Isadora Duncan, Sergey Yesenin[/caption]
Isadora Duncan dansı yaşamının kaynağına oturturken Sergey Yesenin devrimi Rus şiirine sokarak çağdaşları tarafından hayranlıkla karşılanmış. Dansın Kraliçesi olarak bilinen Isadora Duncan, Sergey Yesenin’le tanışana kadar evlilik kurumuna karşı durmuş, hayatına giren adamlarla yurt gezileri yapmış. Ancak Sergey Yesenin katı bir din eğitimiyle büyümüştü. Isadora Duncan ise kendinden 16 yaş küçük Sergey Yesenin gibi düşünmüyordu. Isadora, “Dans benim dinimdir” diyordu. Ancak Sergey Yesenin’in sert tavırları Isadora’yı çok etkilemişti. Birbirleriyle vakit geçirdikçe aralarındaki yaş farkını kapatmışlar. Isadora Duncan, Sergey Yesenin’e duyduğu hayranlığı etrafındakilere şöyle anlatıyordu:
“Bu, beklediğim yegâne kişidir. Bu, yaşam mutluluğumun son dirilişini borçlu olacağım büyük aşkımdır.”
Isadora’nın Sergey’e olan aşkını, hayranlığını göstermekten çekinmeyip her fırsatta dillendirmesi Sergey’in hoşuna gitmiş. Isadora’nın rahat, uçuk tavırlarından etkilenmiş Yesenin. Ülkesindeki kadınlar gibi alçakgönüllü, dindar, yumuşak biriyle birlikte olmak isterken Isadora gibi istediğini elde etmek için bütün dişiliğini kullanan, vahşilik ve şefkat arasında gidip gelen biriyle birlikte olmaya başlamış. Arkadaşları arasında külhanbeyi olarak bilinen Sergey Yesenin’in başını döndüren aşk, zamanla yerini krizlere bırakmış. Bir sabah şiir okuyup, Isadora’ya aşkını ilan eden Sergey Yesenin, ertesi gün onu evinden kovacak kadar değişebiliyordu. Isadora, efendisinin emirlerine uymak zorunda olduğunu zevkle hissetmiş. Sergey Yesenin’in bu sert karakteri Isadora’nın hoşuna gitmiş, ilişkiler için “iki insan arasındaki tutkulu duygular bir drama dönüşmediği takdirde bir şey ifade etmez” diyormuş.
Hayatı boyunca evlilik kurumuna karşı olan Isadora Duncan Sergey Yesenin’ e karşı koyamamış. Evliliklerini Stalin’in politikalarına karşı Sergey’i Rusya’dan çıkarmak ya da Sergey’in Isadora’nın şöhretinden faydalanmak için yaptıklarını iddia etseler de, Isadora “yaşamında ilk kez yasal bir kocaya sahip” oluyordu. Sevincini, “Bize mutluluk dileyen kartlar yazın… Bize tabaklar, tencereler ve tavalar hediye edin…” diyerek paylaşmış.
Döneminin yeniliklerini izleyen modern bir kadın olan Isadora ile kadınlara karşı köy geleneklerine bağlılığını sürdürmeye çalışan Yesenin için evlilik, sahip olma arzusu, güvensizlik ve kıskançlık üçgeninde çatırdamaya başlamış. Bir zaman sonra aralarındaki kültür ve yaş farkı sorun olmuş. Sergey Yesenin’in giderek artan alkol bağımlılığı ayrılık düşüncesinin filizlenmesine neden olmuş. Isadora arkadaşına yazdığı bir mektupta derdini şöyle anlatıyordu:
“Onun için o kadar uzun saatler ağlayıp inlemiştim ki sanki içimdeki tüm insani acıma yeteneğim tükenmişti.”
İçinde hâlâ yaşam enerjisi bulunduran Isadora, alkol bağımlılığına hastalık derecesindeki şüpheciliği eklenince dayanılmaz biri olan Sergey Yesenin’e daha fazla tahammül edememiş.
1927 yılında 27 Aralık gecesi kaldığı otel odasında şiir yazmak isteyince mürekkep bulamayan Sergey Yesenin, bıçakla çizdiği kolundan akan kanla şiir yazmış. Ertesi sabah kahvaltı için otel görevlileri odaya girince Sergey Yesenin’i pencereye asılmış halde bulmuşlar. Arkadaşları odaya girince yere atılmış sigaralar, devrilmiş masa, gece lambası görmüş.
Bir gece önce kanıyla yazdığı mektubu, arkadaşı Ehrlich’in elindeydi.
[caption id="attachment_21172" align="aligncenter" width="700"]
Isadora Duncan[/caption]
Elveda dostum benim, elveda Can dostum seninle dolu göğsüm Çok önceden belirlenen bu ayrılık Buluşmayı vadediyor ileride bir gün. Elveda dostum el sıkışmadan, konuşmadan, Üzülme ve kaşlarını eğme mutsuz. Ölmek yeni bir şey değil dünyada, Ama yaşamak da daha yeni değil kuşkusuz.
Isadora Duncan’ın ölümü ise, genç erkeklere olan zaafıyla birlikte gelmiş. Genç İtalyan sevgilisinin Bugatti otomobiliyle gezmeye çıktıklarında arabanın açık penceresinden rüzgârda havalanan atkısı tekerleğe dolanınca boynu kırılan Isadora Duncan yaşama veda etmiş. Sergey Yesenin ve Isadora Duncan bir dönem tutkulu bir aşk yaşasalar da hazin yaşam öyküleriyle anılmışlar. Aşklarıyla tarihe geçmeyi reddeden Sergey Yesenin, Rus edebiyatındaki saygın yerini korurken Isadora Duncan’ın adı da dans tarihine altın harflerle yazılmış. [caption id="attachment_11912" align="aligncenter" width="570"]
Isadora Duncan[/caption]
Kaynak: Carola Stern, Aşklar ve Çiftler - Isadora Duncan & Sergey Yesenin, Çeviren Atilla Dirim, İletişim Yayınları, 2000.






