Çağatay Uslu • Yas, Yeriden
12 Aralık 2017 Öykü

Çağatay Uslu • Yas, Yeriden


Twitter'da Paylaş
0

Bir daha önüme Bakmayacağım dedi, kör Olmamak için. I Ayağını sıcak tutacaksın, derdi babaannem. Elindeki patik tane tane örülürken, ören kendisi değilmişçesine bir yandan da konuşurdu. Konuşurken hep yüzüne bakardı insanların. Sunam, derdi, güzel kızım. Dene bakalım şunu diye siyah üzerine pembe sarı çiçekli yarım patiği bana uzattığında gülen gözleri, oooh, tam oluyor derken doruğa ulaşır, çok beğendiysen çeyizine koyalım derken birden düşüverirdi. II Sıhhiye Köprüsünde indin otobüsten. Ortasında kocaman bir el heykelinin kuşlara doğru uzanıp onları tutuverecekmiş gibi yaptığı parkı geçtin. Köşedeki büfeden bir paket sigara aldın. Yürürken içeceksin, boydan boya köhne binaların önünden geçeceksin ve kalabalığa karışacaksın. Düşüncenin akışını kendinden dışarıya çevirmek için bakıyorsun binalara. Bütün devletlilikleri ufak bir gülümsemeyle dağılacakmış kadar gri binalar. Babanla burayı hiç konuşmadan defalarca yürüdün. Bir şekilde bir yerlere yetişmeye çalışan insanların arasında onlar gibi geçerken babanın telaşının öfkelenmesinden, bu öfkenin aynı yoldan geçen insanlar gibi sana çarpmasından hep korkardın. Nereye yetişiyorduk, eve. Babaannenim dizinin dibine. Diye düşünürken arkadan birisi, Gülfem, diye çağırdı seni. İrkilip durdun. Yavaşça arkanı dönerken yine yoldan geçen biri sertçe çarptı omzuna. Tökezleyip zar zor bir ağaca tutundun. III Bak kızım derdi babaannem. İnsanları yüzlerinden tanırsın. Ben bilmiş bilmiş, eh, başka neresinden diye araya girecekken baban atamadı bir yüzün ağırlığını üzerinden. Annenle evlendi, sen oldun yine de kurtaramadı kendini. Nefes nefese giriyor eve. Koşaradım yürüyor hep, Mithatpaşa gelirdi benim aklıma babaannem konuşurken. Bir keresinde hafifçe tökezleyecek olduğumda babam hafifçe gülerek kucağına almıştı beni. Yüzlerimiz aynı hizaya geldiğinde yine gülümsemesi gibi hafifçe yürümeyi de bir öğrenemedin, demişti. Ben babamla yürürken hiç konuşmam, kafamı da hiç kaldırmam ki düşmeyeyim babaanne, demiştim. Bunu söyledikten sonra bir süre konuşmadı babaannem, kıstı gözlerini uzun uzun yüzüme baktı. Handiyse benim yüzümden girdi de babamı buldu, babamın gençliğini. Bir damla yaş süzülünce yanağından, Sunam, dedi, ağırlaşıyor yüzün. Hiçbir şey anlamamıştım söylediğinden ve yine anlayamadığım başka bir şeyi soruverdim. Babam beni neden Gülfem diye çağırıyor babaanne, benim adım Suna değil mi? IV Bir yürümeyi öğrenemedin, dedin, kendi kendine. Çöküverecektin olduğun yere. Zor attın kendini yolun karşısındaki bankın üstüne. Ağlıyordun. Ağladıkça daha da ağırlaşıyordu yüzün. Islak, kimsesiz bir ağırlık. Gitmeyeceğim dedin. Bakmıyor ki yüzüme, gitmeyeceğim. Yüzünü ellerinin arasına aldın. Islandı ellerin, kızdın.  Taşıyamıyor muşsun gibi düşüverdi iki yana kolun.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR