Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları
20 Ekim 2019 Hayat İnsan

Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları


Twitter'da Paylaş
0

“Aşk sanıyordum.”

Bağlanma-Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları'nı okumaya başladığınızda çoğu zaman ilişkilerinizde aşk sandığınız duygunun aslında  harekete geçmiş bağlanma sisteminiz olduğunu anlıyorsunuz, tabi siz güvenli bağlanma stiline sahip biri değilseniz. Romantik ilişkilerimizdeki tercihlerimiz, duygularımızın harekete geçmesi, yöneldiğimiz insanlar ve en önemlisi ilişkilerimizin dinamiği sandığımız gibi tamamen bizim özgür tercihlerimize dayanmıyor. Öyle olsa kaçınmak istediğimiz ilişki süreçlerini tekrar tekrar yaşamaz ve kendimize şu soruyu sormazdık.

Neden bütün ilişkilerimde aynı döngüyü yaşıyorum?

İlişkilere dair insanların çokça şikâyet ettiği ve cevabı bulduğunda artık ilişkilerindeki kısır döngüyü değiştireceğine inandığı değerli bir farkındalık sorusu bu. Bu soruya sıkça rastlanıyor, üzerine atölyeler, seminerler, workshoplar yapılıyor.  Farklı ilişki deneyimlerinde aynı döngüyü yaşamak insanının ilişkilere dair mustarip olduğu bir çıkmaza işaret ediyor ve insanlar tatmin edici, sağlıklı bir romantik ilişkiye ulaşma umudunu yitirmeye başlıyor.

Bağlanma kitabının yazarları bunun bilinçdışı tercihlere dayandığını, insanı bu tercihlere yönelten dinamik sürecin de bağlanma stiliyle ilgili olduğunu açıklıyor. Bağlanma stili insanın ilişkilerine ve romantik tercihlerine dair adeta duygusal DNA düzleminde. Kitap bu kodu bilmek, tanımak ve ilişkilerdeki döngüyü değiştirmek adına yazılmış. Çünkü hep aynı şeyleri yaşamak tesadüf değil, bunun rasyonel ve duygusal temelleri var. Kitap bu temelleri bağlanma sistemimiz üzerinden irdeliyor. Daha önce yapılmış bilimsel çalışmaları da kaynak alan kitap John Bowbly'nin şu çıkarımıyla perspektifini oluşturuyor: “Romantik ilişkilerde önceden belirlenmiş bir şekilde davranmaya programlıyız.”

aşkı bulmanın ve korumanın bilimsel yolları

Bağlanma kuramıyla ilgili ilk çalışmaları John Bowbly yaptı ve “bağlanma” terimini ilk kez o kullandı (1950). Bağlanmayı insanların kendileri için önemli olan kişilere karşı geliştirdikleri güçlü duygusal bağ olarak tanımladı. Bowlby, ilk yazılarında, ruh sağlığı için bebek ve küçük çocukların anneleriyle sıcak, samimi ve devamlı bir ilişki yaşamaları gerektiğini söyler. Bağlanma teorisinin temelinde, bağlanma davranışının amacının "hissedilen güvenlik" olduğu düşüncesi vardır. Bakıcıya yakınlığın çocuğun hayatta kalma şansını artırdığını kabul ederek, bağlanma davranışının evrimsel işlevinin tehlikeli bir durumdan korunma olduğunu iddia eder. Bakıcının çocuğa verdiği tepkiler temelinde çocuğun bakıcısına ve kendisine ilişkin zihinsel modellerin yaşam boyu değişmez olduğunu ve her dönemde kişilerarası ilişkilerin niteliğini belirlediğini öne sürer.

Bowlby’nin kuramını ilk kez laboratuvar ortamında gözlemleyen kişi Mary Ainsworth’dür.  Araştırmalarının ana amacı bağlanma kuramını sınamaktır. Bu amaçla da Ainsworth ve arkadaşları “Yabancı Ortam” deneyini yaptılar. Bu teknikte önce bebek ve anne rahat bir laboratuvar odasına alınır. Bebek önce kısa aralıklarla anneden ayrılır, bir yabancıyla yalnız bırakılmış ve tekrar anneyle bir araya gelir. Böylece bebeğin bağlanma sistemi etkinleştirilmeye çalışılır. Çocuğun ve annenin davranışları ayrılık öncesinde ve sonrasında gözlemlenir. Sonuçta üç tip bağlanma olduğu tespit edilmiştir: Güvenli, kaygılı ve kaçıngan.

Birçok araştırma, bağlanmanın yalnızca bebekliğe özgü olmadığı, aynı zamanda hem çocukluk hem ergenlik hem de yetişkinliğe özgü bir durum olduğu konusunda bulgular elde etmiştir.  Bağlanma stillerinin devamlılığına ilişkin Waters ve arkadaşları (2000) yaptıkları çalışmada, bebekken bağlanma stilleri belirlenen çocukların test tekrar test yöntemiyle 20 yıl sonra yapılan ölçümlerinde bağlanma stillerinin %72 oranında benzerlik gösterdiğini buldular.

Bağlanma-Aşkı Bulmanın Ve Korumanın Bilimsel Yolları kitabının yazarları Amir Levine ile Rachel Heller Columbia Üniversitesinde psikoloji alanında çalışmalar yaptılar. A. Levine yetişkin psikolojisi üzerine çalışmalarında birçok ödül almakla beraber Nobel ödüllü hocası Eric Kandel ile aynı üniversitede çalışmalarını sürdürmektedir. Yazarlar kitapta psikoterapi alanındaki çalışmalarından danışanlarının romantik ilişki deneyimlerini de örnekleyerek bağlanma stilleri hakkında somut çıkarımlar elde etmemizi sağlıyor. Bağlanmanın evrimsel kökenlerini de irdeleyen kitap,  birçok sosyal deneye yer vererek bilimsel bir perspektif sunuyor.  Kitabın 20 yılı aşkın bir sürede yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıktığını da belirtmeliyim.

Birinci bölüm kendi bağlanma stilinizi öğrenmek için bilimsel bir test içeriyor. Elbette ulaştığınız sonucu irdeleyebilmeniz için bağlanma stilleriyle ilgili duygusal ve zihinsel tepki örneklerini içeren romantik ilişki deneyimlerine de yer veriyor. Üstelik bu ilişkilerin hiç biri kurgu değil, hepsi gerçek hayattan. Okur açısından teorik bilginin pratik yaşamdaki karşılığını görmek ve kendisiyle ilgili farkındalıklar yaratmak açısından oldukça besleyici. Kitapta bir ilişkiyi sağlıklı ve tatmin edici bir şekilde yaşama konusunda rehberlik edecek bilgiler de var.

İçerik dizini dört bölümden oluşuyor. Birinci bölüm “Bağlanma stillerini çözümlemek” okurun hem kendi hem de partnerinin bağlanma stilini fark etmesini sağlamak amacıyla bilimsel testler içeriyor. Temel argümanı, kendinizi ve partnerinizi tanımak mutlu bir ilişkinin ön adımıdır. Bu bölümde dikkat çeken başlıklardan biri de “Bağımlılık Paradoksu”. Bu kavramın temeli John Bowbly’nin yaşamımızı paylaşacak birine ihtiyaç duymamızın genetik yapımızdan kaynaklandığını evrimsel kökenlerimize dayanarak açıklamasında yatıyor. Kitabın yazarları bağımsız hissetmenin ve mutlu olmanın yolunun öncelikle bağlanılacak doğru insanı bulmakta yattığını bağımlılık paradoksuyla açıklıyor.

İkinci bölüm üç bağlanma stiliyle ilgili düşünsel ve duygusal özellikleri derin bir analizden geçiriyor. Bağlanma tipimizle ilgili biraz daha derinleşmemizi sağlıyor. İlişkilerimizde yaşadığımız kısır döngünün ve hayal kırıklıklarının bir tesadüf olmadığına dair deneysel bilgilere yer veriyor.  Mutlu olmak için bağlandığımız kişinin niteliğinin de önemli olduğuna vurgu yapıyor. Bu anlamda farklı bağlanma stillerine sahip romantik ilişkilerde yaşanan handikaplar, beklentiler ve çatışmalar terapi örnekleriyle okura sunuluyor. Bu bölümde altını çizerek “işte tam olarak ben” ya da partnerinizle ilgili  “tam olarak onu anlatıyor” diyebileceğiniz cümlelerinizin çoğalacağını düşünüyorum. İlişkilere dair yanlış inanışlar ve düşünce kalıplarının da kırılmaya başlayacağı bir bölüm. Aşk dediğimiz şeyin çoğu zaman bağlanma stilinin harekete geçmesi olduğunu anladığınızda geçmişi daha sağlıklı bir kavrayışla gözden geçirip içsel dünyanızda yerine oturmayan taşların doğal bir akışta yer bulduğunu fark etmeye başlayacaksınız... “Unutmayın: Harekete geçmiş bağlanma sistemi tutkulu aşk değildir. Evrimsel anlamda gerçek sevgi iç huzur demektir. “durgun sular derinden akar” sözü bunu anlatmanın iyi bir yoludur.” 

