Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Ocak 2021

Öykü

Çukur

Nursena Dönmez

Paylaş

0

0


“Yetişkin bireylerde çoğunlukla bağlama uygun olmayan yerlerde, zamanlarda ortaya çıkan başarısızlık hissi ve bir ortama girdiğinde sevilmeme kaygısı çoğunlukla çocukluğunda ailesi tarafından beceriksizlikle suçlanmasıyla ilgilidir. Aile kavramı, hayatın belirli dönemlerinde karşımıza çıkan çukurdur,”  diyerek bitirdi cümlesini, sonrasını dinlemedim. Seans bitmişti. Zaten bildiğim şeyleri başkasını ağzından dinlemek için bu kadar para vermeye ne gerek vardı. Ama evet yine de iyi geliyordu bu seanslar. Çukur, dedi, bu hafta düştüğün çukurları hatırla haftaya onları konuşacağız. 

O çukurları hatırlamak, düşüp içinde debelenmekten daha zor oluyordu bazen. Klinikten çıkıp yeni yağmış karın üzerinde yürümeye başladım. Gökyüzü kar yağdıktan sonra oluşan pembelikteydi. Yıldız yoktu, rüzgârın etkisiyle sokak lambalarından kar taneleri düşüyordu. Bugün eve yürüyerek gidecek ve düşünecektim. 

Çukur, çukurlar. Daha iyi bir benzetme bulamamış mıydı doktor? İçinde çırpındığımız ve sancısını çektiğimiz duygular çukur benzetmesinden başka bir şeyle izah edilemez miydi? Girdap belki de daha doğru bir niteleme olabilirdi, zira benim içine düştüğüm yer basit bir çukurla aynı kulvarda olamazdı.

Botlarımın karın üstünde çıkardığı sesle birlikte yürürken bu sese başka ayakların da eşlik ettiğini hissetmiştim. Biri yürüyordu ardımda. Gitgide enseme yaklaşan bir soluk bir anda kolumdan tutup kendisine doğru çekti. Doktordu. Telefonunuzu unutmuşsunuz diyerek üşümekten pembeleşen elini uzattı, telefonumu verdi. Teşekkür ettim, geldiği yöne doğru yürümeye başladı. Onun boğuk gözlerinde beni çeken bir şey vardı. Evet, ilk seansa bitmek bilmeyen kâbuslarım için gelmiştim ama sonradan bu seanslar, başımı okşayan birinin varlığını hissetme amacıyla sürmüştü. Karşılığında para ödüyordum ama yine de birinin hayatıma ilgi duyması, sorular sorması yıllarca başını soğuk taşlara yaslamış birine girdaptan çıkabilmeyi vaat ediyordu.

İlk hangi rüyamı anlatmıştım? Hatırladım. Girdap bir. Rüyamda yıllardır görüşmediğim annemle karşılaşmıştım. Yakama yapışmış gözlerimin içine bakıyordu, ta içine, en derine. Gözlerinde gözlerimi görüyordum. Gözbebekleri sanki bir aynaydı. Sanki mi, gerçek mi. Gerçek. Aynaydı. Kendimi görüyordum, çıplaktı, çırılçıplak. Ne diyordu yakama yapışıp? Hatırladım. Girdap iki. “Hayatta sana verilen hiçbir şeyi hak etmiyorsun.” Ne verilmişti bana? Bu boktan kaderimi benden almak istiyorsa, yakama yapışmasına ne gerek vardı. Bütün vücudu ayna olup kırılmış, etrafa saçılıp yok olmuştu. Aynı rüyayı bir ayda yedi kere görüp dayanamayıp ona gitmiştim. Ne demişti doktor? Bölük pörçük hatırlıyordum: ayna bilinç, bilinçdışı, id, ego, süper ego. Kimsesiz sokakta kahkaha attım, komikti çünkü. Bu psikoloji terimlerinin beni ilgilendirmediğini o da biliyordu. Bana neden lazımdı. Neden sürekli bu rüyayı görüyordum. 

Yolu yarılamıştım. Sokak sakindi. Düşündüm, doktor en son ben çıkarken ne demişti? Hatırla, hatırla, hatırladım. “Çukurun sebebi ailen de olsa derinliği senin elinde.” Buna benzer bir cümle kurmuştu. Ben mi kazmıştım ellerimle kendi çukurumu, ellerimi çıkmak için değil, yukarıya doğru değil de, aşağıya doğru mu kullanmıştım. Kendimi bu hale getiren ben miydim?

Penceremin önündeki çiçekleri artık sulamadığımdan bahsetmiştim doktora. Neden demişti, sebebi olmalı, neden? Bak o da neden arıyordu işte. Terimlerle cevap verseydim ya ben de. Gülümsedim. Girdap üç. Ölsün istedim çünkü, ölsünler. Ben insan olarak elimle, ayağımla, gözlerimle hayattan zevk almazken girdaplarımı sayarken, penceredeki alelade bir bitkinin hayattan faydalanmasını kabullenemezdim. Attınız mı çiçekleri diye sormuştu, beyaz bir gömlek vardı üzerinde, dört düğmesi açık.  Hayır atmadım demiştim, atmadım çünkü onları gördükçe zevk alıyordum, benim gibilerdi artık. Girdap dört.

Eve varmıştım. Gözümün ucuyla pencereye baktım. Oradaydılar işte, solgun. Kendi dışında gelişen her şeyden habersiz, çaresiz oradaydılar. Mutlu oldum. İçeri girdim. Islanmış botlarımı kenara koydum, odamdan televizyon sesi geliyordu. Kapıyı araladım, gıcırdadı. Yağlanması gerekiyor. Televizyon açık, ekranda psikoloğum. Saate baktım: 23.07. kaç saattir bu koltukta oturuyordum? Koltuğa uzandım ve bir sonraki seansı düşlemeye başladım. Girdap beş.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Nisan Ayının 7 KitabıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Temmuz 2025

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Ankara’dan çok da uzaklaşmadan hafta sonuna eğlence, keyif ve dinlendirici bir tatil deneyimi eklemek ister misiniz? Başta Ankara Kızılcahamam termal otel seçeneği olmak üzere Ankara’ya yakınlığıyla bilinen en konforlu ve uygun maliyetli seçenekleri sizi..

Devamı..

Kafkaesk Bir Film: Birdman

Yalçın Yokuş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024