Çağatay Uslu • Requiem
24 Mayıs 2018 Öykü

Çağatay Uslu • Requiem


Twitter'da Paylaş
0

Sokağın ötesindeki boşluk beni korkutuyordu. Balkonun korkuluklarına iyice asıldım. Doğa da bir boşluğun dolma çabasıdır diye bağırdım. Ağacın yaprakları, bir nehir kenarı, küçük bir kozalak derken sesim çatallanıyor, korkuluklara takılıp kalıyor sonra yine bana dönüyordu. Gün batımından sıçrayan cümlelerin korkusu beni de ürpertti. Kızıla bulanmış diken diken sahibinden kaçmış cümleler. Onu öyle korkuluklardan sarkmış izlerken kendi kendime gizli bir zevk de duyuyor acaba kendisini aşağı ne zaman bırakacak diye bekliyordum. Ama o sokağa doğru eğdiği başını kaldırıp ellerini bulutlara doğru uzattı. Şimdi ne dediğini duyamıyordum. Elleri bir mucizeyi kucaklayacakmış ya da nefes alıp veriyormuş gibi açılıp kapanıyordu. Evet, kaçıyorum. KİMSESİZLER SOKAĞININ KİMSESİZİ’yim ben. Arkamdan gözlerinizi kırpa kırpa bakmanıza. Kesik kesik gülerek dedikodumu yapmanıza. Benimle ilgili gereksiz ayrıntıları. Olmadık yerlerde anlatmanıza. Bana. İhtiyacım yok. Sırtıma yüklenip götürebileceğim hiçbir şeyim kalmadı. Korkuyorum. Soğuktan kamaşmış ellerime bir sıcaklık yayılıyor, gözlerim buğulanıyor. Ayaklarım terliklerin içinde kıpır kıpır terliyor. Aynanıza bakmaktan kaçıyorum. Aynalarınıza. Düşmekten. adam Yalpa vurarak çıkmıştı binadan. İki adım attı sonra durdu. Kafasını kaldırıp balkonuna baktı. Masam ve sandalyem. Bir gün size ihtiyacım kalmadığında ikinizi de aşağı atacağım. Dayanamadı diyecekler. Kimse benim yaptığımı bilmeyecek. Dayanamadılar ve savruldular balkondan. Çöp kamyonu bile almayacak sizi belki. Gidip yine bir insana kurban olacaksınız. Benden daha iyi bakacak size. Sözgelimi bir sobaya atıp yakacak ya da … Sağ elinin işaret parmağı balkona doğru bir sarkaç gibi sallamaya başladı. Onu ilk kez dalları balkonuna giren akasyayı azarlarken fark etmiştim. Mırıl mırıl bir şeyler anlatıyor bir yandan da ağacın dallarını balkona doğru çekiyordu. Akasya gitgide uzuyor gibi adamı sarıyordu. bakkal Her şeyi bilen ve gören. Kimin kim olduğunu bilmeden yarattığın bu sokakta anlatacak başka bir şey kalmadı mı? Ne istiyorum masamdan, sandalyemden. Bakkal. BAKKAL. Bana yolluk hazırla. Her zamankinden. Kaçacağım. Bakkalın çırağı bir elinde süpürge sapıyla adamı sokak boyunca kovalıyor, bakkal da kapısının ağzından ana avrat küfrediyordu. Gel diye bağırdım arkasından. Ben hep buradayım, bana gel. O, sokaktan silininceye kadar baktım arkasından. bir orman buluncaya dek yürüyecek. Onun da kendisini kucaklayacak bir aynası olmalı.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR