branwell'in çizimlerinden[/caption]

Gerçekten öyleydi. Yazılı romanlar genç kadınların 19. yüzyılın ortalarında kadınların kitap yayınlayamamasından dolayı eserlerini erkek isimleri ya da en azından cinsiyete dayalı olmayan isimler altında yayınlanmak zorunda kalsalar da, Anne, Emily ve Charlotte başarıya ve edebi ölümsüzlüğe giden yoldaydı. Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler, 1847'de, Şatodaki Kadın da 1948'de yayınlandı.

Ne yazık ki, Branwell, muhtemelen uyuşturucu ve alkol bağımlılığının son noktasına çoktan ulaşmıştı ve kız kardeşlerinin başarısını bile bilmiyordu. Tüberküloz olduğu düşünülen hastalığa yakalandı, 1848 yazında bu hastalık tüm vücuduna yayıldı ve 24 Eylül'de öldü.

Pek çok insan, Haworth'ın Arsonage'a çıkan Aanavut kaldırımlı yolunda kız kardeşler; Charlotte, Anne ve Emily'yi aramaya başlar. En azından bu yıl Branwell'in, ailenin yüz karası, kim olduğuna dair daha fazla bilgiyle ayrılıyor olacaklar.

Edebi bir miras bırakmasa bile en azından hanedanlığın hayatta kalan tek portresini bıraktı, zekice ve hayal kırıklığına uğramış bir şekilde kendini resmetmiş olsa da arka planda yine siyah renk olacaktı. Ne de olsa Brontë ailesinin yüz karası…

Çeviren: Ezgi Kaplan

(Independent)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bilinmeyenden Bilinene...Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elif Erdağı

20 Şubat 2026

Üç Teker Çok Gezer: Üç Tekerlekli Kütü..

Yolda Büyüyen Hikâyeler: Üç Tekerlekli Kütüphane Bazı kitaplar vardır ki hikâyesi kapağı kapattığınız anda bitmez. Bir evden başka bir eve, köye, kasabaya… dolaşır da dolaşır. Dokunduğu/Geçtiği her yerde de biraz çoğalır. “Okuldaki Hayalci” dizisinden aşina..

Devamı..

Hikâye Anlatımında Sembolizm

Elle

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024