Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Şubat 2022

Öykü

Kayıp

Nurgül Özgirgin

Paylaş

2

0


Limon suyunun içine biraz tuz koydu ve alışkın hareketlerle çırpmaya başladı. Zeytinyağı, hardal ve karabiberi ekledi. Rengi değişen, koyulaşan sosu özenle salatanın üzerine dökerek karıştırdı. Üst kısımları çatlayacak gibi gerilmiş, kuyruk ve yüzgeçleri hafifçe kararmaya başlamış çinekoplara son bir göz atarak salatayı masaya götürürken bana, “İki dakika” dedi. “İki dakika sonra yemeğe oturuyoruz.”

Onu çalışırken izlemek başlı başına keyifti. İster ekranın karşısında tek eliyle –diğer eliyle kıvırcıklarını çekiştiriyor olurdu– bir şeyler yazsın, ister özenle bir tabak hazırlıyor olsun, onu izlemek her zaman çok güzeldi. Ve o her zaman çok çekiciydi.

Seni ilk gördüğümde üzerinde eflatun bir blazer ceket vardı. Yarı dönem değerlendirme toplantısı sonrası düzenlenen kokteyldeydik. Ben işe başlayalı iki ay olmuştu ve kendi bölümüm dışında pek tanıdığım yoktu. Sen doğruca yürüyüp yanıma geldin. Şirkete ne zaman geldiğimi, memnun olup olmadığımı sordun. İnsanın gözünün içine önemseyerek bakan gözlerin, dikkatli dinleyişin ve tabii ki başını çevreleyen çılgın kıvırcık saçlar ve belki de eflatun ceketin… Senden müthiş etkilenmiştim.

Hızla nasıl gelişti bilmiyorum, birbirimizi sık sık arayıp, görüşmeye başladık. Onun kapalı, biraz da sert görünümünün altındaki kırılgan ve enikonu hüzünlü kadının ayırdına varmam fazla zamanımı almadı. Dokuz yaşındaki kızı Londra’da, Royal Ballet School’da burslu öğrenciydi ve pek az görüşebiliyorlardı. Bir tek kızından söz ettiğinde mutlu görünür, nefti bakışları nereden geldiği belirsiz bir ışıkla bal rengine dönerdi. Kızının adı geçti mi yüzü parlar, yumuşacık gülüverirdi.

Şirketteki insanların bize pek de olumlu bakmadıklarının, onun gerçek kişiliğini yalnızca benim görebildiğimin farkındaydım.

İnsanların birçoğu senden hoşlanmıyordu. İkirciksiz, düpedüz konuşmandan tedirgin oluyorlardı bence. En çok da senin dümdüz, hiç sapmasız giden çizginden. Birinin ya da bir şeyin duruşunu koruması, değişimleri daha belirgin kılar bilirsin. Daha göze batar olur değişen. Esen rüzgâra göre tavır ayarlayan kariyer hesapçıları için kâbustur senin gibileri, zira adamı açığa çıkarıp yakalatıverirler. Oysa bana göre, senin sevilesi binlerce özelliğinin belki de en başında gelen buydu. Daha ilk günlerde en çok bu yanını sevmiştim.

Balık inanılmaz güzeldi. Yemek hazırlanırken açtığımız şarabı daha balığı yarılamadan bitirip ikinci şişeye geçtik. Bu akşam nedense her zamankinden farklıydı. Hızla içmemize, yanaklarının hafifçe pembeleşmesine karşın, oldukça sessiz, neredeyse keyifsiz duruyordu. Bir ara onu neşelendirmek için Rüya’dan söz açmayı denedim. Belki de ilk kez heyecanlanmadı, durgunluğu devam etti. Konuşmaktan vaz geçtim. Gecenin sürprizi olarak onun için arayıp bulduğum Miles Davis plağını pikaba koydum. Yanındaki sandalyeye geçip ona sarıldım. Sessizce oturup içmeye devam ettik.

Seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum….. Durma böyle! Birazcık aydınlansın bakışların…. Kim seni daha önce kırdıysa allah belasını versin. Ben seni kırmayacağım hiç. Ben seni bırakmayacağım hiç. Her şey değişecek, çok güzel olacak….

İlk kez o akşam onun evinde kalmama izin verdi. Aslında izin verdi denemez; kalmamı o istedi. Sonunda onu çevreleyen son koruyucu duvarda da bir gedik açılmıştı ve ben içerideydim. Hep istediğim gibi birlikte uyuyacak, birlikte uyanacaktık. Tanrım, ne kadar da mutluydum.

Ne ki gece tam olarak beklediğim şekilde gitmedi. Bu bir ilkti: Yalnızdık ve sevişmedik. Ona sarılmamı ve kollarımı çözmememi söyledi ve çocuk gibi içini çekerek uykuya daldı. Bense bir türlü uyuyamadım. Onun gerginliği miydi bana bulaşan, yoksa garip bir önsezi miydi bilmiyorum, bir huzursuzluk çökmüştü üzerime. Aşağıdan içecek daha sert bir şey almaya karar verip yavaşça yataktan kalktım. Onu uyandırmamak için ışığı yakmadan odadan dışarı süzüldüm. Evin bu katına daha önce çıkmamıştım. Gözüm biraz alışınca koridordaki kapıları seçebildim. Kahrolası bir meraktan olmalı, yattığımız odanın tam karşısındaki kapıya yönelip usulca açtım.

Bir çocuk odasındaydım, ancak yatak en fazla dört-beş yaşındaki bir çocuğun yatabileceği boyutta görünüyordu. İlk şaşkınlığım geçince, Rüya’nın eski odasının olduğu gibi durduğunu düşündüm. Kapıyı kapatıp, yatağın yanındaki abajuru yakarak etrafı görmeye çalıştım. Haklıydım, duvarlar beş yaş dolayında güzel bir kız çocuğunun fotoğraflarıyla kaplıydı. Biraz ilerleyince şifonyerin üzerindeki süslü kapaklı kalın albüm gözüme ilişti. Birden çocuğun şimdiki halini hiç görmediğimi hatırladım. Merakla uzanıp albümü elime aldım, ama o ne? Sayfalarda fotoğraf yerine, özenle yapıştırılmış, üzerlerine tarih atılmış gazete kupürleri vardı. Nefesimi tutarak en üsttekinin ilk satırlarını okudum:

KAYIP ÇOCUK ÖLÜ BULUNDU
Bakıcısı ile birlikte Çankaya Botanik Parkı’ndaki çocuk bahçesinde oyun oynarken kaybolan ve emniyet kuvvetlerinin bir ay boyunca yürüttüğü ayrıntılı operasyona rağmen bulunamayan dört yaşındaki Rüya Demirci’nin ceseti, dün akşam gelen bir ihbar üzerine ORAN ormanında yapılan arama sonucunda parçalanmış olarak bulundu.

Titreyerek albümü dolabın üzerine bıraktım. Yattığımız odaya koştum. Yavaş olmayı bile düşünemeden kendimi yatağın içine attım. Huzursuzca kımıldadı. Gözlerini açmadan “Ne var, bir şey mi oldu” diye sordu. Uzanıp ona sımsıkı sarıldım. “Yok bir şey” dedim, “Hiçbir şey yok! Korkma sen, ben buradayım. Hep burada olacağım”.

Döndü, göğsüme doğru sokuldu. “Rüya’ydı herhalde” dedi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Nisan Ayının 7 KitabıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

2 Temmuz 2025

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Ankara’dan çok da uzaklaşmadan hafta sonuna eğlence, keyif ve dinlendirici bir tatil deneyimi eklemek ister misiniz? Başta Ankara Kızılcahamam termal otel seçeneği olmak üzere Ankara’ya yakınlığıyla bilinen en konforlu ve uygun maliyetli seçenekleri sizi..

Devamı..

Kafkaesk Bir Film: Birdman

Yalçın Yokuş

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024