Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Temmuz 2023

Hayat

Kapitalizmin Felaketi ve Seçeneği

Semih Gümüş

Paylaş

4

10


Kapitalizm o eski demokrasiyle her zaman barışık, sonsuza dek o demokrasiyle yaşamak istiyor. Niçin istemesin, o temsili demokrasi kendi çarkına gürül gürül su akıtıyor. İşte bu suyu kesip onların demokrasi oyununu bozmalıyız.

Sosyalistler sosyalizmi hiçbir zaman bir cennet tasavvuru olarak göstermez. Sosyalizm halkın temel gereksinimlerinin karşılandığı, eğitim, sağlık, enerji ve ulaştırma başta olmak üzere, bütün temel ve stratejik alanların kamuya ait olduğu, halka düşman bütün düşüncelerin ve eylemlerin dışında kalan düşüncelerin özgürlüklerine sınır getirilmediği bir toplum biçimi. Böyle olmasını amaçlıyoruz. Bu yoğunlaştırılmış tanımın ötesinde, Parti’nin sosyalizmi toplumun bütün hücrelerine varıncaya dek tasarlayıp örgütleme görevi çetin mi çetin bir mücadeleyi gerektirir.

Bugün dünyada sosyalizm hayaletinin kol gezmediğini biliyoruz bilmesine de, kapitalist sermaye ve onun siyasal gücü niçin sosyalizm düşmanlığından ve sosyalistler için her yerde çıktıkları sürgün avından bir türlü vazgeçmiyor. Hem sosyalizm korkusu onları ne kadar tetikte tutuyorsa bizi de o kadar diri tutuyor. Araya sıkışan sosyal demokratlar, sol liberal akımlar ve bu anlayışlardan da uzaklaşmış olan CHP, bir yandan sosyalizmden ve sosyalistlerden kaçarken sosyalizmin eskimiş olduğunu, gerçekliğinin olmadığını öne sürerken içinde yaşadıkları topluma bir katkı yaptıkları görülüyor mu? Bu ülkede en azından benim tanık olduğum son elli yılda bir dirhem katkılarını görmedik. Onlar hep bu batak sistemin değişmesini isteyegeldiler ama değiştirmek için ne sahici bir düşünceye sahip oldular ne de bunu yapabilecek bir kararlılık ve çaba içinde görüldüler. Kapitalizmi seçeneksiz gördükleri için, bütün amaçları onun içerden iyileştirmek. Düzen içinde kaldıkça, hatta içinde sıkıştıkları düzeni sözde değiştirmeye çalışırken kaçmasın diye onu sıkıca kavradıkça boğazlarına kadar suya battıklarını da görmüyorlar.

sosyalizm

Gözlerine perde indiği için şunu görmüyorlar ki, sermayenin olağanüstü merkezileştiği bu ülkede, beşli çetelerin ve onların çevresinde ağızları açık dolanan öteki sermaye güçlerinin, Ortadoğu’nun en güçlü devletinin desteğini aldığı yerde bu kör-sağır-dilsiz kapitalizmi içerden hayalle iyileştirme düşüncesinin karşılığı yok. Bu ülkede sermayenin ahlak yoksunluğunun örnekleri silinmeyecek biçimde her yere kazınmalı ki gelecek kuşaklar da unutmasın.

Daha dün beş yıl boyunca bir ölüm kalım seçimi olduğunu söylediğimiz seçimin kazanılması için bile hazırlanmayı beceremeyenler mi sistemi değiştirecek de halka daha iyi bir gelecek vaat edecek. Açıkça şu: Türkiye’de –aslı yok ama– kendini sosyal demokrat sanan CHP’nin ve –bir bölümü bazı internet sitelerinde toplanmış yazıp duran– sol liberallerin epeyce cahil olduklarını söylemek zorundayız. Onlar tersini hiç göstermediler. Ayrıca yaşadığımız Mayıs seçimleri, düzen muhalefetine ödenmesi gereken ciddi bir sorumluluk yüklemiştir.

Biz bugün de söylüyoruz: Sosyalizm bu felaketli ülkede bile bütün toplumun kurtuluşu için tek seçenektir. Başka bir seçeneği bilenler gösterebilir. Ve bugün daha güçlü bir kararlılıkla verilen mücadele yeni bir demokrasi ve ötesine geçiren bir tutumla yürütülmeli. 1960’larda gerçekliğini ellerimizde tuttuğumuz –ya da öyle sandığımız– sosyalizm hayalimizin 1990’lardan sonra sönmeye yüz tuttuğunu da yaşadık ve bununla birlikte iyaşayanlar bilir ki kapitalizmin berbat ettiği hayatın içinden sosyalizmin yeşereceğine olan inançlar içimizde her an hissedilir biçimde zayıfladı. Reel sosyalizm deneyiminin olumlu yanları olumsuz olanların altında kaldı. Bunlar bizim gerçeklerimiz.

O çöküntüyü çeşitli kereler yazdık, değerlendirdik, içinden sıyrılmak kolay değildi. Bugün yaşadığımız şu zor günlerde hem sosyalizm düşüncesi hem onun mücadele güçleri artık daha güçlü toplumsal karşılıklar yaratıyor. Yaşamsal bir seçimi kaybettik ama sosyalist hareket olduğu yerde duruyor. Kaybettik ama yenilmedik, diyoruz. Bunu derken hemen o anda durup düşünmüyor da değilim: Kendimizi teselli mi ediyoruz? Hayır, hatta çekingenliğimizi atarak söyleyelim: Sosyalist hareket kazandığı seçim başarısıyla artık hem kendisinin hem de sınıfın ve halkın geleceğini elinde daha sıkı tutuyor. Ülkede uzun süren durgunluk ve suskunluk halini atan bir silkinme içindeyiz. Değerini bilelim. Artık öncelikle sınıfın bütün çalışma alanlarında doğrudan söz söylemesinin olanaklarını yaratıp sendikal ve siyasal örgütlenmenin üstüne düşmek gerekiyor. Bugüne dek dayatılmış bütün demokrasi yalanlarının karşısına bir yeni demokrasi seçeneği koymalı, onu tastamam büyük bir programatik belge olarak çalışıp sunmalıyız.

Kapitalizm yaşamını bu gezegen varoldukça sürdürmeyecek. Ekonomik, toplumsal ve siyasal sistemiyle organik bir mekanizma, dolayısıyla onun da sonu var. Organik olan ölümsüz değildir. Onun krizlerinde düştüğü durumdan çıkmak için başvurduğu yollar kapitalizmin vahşi dönemlerinden daha vahşi.

Özellikle son yirmi yıl içinde ahlaksızca sömürdüğü göçmenlerin sırtından artı değer sömürüsünü katlayıp bir de göçmenlerin varlığını düpedüz sahte yabancı düşmanlığına tahvil ederek siyasal bir kazanım sağlamaya çalışan kapitalist sermaye ve siyasal sistemi, sosyalist harekete ciddi bir hedef gösteriyor: Göçmen politikası ve göçmenlerin demokrasiye katkıda bulunacak örgütlenmesi artık çok önemli. Yeni dünyanın böyle bir gerçekliği var ve bunu her gün canlı tutmak gerekiyor.

türkiye işçi partisi sosyalizm oggito

Öte yandan sosyalizm mücadelesi ve onun içinde çok önemli bir yeri olan yeni demokrasi mücadelesi devlet şiddetine dayalı bu otoriter rejim altında adım adım gelişen kazanımlarla, reformlarla da yürüyecek. Kapitalizm o eski demokrasiyle her zaman barışık, sonsuza dek o demokrasiyle yaşamak istiyor. Niçin istemesin, o temsili demokrasi kendi çarkına gürül gürül su akıtıyor. İşte bu suyu kesip onların demokrasi oyununu bozmalıyız. En azından her yurttaş şunu düşünmeli, düşünmeyenlerin kulağına su kaçırmalı: Demokrasi içinde yaşadığımıza göre –herkes öyle söylüyor– biz niçin bitmek bilmeyen bir demokrasi mücadelesi içindeyiz? Hem demokrasi içinde yaşayıp hem de demokrasi için mücadele etmek. Tuhaf bir ikilem.

İşçilerin sendikal örgütlenmesinin kitlesellik kazanması ya da kadınların ve gençlerin hakları için verilen mücadeleler, her gün daha çok toplu sözleşmenin işçilerin isteği doğrultusunda sonuçlanması, lgbti+ hareketinin mücadele azminin kırılmasının önlenmesi, şehirlerdeki kazanımların korunması, köylülerin büyük sermaye gruplarının yıkıcılığına karşı toprakları ve tarım alanları için verdikleri mücadelelerin başarıyla sonuçlanması ve bunlar gibi bir dizi kazanım, hiç kuşkumuz olmasın ki kapitalizmin içinden kemirilmesi demektir ve kapitalizmin gitgide vahşileştiği günümüzde, bu niteliğe uygun bir dizi reform, sonunda sınıfın ve toplumun ilerici güçlerinin kazanımları olarak, özünde devrimcidir, daha büyük bir geleceğin toprağını beslerler. Bu arada lgbti+ mücadelesi artık sınıf mücadelesinin ayrılmaz parçası gibi görülmeli.

Marx’ın, kapitalizmin kapitalistler değil, sermaye tarafından yönetildiğine ilişkin bir İngiliz sendika liderinden yaptığı alıntıyı tersine çevirerek söyleyelim: Sermaye en yüksek kârları elde edemediğinde tersine dönen hamamböceğine dönüşebilir.

Kârı yüzde 300’ken sermaye canavar, işçi sınıfı zayıftır – yüzde 100 kâr sermayenin bütün yasaları kontrol ettiğini gösterirken işçi sınıfı haklarını koruyamaz durumdadır – kârı yüzde 50 olunca hâlâ cesareti üstündeyken işçi sınıfı seyirci konumunda görünür – yüzde 20 kâr sermayenin sinirlerini yıpratmaya başlamışken işçi sınıfına cesaret verir – kârı yüzde 10’a düşen sermaye korku içinde kalırken artık işçi sınıfı ayağa kalkmıştır.

Peki bu çelişki ve çatışma sürecinin neresindeyiz? Zor bir aşamasındayız. Sendikalı işçi sayısı bütün işçilerin yüzde 10’u dolayında. 12 Eylül’den önce DİSK’in üye sayısı 500 bine yaklaşmışken bugün –belediyelerde çalışan işçiler dışında– en çok 100 bin dolayında. Halkın sınıf partisi olarak sosyalist partinin önündeki en zor durum bu. Grevler, kazanılmış toplu sözleşmeler ülkenin büyüklüğüne ve çalışan sayısına bakınca çok düşük sayıda. Demek ki ya sınıfın içinde örgütlenme ve siyasal çalışma yapılacak ya da gitgide sertleşen sermaye canavarları karşısında mahkûm kalacağız.

türkiye işçi partisi sosyalizm oggito

Sınıfın içinde mücadele Parti’yi de değiştirir ve eğitir. Bu sürece ne kadar çok üyesini katmayı başarırsa Parti, o kadar çok sayıda üyesini sosyalist bireylere dönüştürür.  Sosyalizm tasavvurunu içerden yaşamak da bizi değiştirir. Kesintisiz bir değişim süreci bu. Bu değişimde ne kadar başarılı olursak sosyalist hareket o kadar güç kazanır. Sosyalist bir kitle partisi olma sürecini öteki bütün dostlarından daha derin ve ümit verici biçimde yaşayan Türkiye İşçi Partisi, bu değişim sürecini nitelikli biçimde sürdürdükçe kalenin sağlam burçlarından olacaktır.

Üyeleri demokratik karar alma süreçlerinin ne kadar içinde olup aldıkları kararları ne kadar kendileri uygularsa Parti de o kadar canlı bir varlığa dönüşür, o kadar güçlenir. Sosyalist bir kitle partisi yaratma güçlüğünün üstesinden gelecek tek yol sanırım budur. Yoksa demokratik işleyişin ve ademimerkeziyetçiliğin yerine merkeziyetçiliğin ağır basması, merkezin genişleyen üye halkalarına ve Parti’ye büyük katkılar yapabilecek nitelikli kadrolarına uzak düşmesi, Parti’nin kendini yenileyip geliştirme şansını zora sokmaya başlar.

Siyasal eğitimler, her üyenin bir kurul ya da grup içinde bulunması, böylece Parti içindeki tartışmaların etkin ya da edilgin parçası olması, etkin olanlar arasında Parti’nin en önemli gereksinimlerinden olan kadroların daha çok sayıda yetişmeye başlaması, sokakta ve her üyenin kendi doğal çalışma alanında eylem içinde olması, böylece yeni bir demokrasi için, sosyalizm için verilen uğraşlar sırasında yeni bakış açıları ve alışkanlıklar kazanması… Parti böyle çalışırsa hem önü açılmaya hem sağlam büyümeye hem de dolayısıyla daha güçlü bir Parti, ön sıralarda bir müttefik olmaya başlayacaktır.

Sonunda sosyalizm düşüncesi bütüncül bir tasarım olarak önümüzde belirmeli, yani buna çalışmalıyız. Günümüz dünyasına ve ülke koşullarına uygun bu yeni sosyalizm tasarımı elbette geçen yüzyılda yaşanmış olumsuz deneyimlerden dersler çıkaracak, kendini yenileyecektir. Sosyalist toplum nasıl işçi sınıfının üretimden gelen gücüne ve birliğine bağlıysa yeni demokrasinin güvencesi de işçi sınıfının gücüne bağlıdır.

YORUMLAR

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Talha Büyüktepe

kapitalizmin çarkları, bizim gibi ahlakça yozlaşmış( çoğu alanda olduğu gibi) toplumlarda çok çok daha vahşidir. Varlık içinde yokluk yaşamamızın, elimizde olmayan çoğu şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesinin sebebi de budur. Cahillikten dem vuruyoruz ama biz de cahiliz. Bu sistemde uluslararası bir niteliğe sahip olma şansımız hiç olmadı ki. Sonra da hayat bizi buraya getirdi diyoruz. Bunu düzeltmek için adımlar asla geç değildir. Tabi "gelecek kuşaklar rahat etsin ben sıkıntılı yaşayayım" diyebiliyorsak..

24 Temmuz 2023

Öne Çıkanlar

Taner Barlas ile Türk Tiyatrosu ve Öte..Miray Aydın
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

7 Nisan 2025

Simyacılık

Her zaman olduğu gibi, yazdıklarına hayran olduğum için o kitapların yazarını da, Vüs’at O. Bener’i de çok merak etmiştim.Romanları değerlendirirken kullandığım öznel bir ölçütüm var. Sevdiğim romanların çoğu bende bir cümle ya da paragraf bırakır. İstemsizce o cümleyi ezberlerim, bazen iç..

Devamı..

Biri Bizi Gördüğünde Ne Görür?

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024