Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Ocak 2022

Kitap

Tugay Kaban: "Zira edebiyat, geçip gidilen bir hayatın içerisinde yer almaz."

Mahmut Yıldırım

Paylaş

3

0


Günümüzde bir romancının roman yazmak dışında, hikâyelerini kendisiyle beraber sürüklemesi gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü bence bu sürükleme ve sürüklenme kurguya dahil.

Mahmut Yıldırım: Orhan Pamuk’a Satmak İstediğim Roman adlı eserinizden ve kendinizden bahseder misiniz? Okuru neler bekliyor?

Tugay Kaban: Orhan Pamuk’a Satmak İstediğim Roman, aslında herkesin sadece yaşayarak geçip gidebileceği bir hayat kadar basit fakat düşündükçe karmaşıklaşan bir hayat kadar da yoğun bir kitap. Kitabın kapağı bir okur tarafından açıldığında, aslında ilk önce benimle yani yazarıyla karşılaşacak fakat kitabı bitirdiğinde, aslında kitabın içinde yaşayan kahramanın kendisi olduğunu görecek. Elbette bu ‘görme’ sanılabileceği hâliyle bir anda olmayacak. Hatta belki de çoğu okur bu 'görme'yi hiç tadamayacak. Zira edebiyat, geçip gidilen bir hayatın içerisinde yer almaz. Ve memleketimizde çoğu insan, hayatlarının içerisinden sadece geçip giderler.

Orhan Pamuk’a Satmak İstediğim Roman, ‘Roman Üçlemesi’ adını verdiğim bir serinin ikinci kitabı. Bir seriye dâhil olsa da tamamıyla bir devam kitabı değil, bu sebeple tek başına okunabileceğini söylemek isterim. Kendimden bahsetmemi istediniz… Aslında bu seri içerisinde kendimden oldukça bahsediyorum. Hatta o kadar çok bahsediyorum ki belki de bu romanlar olmasa, kimse yaşadığımı bilemeyecek.

MY: Kitabınızın ismini hangi odak etrafında şekillendirdiniz?

TK: Kitabın ismi, Türk Edebiyatı’nın, özellikle 2000 sonrası Türk Edebiyatı’nın bir şekilde bir yerlerinde olan hiç kimsenin yok sayamayacağı bir ismin etrafında şekilleniyor. O isim elbette bazılarınca yok sayılabilir yahut görmezden gelinebilir. Bu benim açımdan komik bir davranış. Bahsin lakırdısı uzun süreceği için o noktayı şimdilik göz ardı ediyorum. Orhan Pamuk ismini görüp kitabı okumaktan uzak duran yahut kitabın yazarını Orhan Pamuk zanneden insanların olduğunu gördükten sonra, yalnızca romanlarıma odaklanmak ve romanlarımda anlattığım şeyleri açıklamaya çalışmanın daha iyi bir iş olduğunu düşündüm. Orhan Pamuk bu kitabımda bir karakter olarak yer alıyor fakat bunun yanında gerçek hayatta da yaşayan bir insan. Romanlarımda genellikle bu şekilde bir kurgu uğraşına girişiyorum. Serinin diğer kitaplarını okumuş olanlar yahut okuyacak olanlar da bunu görecektir.

MY: Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman, “Bir süre önce adına (yanlış bir şekilde) postmodernizm denilen ve benim daha yerinde bir ifadeyle ‘akışkan modernite’ demeyi tercih ettiğim olgu, değişmeyen tek şeyin değişim, kesin olan tek şeyin ise belirsizlik olduğunun gittikçe kesinleşen kanıtıdır,” der.

Postmodern bir eserle karşı karşıyayız. Böyle bir kuramın olmadığını söyleyen birçok yazar var. Bauman’dan yola çıkarak konuyu açalım isterim.

TK: Böyle bir kuram yoksa ne Thomas Pynchon ne Don Delillo ne de Tugay Kaban diye biri var.

MY: Eserinizde, “Öykü kitapları, yazarların para ve şöhret kazanmaları, okurlarının ise zaman geçirmeleri için kullanılır,” diyorsunuz. Ayrıca bir öykü prospektüsü de sunuyorsunuz. Roman içinde öykü türüne yer vermekle okurun etkinliğini artırmayı mı düşündünüz?

TK: Şöyle açıklamaya çalışayım. Aslında o söz, bir öykü kitabının içerisindeki bir metinde yer alıyor. O kitabın yazarının kim olduğu romanda okura aktarılmıyor. Öykü Prospektüsü ise aslında romanda öykü türüne yer verildiğine dair bir işaret değil. Direkt olarak öykü kitaplarına atıfta bulunması açısından, bir öykü kitabı işaret ediliyor. Bu noktayı da birçok okurun gözden kaçırdığına şahit oluyorum. Kahraman, bir kitapçıya giriyor ve orada yaşadığı şeylerin neticesinde, okur, bazı şeylerle karşılaşıyor. Bu karşılaştığı şeyleri romanın parçaları olarak görmek yerine, romandan ayrı bir şekilde değerlendiriyor. Aslında iki kapak arasındaki her şey sadece ‘roman’.

Okurun etkinliğini artırmak üzerine de şunu zikretmek isterim izninizle. Eserlerimin tek gayesi varsa eğer, o da okurlara, gerçek bir okur oldukları hissini tattırmaktır. Bunu her cümle de hissetmeleri GEREK diye düşünüyorum.

MY: Düşünceli romancı olarak aklınızda neler var? Yazmak istediğiniz konular, teknikler, okuma listeniz vs.?

TK: Şu anda üzerinde yoğun olarak çalıştığım şey, üçlemenin son cildi DİORAMA. Bunun yanında üçüncü cilt haricinde, yani sanırım dördüncü romanım olacak olan bir çalışmayı küçük küçük işlemekteyim. Bunlar haricinde başta çevremdeki okurlara, daha sonra ise tanımadığım okurlara ulaşmaya çalışmakla zaman geçiriyorum. Günümüzde bir romancının roman yazmak dışında, hikâyelerini kendisiyle beraber sürüklemesi gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü bence bu sürükleme ve sürüklenme kurguya dâhil.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oggito'nun Ekim Ayı İçin Önerdiği 10 K..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

M. H. Jensen

12 Mart 2025

Modern Yazarın Toplumdaki Rolü

Thomas Mann, The Yale Review’da yayımlanan denemelerinde sanatçının toplumla olan ilişkisini ele alır. Thomas Mann, Ağustos 1924’te André Gide’e bir mektup yazar ve orada, yeni romanı Büyülü Dağ’ın, son derece sıkıntılı ve Alman olduğunu söyler. Hatta kitabın Almanlığı ..

Devamı..

Amerikan Rüyası

S. E. Breitegger

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024