Neden ilişkilerimde sürekli sorun yaşıyorum?  Neden ilişkilerim hep aynı şekilde bitiyor? Üçüncü bölüm bu soruların cevabını veriyor. Sorun bağlanma stillerinin çakışmasında. Kaygılı biriyle kaçıngan birinin birlikteliklerinden doğan krizler, beklenti ve ihtiyaçların giderilmemesinin doğurduğu mutsuzluklar örnek olaylarla irdeleniyor. Yaygın kaygılı düşünceler ve davranışlar ile yaygın kaçıngan davranışlar ve düşünceler detaylı bir şekilde okura sunuluyor. İlgi çekici bir başlık da ayrılıktan sağ çıkmak. Bu başlık ayrılık süreçlerinin evrelerinden bahsettiği gibi bu süreci sağlıklı atlatmak konusunda rehberlik de yapıyor.

aşkı bulmanın ve kormanın bilimsel yolları

Son bölüm tatmin edici bir ilişki yaşamak konusunda önerilerde bulunuyor.  Sağlıklı ve tatmin edici bir ilişki yaşamak istiyorum ama bunun için nasıl bir bakış açısına sahip olmam ve nasıl yol almam gerektiğini bilmiyorum diyorsanız bu bölüm size göre.  Çatışmayı güvenli yollarla ve doğru adımlarla çözmek konusunda da rehber stratejilerden bahsediyor. Etkin olmayan iletişim örnekleri ve tepkisel davranışlar üzerinden kendinizi ve partnerinizi daha iyi anlayacağınız envanterler içeriyor. Son olarak etkin iletişim sağlayarak ilişkideki ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız somut çözümlemeler yapıyor.

Kitabın sonlarına doğru iki terapistin eşliğinde kendinizi anlamak konusunda çokça yol kat ettiğinizi fark edeceksiniz. Duygusal algılayışınızın rasyonel bir temelle örüleceğini, güçlü ve ilişkilere dair umutlu olacağınızı söyleyebilirim.

Yazardan okura sonsöz, “Umarız yirmi yıldan fazla süren araştırmaların sonuçlarından süzülen ilişkilere dair bilgelik içeren bu kitabı, romantik bağlarınızda mutluluk bulmakta ve hayatın her alanında yükselmekte kullanırsınız. Açıkladığımız bağlanma prensiplerine uyarsanız, hayatınızın en önemli deneyimlerinden birini kaçırmak yerine, derin ve tatmin edici aşkı bulmakta  –ve korumakta– büyük şans elde etmiş olacaksınız.”

              KİTAPTA CEVABINI BULABİLECEĞİNİZ YİRMİ BEŞ SORU
  1. Bütün ilişkilerimin birbirinin tekrarı olması tesadüf mü?
  2. Neden bütün ilişkilerimde hüsrana uğruyorum?
  3. Neden hep aynı tip insanlara âşık oluyorum?
  4. Neden bana değer veren insanlara bir şans vermekte zorlanıyorum?
  5. Neden bir ilişkinin içindeyken kendimi yalnız ve değersiz hissediyorum?
  6. Neden bir insanla romantik yakınlık kurduğumda kaygılanıyorum?
  7. Neden yakınlaştıkça boğulur gibi hissediyorum?
  8. Neden ilişkilerimde ufacık bir olumsuzluğu tehdit gibi algılıyor ve paniğe kapılıyorum?
  9. Neden sürekli terk edileceğimden endişe duyuyorum?
  10. Neden ulaşılmaz ve mesafeli insanları daha çekici buluyorum?
  11. Neden hep sorunlu insanları çekiyorum?
  12. Neden beni terk edenler gerçekten onlardan vazgeçtiğimde geri dönüyorlar?
  13. Yakın romantik ilişkiler kuramamamın sebebi bağımsızlığıma düşkün olmam mı?
  14. Strateji yaparak bir ilişki yürütmek mümkün mü?
  15. Partnerimin benim için doğru insan olduğunu nasıl anlarım?
  16. Ayrılık acısı nasıl geçer?
  17. İlişkide etkin iletişim nasıl kurulur?
  18. Çatışmaları güvenli bir şekilde nasıl çözerim?
  19. Mutlu ve güvenli bir ilişkiye nasıl ulaşırım?
  20. Sağlıklı bir ilişki için partnerime hangi soruları sormalıyım?
  21. Mutlu olmak için bir ilişkinin içinde olmak şart mı?
  22. İnsan doğası bağlanmaya uygun mu?
  23. Sağlıklı ilişki yaşamanın bilimsel yolları var mı?
  24. İlişkilerimdeki olumsuz döngüyü nasıl değiştirebilirim?
  25. Doğru insana bağlanmak için ne yapmalıyım?

Amir Levine-Rachel Heller, Bağlanma-Aşkı Bulmanın ve Korumanın Bilimsel Yolları, Ebrar Güldemler, Aganta Kitap.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR