Amazon’un CEO’su Jeff Bezos rekor kırarak sadece bir günde kişisel servetine 13 milyar dolar ekledi. Bu gidişle 2026’da ilk trilyoner olması bekleniyor.
Bir kesimin çalışkanlık, yaratıcılık, topluma en çok faydayı sağlayan inovasyon kültürünün bir ürünü olarak gördüğü bu devasa servet, daha büyük tabloda gelişmiş ülkelerdeki gelir eşitsizliğinin en keskin kanıtlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Tabloyu 1900’lerin ortasındaki gelir farklarıyla kıyaslayınca o günden bugüne zenginlerin zenginliği katlanarak artarken maaşlı çalışanlar için bu durum aynı şekilde işlemiyor, zenginlerin daha “çalışkan” oluşları ise çok daha belirsiz.
Yaygın ekonomik görüşlere göre gelir eşitsizliğindeki artış, artan küreselleşme ve “süper yıldızlar”ın yükselişiyle alakalı. Şirketler ve yöneticiler, sermaye ve becerinin çok daha rekabetçi bir seviyeye geldiği küresel piyasada yarışıyor. Rekabetin katlanarak artması ve karmaşıklaşması en üretken şirketler için daha çok yatırım demek olurken, bu durum ekonomik dağılımın tepesindekiler için daha büyük getiriler anlamına geliyor, ancak dibindekiler için daha korkunç senaryolar ortaya çıkartıyor.
Bu görüşler aslında gerçekte olup bitenle biraz ayrık düşüyor. Dünya genelinde, özellikle Amerika ve İngiltere’de, üretkenlik seviyesi 2009 ekonomik krizinden bu yana yatay seyrederken, hatta düşüş trendi göstermeye başlamışken, gelir eşitsizliği hiç olmadığı kadar artmış durumda.
Bu durumun artan üretkenlik haricinde başka bir açıklaması mevcut: Artan küresel pazar gücü.
En büyük teknoloji şirketleri artık oligopol olarak küresel pazarı ve fiyatlandırmaları ele geçirmiş, yerel pazarı ise bulundukları yerde tekellerine almış durumdalar. Bunda küreselleşmenin payı yadsınamaz, sonuçta yerel işletmeler çokuluslu küresel şirketlerin fiyatlandırmalarıyla yarışabilecek seviyede asla değildi. Ancak bu durumun en önemli etkisi, artık Amazon gibi şirketlerin küresel pazar güçlerini maaş düşürmek, vergiden kaçmak, tedarikçilerini sıkıştırmak, devletin karar organlarını amaçları uğruna lobilemek için kullanabilmeleri.
Amazon gibi teknoloji şirketlerinin kazancının büyük kısmı internet üzerinden alışveriş yapan insanların alışveriş tercihleri sonucu ortaya çıkan bilgilerini kendi bünyelerinde topladıktan sonra bu verileri satmalarıyla elde ediliyor. Amazon Web Services (AWS) Amazon’un en kârlı kolu.

Amazon’un piyasa değeri- ve tabi ki Bezos’un kişisel serveti- şirketin topluma faydasındansa pazar gücünü yansıtıyor. Az sayıda şirketin katlanarak artan pazar gücü üretkenliği azaltıcı bir etkiye sahip. Artık ne iş gücü ne de inovasyon için rekabet etmek zorundalar. Kârlarını genellikle kendi hisselerini geri satın almak ya da pazar paylarını arttırmak ve daha fazla veriyi bünyelerine katmak için harcıyorlar. Amazon’un yakın zamanda gıda market zinciri Whole Foods’u satın alması, büyük şirketlerin Darwinci rekabet et ya da yok ol mantığıyla değil genişle ya da yok ol dürtüsüyle hareket ettiğinin en büyük örneklerinden.
Devletler de şirketleri güdümleyen bu mantığı serbest para politikalarıyla destekler durumda. Düşük faiz oranları büyük şirketler için fon birleşimi ve alımı konusunda muazzam kolaylıklar sağlıyor. Pandemi sebebiyle de daha önce görülmemiş oranda sağlanan parasal genişleme özellikle büyük teknoloji şirketlerinin hisse senedi değerlerinin tavan yapmasına yaradı.
Hayatımızın daha büyük bölümleri bu büyük teknoloji şirketlerinin etkisi altına girdikçe Bezos gibi insanların servetleri dağları aşacak. Onların servet yükselişi daha çok inovasyon veya daha çok istihdam anlamına maalesef gelmiyor. Pazar güçlerinin artmasıyla daha çok işgücü ve tedarikçi sömürülmesi, vergilerden daha çok kaçış anlamına geliyor.

Bu eşitsizlikle başa çıkmanın yolu ise üretim araçlarının mülkiyetinin demokratikleştirilmesi ve ekonomideki kilit kararların tayininin insanlara geri verilmesi. Pandemi sonrası daha iyi bir gelecek inşası varlık vergisi gibi ilerici ve dönüştürücü kararlar gerektiriyor. Yoksa süper zenginler, çalışan kesim, toplum ve hatta gezegen pahasına servetlerini katlamaya devam edecekler.
Kaynak: Jacobinmag
Çeviren: Alper Güngör






